Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21/06/2004 tarihinde dava dışı ...bank da işe başlayarak en son bankanın ... şubesinde müdürlük yaptığını, 07/03/2017 tarihi itibariyle idari izinli sayılarak hakkında soruşturma olduğunun şifahi olarak bildirildiğini, 08/04/2017 tarihinde ... 11. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname ile de iş akdinin tazminatsız olarak feshedildiğinin bildirilmiş olduğunu, ancak müvekkilinin iş akdinin geçerli ve haklı bir nedenle feshedilmem
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İşleteni .... Ltd. Şti. olan, ... yönetimindeki ... plakalı araç ile işleteni ...olan ...yönetimindeki ... plakalı araçların 03/11/2017 tarihinde çarpışmaları neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ... plakalı aracın 03/11/2017- 2018 tarihleri arası kasko sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigorta güvencesine alındığını, kaza akabinde araçta meydana gelen hasar miktarının ekspere 10.044,51 TL olarak tespit ettirildiğini, ... plakalı araç işleteni ...ın hasar bedelinden ve ekspertiz ücretinden kaynaklanan alacağını davacıya temlik ettiğini, temlik kapsamında 31/12/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine başvurulmuş ise de davalı sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığını ve 23/12/2017 tarihinde temerrüte düştüğünü bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.250,00 TL hasar bedeli ile 250,00 TL ekspertiz ücretinin 23/12/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının temlik alacağı nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunduğunu ispat etmesi gerektiğini, hukuka aykırı esas ve şekil şartları sağlanmış temlik sözleşmesinin ispat edilememesi durumunda davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, aracın onarımına ilişkin masraflara katlanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir onayı olmadan haricen yapılan onarımlar bakımından poliçe özel ve genel şartları uyarınca müvekkilinin tazmin zorunluluğu olmadığını, davacı ve temlik edenin bu yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle %100 kusurlu olduklarını, sigortalı araç üzerindeki hasar miktarının 5.419,31 TL olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirkete sigortalı olan ... plakalı aracın minibüs (transporter) vasfında ticari bir araç olduğunu, aracın kullanım amacının ticari olduğunu ve davalı Sigorta şirketi tarafından genişletilmiş ticari mavi kasko sözleşmesi yapıldığını, bu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın tüketici mahkemesinin görevine girmediğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Dava, trafik kazasından hasar tazminatına istemine ilişkin olup, istinaf açısından uyuşmazlık konusu, HMK'nın 355. maddesine göre, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. HMK'nın 1.maddesine göre göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. HMK'nın 114/1-c bendi ile mahkemenin görevli olması dava şartı olarak kabul edilmiş olup 115/1. maddesine göre de mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3.maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanun'un 73. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi ile sigortacısı olan dava dışı ... arasında ... plakalı araç için "genişletilmiş ticari mavi kasko poliçesi" imzalanmıştır. Sigortalı araçta trafik kazası nedeniyle hasar oluşmuş ve davacı hasar bedelini temlik alarak bu davayı açmıştır. Dava dışı sigorta yaptıran gerçek kişi olmakla birlikte sigortalı aracın ticari vasıfta minibüs olması, aracın kazanç elde etmek için tur aracı olarak kullanılacak olması ve poliçenin dahi ticari kasko poliçesi olması nazara alındığında temlik eden gerçek kişi 6502 sayılı Kanun'un 3. maddesinde tanımlanan "tüketici" konumunda olmayıp davanın da mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesidir.