10. Hukuk Dairesi 2022/9877 E. , 2024/7504 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1935 E., 2022/756 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/18 E., 2021/358 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılardan TEİAŞ vekilleri tarafında
**10. Hukuk Dairesi 2022/9877 E. , 2024/7504 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1935 E., 2022/756 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/18 E., 2021/358 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ve davalılardan TEİAŞ vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı TEİAŞ vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TEİAŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı TEİAŞ’a ait işyerinde diğer davalı alt işveren ...-... ... Enerji İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. işçisi olarak çalışırken 17.10.2011 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda yaralandığını ve sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu, davacının maddi ve manevi kayıplarının olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 35.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.10.2016 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 113.020,17 TL olarak arttırmıştır. Davacı vekili, Bakırköy 29. İş Mahkemesinin 2020/953 Esas sayılı dosyası ile 50.000 TL manevi tazminatın davalı TEİAŞ 'tan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...-... ... Elektrik şirketi vekili cevap dilekçesinde, davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Davalı TEİAŞ vekili cevap dilekçesinde, iş kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 05.08.2015 tarihli yazısına göre davacının 17.10.2011 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle maluliyet oranının Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde %9 olduğunun tespit edildiği, kusur oranının tespiti için alınan raporda olayın 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre iş kazası olduğu, olayda kaçınılmazlık faktörünün etkisinin olmadığı ve olayın öngörülebilir ve alınacak önlemlerle önlenebilir nitelikte olduğu, davalı TEİAŞ'ın %75 oranında, dava dışı ... ...’nın %25 oranında kusurlu bulunduğu, davalı ...- ... ... Eneıji İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ve davacı ...'in kusurlu bulunmadığının tespit edildiği, hesap raporu ile davacının maddi zararının 113.020,17 TL olduğunun tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında, davacının maluliyet oranının kesinleştirilmesi bağlamında taraflarca SGK Yüksek Sağlık Kurulu nezdinde itiraz başvurusu yapıldığı ve başvuru neticesinde Yüksek Sağlık Kurulu tarafından davacının maluliyet oranın %9 olarak tespit edildiği, davacının Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adi Tıp Anabilim Dalı Başkanlığına sevki sağlanmak suretiyle temin olunan maluliyet raporuna göre de davacının maluliyetinin %9 olarak tespit edildiği, raporlar arasında çelişki bulunmadığı ve davacının bu şekilde maluliyet oranının %9 olarak kesinleştiği, kazanın oluşunda davalı ...-... ... Enerji Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin kusurunun bulunmadığı, diğer davalı TEİAŞ'nin ise %75 oranında kusurlu bulunduğu anlaşılmakla kusur atfedilemeyen davalı ...-... ... Enerji Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, davalı TEİAŞ yönünden ise davanın kabulü ile 113.020,17 TL maddi tazminatın TEİAŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, kazanın oluş şekli, vücut bütünlüğünde meydana gelen zararın davacıda yaratmış olduğu üzüntü, tedavi süresince çekmiş olduğu acılar, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve paranın alım gücü ile ayrıca kaza tarihinde davacının yaşı dikkate alındığında ömrünün kalan kısmını %9 maluliyet oranıyla geçirecek olması nedeniyle manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davanın davacının geçirmiş olduğu iş kazasında kusuru bulunmayan davalı ... - ... ... Enerji İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden reddine, davalı TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş) yönünden kabulü ile 113.020,17 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı TEİAŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine; birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 9.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı TEİAŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan TEİAŞ vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili, takdir olunan manevi tazminat tutarının çok düşük olduğunu, manevi tazminat talebinin tamamen kabul edilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı TEİAŞ vekili, meydana gelen iş kazasında müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacının diğer davalı şirket işçisi olduğunu, müvekkil şirket yönünden husumet yokluğu sebebi ile davanın reddinin gerektiğini, davacının maluliyet oranının hatalı tespit edildiğini, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, takdir olunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kaza tarihi itibari ile talep olunan maddi ve manevi tazminat tutarlarının TBK 72 nci maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını beyanla istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.10.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacının yaralandığı, davalılar arasında 4857 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi kapsamında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının talep ettiği tazminatlardan davalı TEİAŞ isimli şirketinde sorumlu olduğu, davacının maluliyet oranının SGK tarafından %9 olarak tespit edildiği, bu tespite yapılan itiraz üzerine SGK Yüksek Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranının değişmeyerek %9 olduğunun tespit edildiği, itiraz üzerine Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 20.10.2020 tarih 2020/81 rapor numaralı raporu ile bu oranın doğrulandığı, her üç tespitte mübayenet bulunmadığı, davacının maluliyet oranının %9 olduğunun kesinleştiği, 25.05.2015 tarihli heyet kusur raporunda iş kazasında ilgililerin kusur durumlarının değerlendirildiği ve olaya uygun yapılan tespitler sonucunda iş kazasının meydana gelmesinde davacının herhangi bir kusurunun olmadığının tespit edildiği, iş kazasının meydana gelmesi neticesinde dava dışı işçi ...'nın öldüğü ve davacı işçinin yaralandığı, ... isimli kişinin davacı işçinin üstü konumunda bir görev yaptığı, iş kazasının meydana geldiği İkitelli-1 hücresinin açılması hususunda iş emri olmadığı, bu hücreye giriş yapan ... isimli işçiyi alt pozisyonda bulunan davacı işçinin engellemesinin beklenemeyeceği, olayın meydana gelmesinde davacı işçinin kusurunun bulunmadığı sabit olmakla beraber kusur oranlarının ileride açılması muhtemel rücu davasında belirlenmesinin iç ilişki niteliğinde olduğu, olay tarihinin 17.10.2011 olup davacı tarafından asıl davada maddi tazminat talebinin 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde 17.03.2012 tarihinde talep edildiği, maddi tazminat talebini ıslahla 12.10.2016 tarihinde artırdığı, davacının tüm taleplerinin 10 yıllık genel sözleşme zamanaşımı süresi içinde istendiği, zamanaşımına uğrayan maddi tazminat alacağının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebine ilişkin davalı TEİAŞ şirketinin istinaf başvuru sebeplerine itibar edilmediği; manevi tazminat yönünden yapılan incelemede, olay tarihinin 17.10.2011 olup davacı tarafından manevi tazminat talebinin 11.12.2020 tarihinde açılan birleşen dava ile talep edildiği, davacının manevi tazminat talebinin 10 yıllık genel sözleşme zamanaşımı süresi içinde istendiği, zamanaşımına uğrayan manevi tazminat alacağının bulunmadığı 22.06.1966, 66/7-7 sayılı İBK içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları, davacının olaydan sonra duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, psikolojik olarak etkilenme durumu, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, davacının vücudunda meydana gelen cizmani zararın boyutuna göre davacının manevi tatmin duygularının giderilmesi, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu gözönüne alınarak davacı lehine 15.000,00 TL manevi tazminat belirlenmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin düşük miktarda manevi tazminat belirlemesi nedeniyle davacı tarafın bu yönü kapsayan istinaf başvurusunun kabulüne karar verildiği gerekçesi ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf yoluna başvuru taleplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf yolu başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına maddi tazminat talebinde; davalı ... - ... ... Enerji İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılan maddi tazminat davasının reddine, davalı ...aleyhine açılan maddi tazminat davasında 113.020,17 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...isimli şirketten alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinde; davalı ...Ş aleyhine açılan manevi tazminat davasında 15.000,00 TL manevi tazminatın iş kazası tarihi olan 17.