9. Hukuk Dairesi 2024/15108 E. , 2025/3208 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/747 E., 2024/652 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 60. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/540 E., 2023/646 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor…
**9. Hukuk Dairesi 2024/15108 E. , 2025/3208 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/747 E., 2024/652 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 60. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/540 E., 2023/646 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Sağlık İşçileri Sendikası üyesi olduğunu, alt işveren şirketlerde çalışırken ihale şartnamesine göre düzenlenen ihale sözleşmesinde ücretin, asgari ücret baz alınarak, asgari ücretin en az %... fazlası olarak düzenlendiğini ve davacının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında (696 sayılı KHK) asgari ücretin %... fazlası ücretle kadroya geçtiğini ancak ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı ücret farkı, ikramiye farkı, ilave tediye farkı alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde evine gitmeden on ve on beşer günlük nöbetler ile yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, 20.00-06.00 saatleri arasındaki çalışmasının gece çalışması olduğunu ve gece zammı alacağına hak kazanmasına rağmen bu alacağının ödenmediğini, yine bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili, gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonra 375 sayılı Kanun Hükmüne Kararname (375 sayılı KHK) hükümleri çerçevesinde sulh sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra da ilgili düzenlemeler uyarınca eksiksiz olarak ödendiğini, davacının gece çalışması yapmadığını, Covid-19 salgınıyla mücadele kapsamında 02.04.2020 tarihinden itibaren önce yedi günlük sabit vardiya sistemine geçildiğini, bilahare sabit vardiya sisteminin on dört gün olarak uygulandığını, davacının fazla çalışma yapmadığını, yapmış olması hâlinde ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63.maddesi ve İş Kanuna İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca denkleştirme uygulaması yapıldığını, davacının yirmi dört saatlik dönem içinde on iki saati çalışmadan dinlenerek işyerinde geçirdiğini ve yemek ile barınma ihtiyacının da davalı Kurumca karşılandığını, bu sürede çalışmanın olmaması nedeni ile fazla çalışma olgusunun gerçekleşmediğini, davacının ücret farkı ile buna bağlı ilave tediye ve ikramiye alacakları ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, gece zammı ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı Bakanlık bünyesinde bakım merkezi işyerinde çalıştığı, 696 sayılı KHK gereğince sürekli işçi kadrosuna geçiş sürecinde imzalanan sözleşmede asgari ücretin belirli bir oran fazlasına yönelik bir düzenleme bulunmadığı, buna göre ücrete bağlı fark alacak taleplerinin reddinin gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası çalışılan yerin 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu gereğince tanımlanan ev tipi sosyal hizmet statüsünde bulunup bulunmadığının sorulması üzerine Elmadağ Kaymakamlığı Huzur Evi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Müdürlüğünce ev tipi sosyal hizmet statüsünde bulunmadıklarının bildirildiği, davacının 19.02.2021 tarihinde dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebinde bulunduğunun anlaşıldığı, ek raporda puantaj kayıtlarına göre yapılan hesaplamanın denetime elverişli, hükme esas alınmaya uygun olduğu ve burada hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı açıklanarak davanın kısmen kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir, IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın davalı yönünden miktar itibarıyla kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinliklikten reddi gerektiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan değerlendirmede; iş sözleşmesinde ücret artış oranına ilişkin hüküm bulunmadığından ve davalı Bakanlık uygulaması yerinde olduğundan fark ücret, ilave tediye, ikramiye taleplerinin reddinin yerinde olduğu, davacının kabule konu alacakları giriş çıkış saatlerini içerir yazılı delil olan puantaj kayıtlarına göre tespit edilmiş olmakla; davacı istinafının isabetsiz olduğu, ilk kararda faiz başlangıç tarihleri dava ve ıslah tarihi olarak kabul edilmesine rağmen davacı bu hususu istinafa getirmediğinden davalı lehine oluşan usuli müktesep haklar gereğince davacının bu yöndeki istinafının isabetsiz olduğu, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23. madde gereği yararlanılan çerçeve toplu iş sözleşmesi davacının 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yararlandığı bir toplu iş sözleşmesi olmadığından gece zammı alacağına en yüksek işletme kredisi faizi uygulanması gerektiğine yönelik istinafın da yerinde olmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin davalı Bakanlık bünyesinde alt işverenler nezdinde çalışırken tüm hak ve borçları ile davalı işverene devredildiğini, bu nedenle ücretinin eskiden olduğu gibi asgari ücretin oransal fazlası olarak ödenmesi gerektiğini, 2. Ücret, ilave tediye, ikramiye alacağı yönünden; davacının ücretinin davalı işveren tarafından olarak ve hiçbir dayanağı olmaksızın düşürüldüğünü, belirsiz süreli bireysel iş sözleşmesinde açıkça ücret kararlaştırılmadığı gerekçe gösterilerek ücret farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye farkı alacaklarının reddedildiğini, ancak davacının kadroya geçmeden önce ihale şartnamesinde yazılı olduğu üzere asgari ücretin yüzde oran fazlasıyla çalışmakta olduğunu, aynı koşullarda ve ihale sözleşmesinden en ufak bir fark ve düzenleme olmaksızın % ibaresi konulmak suretiyle aynı ücret üzerinden kadroya geçtiğini ve ücretinin rızası olmaksızın düşürülmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, 3. Davacıya ait bordrolarda ücret, ikramiye, ilave tediye, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ödemesi, ulusal bayram ve genel tatil ödemesi adı altında bir ödeme bulunmayıp, hak kazandığı alacakların hesaplanarak ödenmesinin davalının sorumluluğunda olduğunu, yapılan ödemelere ilişkin kayıtların tek tek belirlenmesi gerektiğini, oysa ki puantajlarda bu hususta herhangi bir kayıt bulunmadığını, 4. Davacının günlük yevmiyelerinin eksik ödendiğini, ilgili kanun ve sözleşmeler gereği müvekkiline yevmiye üzerinden ödeme yapılması gerektiği ortada olup Bakanlık görüşünün de yevmiye esasıyla hesaplanarak 31 gün çalışılan aylara ilişkin 31 gün üzerinden ücret ödenmesi gerektiği yönünde olduğunu, 5. Davacı ilave tediye alacağına hak kazanmasına rağmen bilirkişi raporunda bu hususta herhangi bir hesaplama yapılmadığını, 6. Davacının pandemi döneminde kapalı devre sistemiyle çalıştığını, Mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporuna da itibar edilerek davacının pandemi dönemi öncesinde ve sonrasında bir kısım alacaklarının ödendiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, 7. Davacının çalıştığı Kurumda bakıma muhtaç kişilere hizmet verildiği de gözetildiğinde davacının aynı çalışma sisteminde çalıştığının kabul edilemeyeceğini, sürekli bakım ve gözetim gerektiren kişilere hizmet veren davacının tam gün çalıştığını, işin doğası gereği çalışmaya ara vermesinin mümkün olmadığını, bu durumda fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve gece zammı alacaklarına hak kazandığını, 8. Davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları ile gece zammı alacaklarına ilişkin hesaplamaların hatalı yapıldığını, günlük 11 saati geçen gündüz çalışmalarının ve gece 7,5 saati geçen gece çalışmalarının karşılığı ile haftalık 45 saati aşan ve yılda 270 saati geçen fazla çalışmaların karşılığının ödenmediğini, 9. Mahsubun ilgili olunan aydan yapılması gerekirken toplam alacak üzerinden uygulanan mahsup işlemiyle yapılan hesaplamanın hükme esas alınamayacağını, hesaplama döneminin talebine rağmen eksik olduğunu, 10. Müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçinin, kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ücretinin tespiti ile talep edilen fark alacaklarının bulunup bulunmadığı ve fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ile gece zammı ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.