11. Hukuk Dairesi 2011/9963 E. , 2012/16816 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/02/2011 tarih ve 2009/105-2011/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2011/9963 E. , 2012/16816 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/02/2011 tarih ve 2009/105-2011/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkilinden aldığı parayı geri ödemediğin, müvekkilince davalı aleyhine Duisburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, yabancı mahkeme karanının 19/05/2008 tarihinde kesinleşmiş olduğunun karara şerh edildiğini ileri sürerek söz konusu yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; tenfizi istenen kararın müvekkiline tebliğ edilmediğini, dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığını, bununla beraber yabancı mahkeme kararının kanuna karşı hile suretiyle elde edildiğini ve Türk Kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece; toplanan delillere göre; dava konusu yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğine dair iki ayrı kayıt bulunduğu, bu kayıtlara göre kararın davalıya Alman Usul Kanunu'na göre doğrudan posta yolu ile tebliğ edildiği, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'ne Türkiye ve Almanya'nın da taraf olduğu, sözleşmenin 1972 tarihinde Türkiye'de yürürlüğe girdiği, sözleşmenin 10. maddesinde düzenlenen doğrudan posta yolu ile tebliğ hükümlerine Türkiye tarafından çekince konduğu ve kabul edilmediği, dolayısıyla kararın usulüne uygun olarak bakanlık aracılığı ile davalıya tebliğ edilmemesi sebebiyle ortadan kesinleşmiş bir mahkeme kararının olmadığı, davalının savunma hakkını kısıtlayan bu durumun kamu düzenine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; kararı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.