4. Hukuk Dairesi 2016/942 E. , 2017/8002 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 14/02/2013 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/04/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçes…
**4. Hukuk Dairesi 2016/942 E. , 2017/8002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 14/02/2013 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/04/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, 2013 yılbaşı gecesinde güven timi olarak adlandırılan görev kapsamında sivil polis olarak görev yaptığını, davalıların çalıştığı Takvim Gazetesi'nin 02/01/2013 günlü baskısında, hem manşette hem de devamında 13. sayfasında yayınlanan haberde fotoğrafının yayınlandığını, fotoğrafının üstüne konuşma baloncuğu açılarak "çekin, çekin herkese gösteririz" şeklinde yazı yazıldığını, bu yayın ile kendisinin tacizci olarak yansıtıldığını, bu şekilde kişilik haklarına saldırının gerçekleştiğini ve manevi zararı oluştuğunu belirterek oluşan manevi zararının tazminini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, manşet altında yayınlanan yayının kamuoyunda ahlaki yönden olumsuz gözle bakılan ve zaman zaman nefret boyutuna ulaşan taciz niteliğindeki davranışları konu edinmesinde toplumsal yararın bulunduğu ve haber niteliği taşıdığı kabul edilebilirse de taciz niteliğinde bir davranışı olduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmayan davacının da tacizci gibi algılanmasına neden olabilecek şekilde onun ağzından resim üzerine yazılan sözler nedeniyle davacının manevi zarar gördüğünün kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.