T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1848 KARAR NO : 2026/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE ... MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/774 KARAR NO : 2025/858 DAVA TARİHİ: 17/06/2025 KARAR TARİHİ: 14/10/2025 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1848 KARAR NO : 2026/245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE ... MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/774 KARAR NO : 2025/858 DAVA TARİHİ: 17/06/2025 KARAR TARİHİ: 14/10/2025 DAVA: Tazminat KARAR TARİHİ: 18/02/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.04.2023 tarihinde müvekkile ait ...plakalı araç kiracı kullanımında iken 24.04.2023 tarihinde, ... Derbent Mevkii Eski ... Asfaltı Caddesinde bulunan davalı ... ... Anonim Şirketi olduğu ve diğer davalı ... ... Limited Şirketi'ne ait akaryakıt istasyonunda; müvekkile ait araç sürücüsü, istasyon içerisindeki oto yıkama alanında aracını yıkarken yıkama demiri araç üzerine yıkılarak araçta oluşan hasardan ... ... Anonim Şirketi ve ... ... Limited Şirketi müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, hasar faturasından da görüleceği üzere müvekkiline ait araçta KDV dahil 64.627,01-TL tutarında hasar oluştuğunu, aracın çeşitli yerlerinden darbeler alarak kapsamlı bir tamir sürecinden geçtiğinden ikinci el piyasa rayiç değerinde ciddi bir düşüş yaşanacağı günümüz ikinci el araç piyasa gerçeklerinden olmakla davalıların değer kaybı ve haksız fiili sebebiyle ortaya çıkan araç mahrumiyet (kazanç kaybı) bedelinden de sorumlu olduklarını belirterek davanın kabulü ile; 64.627,01 TL hasar bedeli, 100,00 TL (HMK 107. madde uyarınca belirsiz alacak) araç mahrumiyet bedeli (kazanç kaybı) ve 100,00 TL (HMK 107. madde uyarınca belirsiz alacak) araç değer kaybı bedeli açısından olmak üzere şimdilik toplam 64.827,01 TL tazminata olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra açılmış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin Türkiye’de tek faaliyet konusunun madeni yağ üretimi ve satışını gerçekleştirmek olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’de benzin/dizel gibi yakıt ürünlerinin ne üretimini ne de satışını gerçekleştirmediğini, zira müvekkili şirketin bir akaryakıt dağıtım şirketi olmadığını, dolayısıyla müvekkil şirkete ait bir akaryakıt istasyonu olmadığı gibi müvekkilin sözleşmeli bayileri de bulunmadığını, müvekkil şirket tarafından sadece, dağıtım şirketi olan ...A.Ş.'ye, ... ve ... markalarını Türkiye’deki akaryakıt istasyonlarıyla ilgili hizmet faaliyetleri kapsamında 31 aralık 2025 tarihine kadar kullanma hakkı verildiğini bu nedenlerle husumet itirazında bulunduklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ayıplı hizmetten doğan sorumluluğun hizmet sağlayıcısının kendisine yüklenmesi gerektiğini, müvekkilinin tedarikçi/dağıtım şirketi dahi olmadığını, ileri sürülen olay ilgili akaryakıt istasyonunda vuku buldu ise burada müvekkili şirketin herhangi bir müdahalesinin bulunmadığı açık olduğunu, bu sebeple de varsa çıkan zararı tazmin etme yükümlülüğünün söz konusu olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 24.04.2023 tarihinde davacıya ait aracın kiracı tarafından kullanılması esnasında davalılara ait akaryakıt istasyonundaki oto yıkama alanında yıkama demirinin araç üzerine yıkıldığı ve aracın hasarlandığı iddiasıyla hasar bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve araç değer kaybı bedelinin tahsili isteminden ibaret davada, Mahkememizin 2025/453 E., 03/10/2025 tarih 3 numaralı ara kararı gereği, Davalı ... ... A.Ş aleyhine açılan davanın tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydının yapılmasına dair ara karar kurularak, dosya tefrik edilerek ve mahkememizin 2025/774 E. sayılı dosyasına kaydı yapıldığı, davalı ... tarafından sunulan evraklara göre ... ve Totalenenergies markalarının Türkiye'de yasal sahipleri olduğu ve söz konusu markanın Türkiye'de akaryakıt istasyonları ile ilgili hizmet faaliyetleri kapsamında kullanım hakkının ...A.Ş'ye devredildiğinin EPDK'ya bildirildiği, Mahkememizce EPDK tarafından oluşturulan Petrol Piyasası Dağıtıcı Lisansları sorgulamasına ilişkin internet sayfasından yapılan tetkiklerde davalının akaryakıt dağıtım lisansı bulunmadığı, dava dışı ...Anonim Şirketi'nin ise ... lisans numarası ile ..., ... ve ... markaları altında dağıtım lisansının bulunduğu, davalının ... ve ... isimli markaların sahibi olduğu, ancak Türkiye'de akaryakıt dağıtım lisansı bulunmadığı, ... ve ... markasının kullanım haklarının akaryakıt dağıtım şirketi olan dava dışı ...A.