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ...isimli şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TEİAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı TEİAŞ vekili, dava konusu iş kazasının davacı tarafın kusurlu hareketi sonucu meydana geldiğini, bütün önlemlerin alınmasına ve öğle arası olmasına, hatta görevlendirilmemesine rağmen kazaya sebebiyet veren işi yapmış olan işçinin, bu kazaya kendi hatası ile sebebiyet verdiğini, atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacının diğer davalı şirketin işçisi olduğunu, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu sebebi ile davanın reddi gerektiğini, davacının iş göremezlik oranının hatalı tespit edildiğini, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi Başkanlığına tevdii talebinin Mahkemece dikkate alınmadığını, takdir olunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kaza tarihi itibari ile talep olunan maddi ve manevi tazminat tutarlarının TBK 72 ncimaddesi gereğince zamanaşımına uğradığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 51, 52, 54, 55 ve 417 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16,19 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki kayıt ve belgelerden, ... ... Enerji Ltd. Şti. sigortalısı olarak trafo işletme teknisyeni görevi ile çalışan davacının 17.10.2011 tarihinde, trafo arızasını gidermekle görevlendirilen TEİAŞ personeli ... ile birlikte trafo içinde bulundukları sırada meydana gelen patlamada yaralandığı, TEİAŞ Genel Müdürlüğü ile yüklenici sıfatıyla ... ... Enerji ..Ltd.Şti arasında 17.9.2010 tarihinde imzalanan istisna kapsamında 154 KW iletim trafo merkezlerinin (bakım ve güvenlik hizmetleri hariç) işletilmesinin hizmet alımı yolu ile yapılmasına yönelik sözleşmenin bulunduğu, SGK tarafından denetim raporu ile olay iş kazası kabul edilerek kusur oranı belirtilmeden işveren ... ... Enerji..Ltd.Şti.' nin kusurlu ve sigortalı ...’in ağır kusurlu olduğu, TEİAŞ işçisi ...’nın ve TEİAŞ’ın da 3 üncü kişi olarak olayda kusuru bulunduğunun belirtildiği, bu dosyada alınan 5.3.2014 tarihli kusur raporunda davalı TEİAŞ 'ın %25, davalı işveren ... ... Enerji Ltd.Şti. %60 kusurlu, davacının %15 kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiği, hükme esas alınan 25.5.2015 tarihli heyet raporunda ise davalı TEİAŞ'ın %75, dava dışı TEİAŞ personeli ...'nın %25 kusurlu olduğu, davalı ... ... Ltd.Şti ile davacının kusuru olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun 24.9.2013 tarihli Sağlık Kurul Kararı ile davacının sürekli iş göremezlik oranının %9 olarak belirlendiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 09.09.2015 tarihli kararında %9 olarak meslekte kazanma gücü kaybının tespit edildiği, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı ve rapor içeriğinde E cetveline göre sürekli iş göremezlik oranının %8.2 olduğunun bildirildiği görülmektedir. 2. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar. b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar. c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır. ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır. d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede,"İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur: a)Risklerden kaçınmak, b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek, c)Risklerle kaynağında mücadele etmek, ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek, d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak, e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek, f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek, g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek, ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı). 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanı sıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. 3.Öte yandan, 5510 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. 4. Somut olayda Mahkemece yapılacak iş; aynı olaya ilişkin olarak Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2012/82 Esas sayılı dosyası ve anılan dosyada verilen kararla davacı ... hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine görülmekte olan ceza davası varsa ilgili dosyanın celbedilmesi, 10. Hukuk Dairesinin 2022/11686 Esas, 2022/14204 Karar sayılı dava konusu iş kazasında ölen ... ile ilgili rücuan tazminat dosyasının bu dosya arasına alınması ve varsa davacı ile ilgili olarak açılmış rücuan tazminat dosyasının dosyaya eklenmesinden sonra, A sınıfı iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi heyetine SGK denetim raporunu, ceza dosyası ile kesinleşen rücu dosyasında esas alınan kusur oranlarını da değerlendirmek ve karşılaştırmak suretiyle, tarafların olayın meydana gelmesindeki kusur oranını belirlettirmek, iş bu kusur oranını mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek karar vermekten ibarettir. Öte yandan, davalının iş göremezlik oranı yönünden temyizine ilişkin incelemede, Yüksek Sağlık Kurulu kararına davalının itirazı kapsamında Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Dairesinden rapor alınması; mevcut raporlar arasında çelişki oluşması ve itiraz halinde ise raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken, Üniversite Hastanesinden rapor alınarak sonuca gidilmesi bozma sebebidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı TEİAŞ - Türkiye Elektrik İletim A.Ş. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.