4. Hukuk Dairesi 2021/18792 E. , 2024/8239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1089 E., 2021/825 K. DAVA TARİHİ : 06.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul- Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü iledavanın kısmen kabulüne, davalılar vekilinin istinaf talebininreddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/3 E., 2018/113 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazmin
**4. Hukuk Dairesi 2021/18792 E. , 2024/8239 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1089 E., 2021/825 K. DAVA TARİHİ : 06.01.2015 HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul- Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü iledavanın kısmen kabulüne, davalılar vekilinin istinaf talebininreddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/3 E., 2018/113 K. Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine; davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Yayıncılık Reklamcılık Tur. Nak. İnşaat Ltd. Şti'nin imtiyaz sahibi, davalı ...'ın temsilcisi olduğu ... Gazetesi'nde 06.04.2014 tarihinde davalı ... tarafından kaleme alınan köşe yazısında kullanılan söz ve ifadeler ile müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, davalı eser sahibi hakkında hakaret suçundan ceza yargılamasının devam ettiğini, kullanılan fotoğraf ve başlık ile doğrudan müvekkilinin hedef alındığını, haksız şekilde suç isnadında bulunulduğunu, davalıların zarardan birlikte sorumlu olduklarını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hükmün tirajı en yüksek iki gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hakaret suçundan açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkilinin aynı zamanda Ulusal Parti Genel Başkanı olduğunu ve dava konusu kaleme alınan yazıda davacının değil mensup olduğu partinin eleştirildiğini, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, yazının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalılar ... Yayıncılık Reklamcılık Tur. Nak. İnşaat Ltd. Şti ve ... davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile siyasetçilerin ağır eleştirilere katlanmaları gerektiği kabul edilmekle beraber dava konusu yazıda, olay tarihinde başbakan olan davacının oyları çalmakla suçlandığı, eleştiri sınırını aşarak hakaret boyutuna ulaştığı, davalı eser sahibi hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı eser sahibi hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiğini, basın özgürlüğünün sınırsız olmadığını, haksız şekilde müvekkilinin fotoğraflarına yer verildiğini, bir kimsenin hırsızlıkla itham edilmesinin tahkir edici olduğunu, davalı tarafından iddia edilen hususların somut bir olguya dayanmadığını, değer yargısı olarak kabul edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat ile saldırının orantılı olmadığını, caydırıcı kabul edilemeyeceğini, kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili ...'a husumet yöneltilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş ve zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, müvekkili ...'nun aynı zamanda siyasi kimliği olduğunu ve eleştiri kapsamında yazının kaleme alındığını, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, yazının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.04.2014 tarihli Türksolu Gazetesinin kapağında yer alan fotoğraf ve dava konusu köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı, değer yargısı olarak kabul edilemeyecek nitelikte olgu isnadında bulunulduğu; davacının statüsü, kullanılan ifadenin ağırlığı, tarafların konumu, olay tarihi, eylemin davacı üzerindeki etkisi değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf talebinin reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın 06.04.2014 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yayın üzerinden geçen zaman ve kararın ilanından beklenen faydanın sağlanmayacağı gözetilerek kararın yayınlanması talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı eser sahibi hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının kesinleştiğini, basın özgürlüğünün sınırsız olmadığını, haksız şekilde müvekkilinin fotoğraflarına yer verildiğini, bir kimsenin hırsızlıkla itham edilmesinin tahkir edici olduğunu, davalı tarafından iddia edilen hususların somut bir olguya dayanmadığını, değer yargısı olarak kabul edilemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat ile saldırının orantılı olmadığını, caydırıcı kabul edilemeyeceğini, davalıların görevlerini yerine getirirken basiretli davranmadıklarını, delil sunulmadan seçimde hırsızlık yapmakla suçladıklarını, haberin geniş kitlelere ulaştığını, kamuoyunda olumsuz algı oluşmasına sebep olduğunu, kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, tam kabul kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin kasıtlarının bulunmadığını, siyasi amaçla ve eleştiri mahiyetindeki sözlerin hakaret olarak kabul edilemeyeceğini, davacının siyasi kişiliğinden dolayı sert eleştirilere katlanması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş ve zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, müvekkili ...'nun aynı zamanda siyasi kimliği olduğunu ve eleştiri kapsamında yazının kaleme alındığını, davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığını, yazının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu, hükmedilen tazminatın sansür ve cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; 06.04.2014 tarihinde Türksolu Gazetesi'nde yayınlanan köşe yazısı nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 17, 26, 28 ve 90 ıncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir: "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...." AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir: "1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir." TMK'nın "Kişiliğin korunması" kısım başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir: “Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir: “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.” Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015; Mehmet Ali Aydın, B. No: 2013/9343, 4/6/2015). İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: 40660/08). Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; Fatih Taş, B. No: 2013/1461, 12/11/2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez. Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konu gazetede davacının fotoğrafına da yer verilerek kullanılan başlık ve sarf edilen söz ve ifadelerin değer yargısı ya da eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinin, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığının, davalı eser sahibi hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onandığının, davacının kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ... sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacı ve davalılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.