Ş'ye devredilmiş olması sebebiyle meydana gelen kaza kapsamında salt marka hakkının kullanımının devredilmesi sebebiyle bir sorumluluğu bulunmayacağı kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle Davanın USULDEN REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin davada makul yanılgıyı dikkate almaksızın davayı pasif husumet yokluğundan reddettiğini, oysa taraflarınca açılan davanın davalı ...'e yöneltilmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediğinden mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davada HMK'nın 124/3. maddesi uygulanmaksızın davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddedilmesinin hukuka ve usul ekonomisine aykırılık teşkil ettiğini, lisansın ve marka kullanımının ... A.Ş.’ye devredilmiş olmasının taraflarınca öğrenilmesi mümkün olmayan bir teknik durum olduğunu, bu nedenle mahkemenin, davayı reddetmeden önce HMK'nın 124/3. uyarınca tarafımıza taraf değişikliği imkanı tanıması gerekirken, doğrudan usulden red kararı vermesinin HMK'nın 27. maddesinde güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkının ihlali ve Anayasanın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkının zedelenmesi niteliğinde olduğunu, davalının lisans ve marka devri ilişkisinin taraflarınca bilinemez nitelikte olduğundan, yargılama gideri ve vekalet ücretinin müvekkili üzerinde bırakılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, usul ekonomisi ve hakkaniyet ilkelerini gözetilmeden hukuka aykırı olarak hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet alım sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 17.06.2025 tarihinde açılarak İstanbul 3. Asliye ... Mahkemesi'ne tevzi edilen ve 2025/453 E. sırasına kaydı yapılan davanın davalılar ... ... Anonim Şirketi ve ... ... Limited Şirketi'ye karşı açıldığı, dava dilekçesinde 24.04.2023 tarihinde davacı şirkete ait ...plakalı aracın akaryakıt istasyonunda oto yıkama hizmeti sırasında yıkama demiri araç üzerine düşmesi nedeniyle araçta oluşan hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedellerine ilişkin tazminatın talep edildiği, ... ... Limited Şirketi'nin akaryakıt istasyonunun sahibi ve işleteni, ... ... Anonim Şirketi'nin ise hizmet sağlayıcısı olduğu iddia edilerek haksız fiil kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunun iddia edildiği, davalı ... ... Anonim Şirketi cevap dilekçesinde ise akaryakıt dağıtım hizmeti vermediklerini ve bayilerinin bulunmadığını savunarak pasif husumet bulunmadığını savunduğu, İlk Derece Mahkemesince 03.10.2025 tarihli ön inceleme duruşması 3 numaralı ara kararı ile "Davalı ... ... A.Ş aleyhine açılan davanın tefriki ile mahkememizin ayrı bir esasına kaydının yapılmasına," dair karar verilerek 2025/774. E. Sırasına kaydedilen dosyanın 14.10.2025 tarihli tensip tutanağı ile "Davanın USULDEN REDDİNE" dair karar verildiği, gerekçeli kararda da davalının pasif husumetinin bulunmadığına dair kanaatin bildirildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Sıfat davanın esasına yani maddi hukuka ilişkin bir kavram olup dava konusu talep bakımından kimin hak sahibi, kimin yükümlü olduğunu ifade eder. Davada davacı ve davalı olarak yer almakla taraf olarak gösterilenlerin maddi hukuk bakımından gerçekten bu niteliği taşıyıp taşımamaları tümüyle birbirinden farklı kavramlardır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadığı ile ilgilidir (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, S.607). Sıfat, nihai karar verildiğinde, davanın haklı veya haksız olduğunu ifade eder. Dava takip yetkisi ve sıfatın davadaki durumunu belirtmek bakımından, davanın yürütülmesi ve karara ulaşmasındaki sürecin dava takip yetkisini, bu sürecin sonunda maddi hukuka yönelik sonucun ise sıfatı karşıladığı söylenebilir (Pekcanıtez Usul, S.612). Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Mesela, bir alacak davasında davacı olma sıfatı, o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, (dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil) davacının davacı (borçlu) sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı reddedilir... Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü sıfat, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (subjektif) hakkın özüne ilişkin, bir maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def'i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hakim kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden gözetir (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, C.I, S.332, 333, 334).Somut uyuşmazlıkta, davacıya ait aracın oto yıkama hizmeti sırasında zarar görmesine ilişkin maddi vakıada, davacı taraf hizmeti alan, diğer tefrik öncesi ana dosyada yer alan davalı ... ... Limited Şirketi'nin hizmeti sunan konumunda olduğu, olay tarihi olan 24.04.2023 tarihinde iş bu davalısı ... ... Anonim Şirketi'nin olayın gerçekleştiği akaryakıt istasyonunu işletmediği, ... ... Anonim Şirketi ile dava dışı ...A.Ş. arasında akaryakıt markasının kullanımına ilişkin sözleşme bulunduğu hususları sabittir. Bu durumda davalı ... ... Anonim Şirketi'ye karşı hizmet alım sözleşmesi ve/veya haksız fiil sorumluluğu uyarınca husumet yöneltilebilecek bir durumun somut olay özelinde bulunmadığı anlaşılmakla pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair gerekçe itibariyle karar verilmesinde isabetsizlik bulunmasa da İlk Derece Mahkemesince hüküm tesis ederken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın usulden reddine karar verilmesi hatalıdır.Davacı vekilinin iradi taraf değişikliğine ilişkin istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede; 6100 sayılı HMK'nın "Tarafta İradi Değişiklik" başlıklı 124.maddesinde; "(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. (2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." düzenlemesi yer almaktadır.Bir dava, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilen kimselerle yürütülür ve davanın sonunda bu kimseler hakkında karar verilir... Kanunî taraf değişikliği esasen dava esnasında maddî hukukta gerçekleşen olayların davaya yansıması olarak gerçekleştirilmesi gereken değişikliktir... Buna karşılık iradî taraf değişikliği, hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu davanın taraflarının dava dilekçesinde yanlış veya eksik gösterilmesi durumunda bu hatanın giderilmesi için yapılması gereken değişikliktir... Bir kimse sırf dava dilekçesinde davacı veya davalı olarak gösterilmekle davada taraf konumunu elde eder. Ancak bu kimseler hakkında esasa ilişkin bir yargılama yapılabilmesi için, bu kimselerin davanın gerçek tarafı olmaları gereklidir. Ancak bazen hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu davanın taraflarının yanlış veya eksik belirlenmesi mümkündür. Bu durumda taraf değişikliği yapılmak suretiyle bu hata telafi edilmezse bu davanın reddi ve söz konusu davanın gerçek davacı tarafından veya gerçek davalıya karşı açılması gerekir. Bu durum hem yeni bir dava açılmasına hem de ilk davada yapılmış olan işlemlerin tekrar yapılmasına sebebiyet vereceğinden usûl ekonomisine aykırı olur. İşte dava açılırken davanın tarafları yanlış veya eksik belirlenmiş ise bu hatanın telafi edilerek davaya gerçek taraflarla devam edilebilmesi için, davada taraf değişikliği yapılması gerekir. Bu durumda yapılması gereken taraf değişikliği, iradî taraf değişikliğidir. İradî taraf değişikliği yapılmak suretiyle gerçek tarafı yanlış veya eksik belirlenmiş bir davanın reddi ve aynı konuda yeni bir dava açılması ve ilk davada yapılmış olan usûl işlemlerinin tekrar yapılması önlenmiş; dolayısıyla usûl ekonomisi gerçekleştirilmiş olur. İradî taraf değişikliği, mahkemeye yönelik tek taraflı usûlî bir talep içeren ve kural olarak, karşı tarafın rızası ile hâkimin iznine ihtiyaç olmadan sonuç doğuran bir taraf usûl işlemidir... Karşı taraf bu değişikliğe açıkça rıza gösterirse taraf değişikliğinin gerçekleşmesi için, ayrıca hâkimin taraf değişikliğine izin vermesi gerekmez. Bu nedenle karşı taraf, iradî taraf değişikliğine ilişkin talebe açıkça rıza gösterdiğinde, hâkimin taraf değişikliğinin istisna hükümleri (m. 124/3-4) kapsamına girip girmediğini araştırmasına gerek kalmaz... İradî taraf değişikliği yapılmasına ilişkin talep üzerine hâkimin taraf değişikliğine izin verilebileceği hâller üç grup altında toplanmıştır. Bunlardan ikisi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükme göre, taraf değişikliği talebinin hâkimin izniyle yapılabilmesi için, tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin "maddî bir hatadan kaynaklanması" veya taraf değişikliği talebinin "dürüstlük kuralına aykırı bulunmaması" gerekir. Bu iki sebepten birisinin mevcut olması yeterlidir. Ancak tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi genellikle bir hataya dayandığından veya taraf değişikliği