4. Hukuk Dairesi 2009/11568 E. , 2010/7123 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/01/2003 gününde verilen dilekçe ile karşılıklı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile karşı davanın reddine dair verilen 17/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar ve…
**4. Hukuk Dairesi 2009/11568 E. , 2010/7123 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 01/01/2003 gününde verilen dilekçe ile karşılıklı maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile karşı davanın reddine dair verilen 17/11/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, trafik kazası nedeniyle yaralanma ve araçların hasarlanmasından dolayı uğranılan karşılıklı maddi ve manevi zararların ödetilmesi isteklerine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı-karşı davacı tarafından temyiz olunmuştur. Dava konusu olay nedeniyle önceden açılıp sonuçlanan ceza davasında, karşı şeride geçerek kazaya yol açan davacı-karşı davalının olayda 6/8 oranda kusurlu olduğu kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir. Borçlar Yasası'nın 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince belirlenen kusur oranı hukuk yargıcı yönünden bağlayıcı değilse de kusurluluğa ilişkin maddi olgular hukuk yargıcı yönünden de bağlayıcıdır. Bu bağlamda, ceza mahkemesince kusurlu bulunup cezalandırılan kişi, hukuk mahkemesinde kusursuz kabul edilmez. Ceza mahkemesi kararı, davacı-karşı davalının şerit ihlalinde bulunduğu biçimindeki maddi olguya dayanmaktadır. Eldeki dava dosyasında bu maddi olgu belirlemesinin aksini gösterecek güçte kesin kanıtlar bulunmadığından, karşı şeride geçenin davalı-karşı davacı olduğuna ve davacı-karşı davalının kusuru bulunmadığına ilişkin bilirkişi raporlarına göre karar verilemez. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, ceza davasında kabul edilen kusur oranları üzerinden karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.