19. Ceza Dairesi 2016/57 E. , 2016/16082 K. Tebliğname No : ... ... 05/03/2014 tarihli baskısının ilk sayfasında yayımlanan "..." ve 13. sayfasında yayımlanan "..." başlıklı yazılar sebebiyle başvuran ....'in cevap ve düzeltme yazısının yayınlanması talebinin reddine dair ... Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2014 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin mercii .... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/04/2014 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararı aleyh…
**19. Ceza Dairesi 2016/57 E. , 2016/16082 K.** **"İçtihat Metni"** Tebliğname No : ... ... 05/03/2014 tarihli baskısının ilk sayfasında yayımlanan "..." ve 13. sayfasında yayımlanan "..." başlıklı yazılar sebebiyle başvuran ....'in cevap ve düzeltme yazısının yayınlanması talebinin reddine dair ... Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2014 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin mercii .... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/04/2014 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 06/11/2015 gün ve ... sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2015 gün ve ... sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Anayasa’nın 28. ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddelerinde ifadesini bulan basının haber verme hakkının, gerçeklik, güncellik, kamu yararı, toplumsal ilgi, konu ve ifade arasında düşünsel bağlılık unsurları ile sınırlı olduğu, bu unsurlardan birini taşımayan haberin hukuka uygun olduğundan söz edilmeyeceği, keza 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesinde yer alan, “Süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayım yapılması halinde, bundan zarar gören kişinin yayım tarihinden itibaren iki ay içinde göndereceği suç unsuru içermeyen, üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan düzeltme ve cevap yazısını; sorumlu müdür hiçbir düzeltme ve ekleme yapmaksızın, günlük süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren en geç üç gün içinde, diğer süreli yayınlarda yazıyı aldığı tarihten itibaren üç günden sonraki ilk nüshada, ilgili yayının yer aldığı sayfa ve sütunlarda, aynı puntolarla ve aynı şekilde yayımlamak zorundadır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, her ne kadar ... Sulh Ceza Mahkemesinin 28/03/2014 tarihli kararına karşı yapılan itirazın mercii mahkemesince kabulüne karar verilmişse de, tekzip isteminin 5187 sayılı Basın Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, gazete haberlerinin somut belge ve delile dayanma zorunluluğu bulunmadığı, tekzip talep eden tarafından da haberin gerçek dışı olduğuna dair bir belge ve delil de ileri sürülmemiş olduğu, haberin kamuoyunu ve ülke gündemini meşgul eden konulara ilişkin olup, muhabirin haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri gazete okuyucusunun dikkatini çekecek bir şekilde haberleştirilmesinden ibaret olduğu cihetle, söz konusu haberin 5187 sayılı Kanun’un 14. maddesi kapsamında kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici nitelikte olmadığı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; ... ( ...) kararında " Düşünceyi açıklama özgürlüğü, sadece hoşa giden veya zararsız ya da tepki yaratmaz sayılan haberler veya fikirler için değil, fakat devlete veya halkın bir kısmına ters düşen, şoke eden ya da üzüntüye sevk edenler için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve yeniliğe kucak açma bunu gerektirir ve bunlar olmadan demokratik toplum olmaz." biçimindeki ve yine ... (...) kararında da “Bu bağlamda Mahkeme, Sözleşme’nin 10(1). fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini gerçekleştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatır. İfade özgürlüğü, Sözleşme’nin 10(2). Fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulanır. Bunlar, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olup, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olmaz (bk. yukarıda geçen ... kararı, parag. 49). Basın söz konusu olduğunda, bu ilkeler ayrı bir öneme sahiptir. Basının, "başkalarının itibarlarını korumak" gibi çizilmiş sınırları aşmaması gerekmekle birlikte, kamunun menfaatinin bulunduğu diğer alanlarda olduğu gibi, siyasi meselelerde de haber ve fikirleri iletmek, yine basına düsen bir görevdir.” biçimindeki tespitleriyle “ifade özgürlüğü” yönünden ayrıntılı değerlendirmeler yapmış ve bu konuda kriterler belirlemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/02/2007 tarih ve ... E, ... K. sayılı kararında da; 5187 sayılı Basın Kanunu kapsamındaki cevap ve düzeltme istemleri hususunda yapılan değerlendirmede; “Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.” denilmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Kanun yararına bozma istemine konu somut olayda ... 05/03/2014 tarihli baskısının ilk sayfasında "..." ve 13. sayfasında "..." başlıklarıyla yayımlanan “ ...nın ... İletişim Başkanlığında yaptığı araştırma sonucunda 2012 yılından önceki tüm kayıtların çalındığı, ... personelinin teknik bilgisinin yeterli olmadığı için bazı yazılım şirketlerinden yardım alındığı, cemaate yakın olan ...’e ait ... kurumla ilişkisinin mercek altına alındığı ve bazı ... çalışanlarının paralel yapı tarafından tehdit edildiği hususlarının tespit edildiği” yönündeki habere ilişkin olarak itiraz mercii, yukarıda anılan kararlardaki kriterlere uygun değerlendirme yapmamış, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 14/1. maddesi uyarınca “şeref ve haysiyeti ihlâl edici veya gerçeğe aykırı yayın yapıldığı” kabul edilerek olaya ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle cevap ve düzeltme yazısının yayınlanmasının uygun olduğuna karar vermiştir. Bu nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden ... Asliye Ceza Mahkemesinin 07/04/2014 tarihli ve ... değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca BOZULMASINA, cevap ve düzeltme yazısının yayımlanmamasına, 21/04/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.