talebi dürüstlük kuralına aykırı olmayacağından, hâkimin bu konuda iznini almak çok zor olmayacaktır. Elbette dürüstlük kuralına aykırı taleplere hâkim izin vermeyecektir. Örneğin, davayı kaybedeceğini anlayan davacının aleyhine hüküm ve yargılama giderine hükmedilmemesi için sürekli olarak taraf değişikliği yapmasına izin verilmeyecektir. Bu her şeyden önce dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. Buna karşılık dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi hâkim tarafından kabul edilebilir. Hatta dürüstlük kuralına aykırı düşmemek şartıyla bir dava boyunca birden fazla iradî taraf değişikliği yapılabilir. Zira Kanun’da taraf değişikliğinin sadece bir kez yapılabileceğine ilişkin bir sınırlama getirilmemiştir... Hâkimin izniyle taraf değişikliği yapılabilecek hâllerden üçüncü istisna grubu ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. Maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hükme göre, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.I, S.619, 622, 623, 649, 650, 651, 652)Somut uyuşmazlıkta, HMK'nın 124. maddesi uyarınca tarafta iradi değişiklik için temel koşul davacı tarafın talebinin olmasına ilişkindir. Davacının bu talebini mahkemece değerlendirilmesi üzerine bir karar verilir. Mahkemenin resen hareket geçerek taraf değişikliği yapması veya davacı tarafa yönelik bu konuda hatırlatıcı mahiyette ara karar oluşturması somut olay özelinde çok sınırlı istisnai hallerde bazı içtihatlarda yer verilmiş olsa da kanunun açık hükmüne ve taraflarca getirilme ilkesine aykırı düşmektedir. Davalı ... ... Anonim Şirketi'nin 20.06.2025 tarihinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinin davacı vekiline 28.06.2025 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin davalı vekilinin cevap dilekçesinde dile getirdiği husumet itirazından haberdar olduğu ve ön inceleme duruşma tarihi olan 03.10.2025 tarihine kadar bu konuda beyan ve talepte bulunmadığı, ön inceleme duruşmasında da ileri sürülen husumet itirazına karşı da istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü tarafta iradi değişiklik talebinde bulunmaması ve bulunulsa dahi kabul edilip edilmeyeceğinin her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği karşısında İlk Derece Mahkemesince yapılan işlemde hata bulunmadığından bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğine yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan incelemede ise; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi karşısında davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik karar verilmesinde isabetsizlik bulunmasa da, vekalet ücreti olarak hükmedilen 30.000,00 TL miktarın dava değerinin 64.827,01 TL olması karşısında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7 nci maddesinin ikinci fıkrası:"Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklindeki hükmüne aykırı olarak hesaplandığı anlaşılmakla, dava değeri 64.827,01 TL olup tarifenin yukarıda maddesi uyarınca üçüncü kısma göre %16 oranında nispi olarak yapılan hesaplamada 10.372,32 TL miktarında davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.Açıklanan sebeplerle; davanın esasıyla ilgili olarak yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkemece kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş ise de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi uyarınca KABULÜNE, İstanbul 3. Asliye ... Mahkemesi'nin 2025/774 Esas, 2025/858 Karar sayılı ve 14/10/2025 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; a-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden, a-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcı ile dosya tefrik edildiğinden alınmayan 2025 yılı başvuru harcı 615,40 TL olmak üzere toplam 1.347,40 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, b-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, c-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ç-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'nin 7/2. maddesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.372,32 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, d-Yatırılan gider/delil avansından artan kısmın HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine, 3-İstinaf İncelemesi Yönünden; a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL'nin istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, c-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, ç-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/02/2026