Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun kurum içinde atmış olduğu bir slogan nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun kurum içinde atmış olduğu bir slogan nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/8/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde terör suçundan hükümlü olarak Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır. Terör suçlarından hükümlü olan A.A. adlı kişi 12/4/2017 tarihinde Bandırma Adliyesindeki işlemlerinden sonra tekrar Ceza İnfaz Kurumuna getirilmiştir. Adı geçen kişi, X-Ray adı verilen ve güvenlik amacıyla kullanılan cihazdan geçtiği sırada cihaz bir uyarı vermiştir. Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından tutulan tutanağa göre pantolondan kaynaklı olarak cihazın uyarı vermesi nedeniyle A.A.dan pantolonunu çıkarması ve aynı yerde bulunan eşofmanı giymek suretiyle cihazdan tekrar geçmesi istenmiştir. Tutanağın devamında; A.A.nın pantolonu çıkarma konusunda zorluk gösterdiği, ikna çalışmaları sonucunda pantolonunu çıkarmayı kabul ettiği belirtmiştir. Ancak tutanakta adı geçen kişinin pantolonunu çıkarırken "insanlık onuru işkenceyi yenecek" şeklinde slogan attığı ve pantolonunu çıkardıktan sonra odasına üzerine bir şey giymeden iç çamaşırı ile gitmek istediği ifade edilmiştir. Tutanakta son olarak X-Ray cihazından iç çamaşırlarıyla geçen A.A.nın bu şekilde odasına kadar götürüldüğü kayıt altına alınmıştır. Başvurucuya göre ise yapılan uygulama sistematik bir işkence hâlini almıştır. Başvurucu "rutin arama" adı altında icra edilen uygulama ile onur kırıcı bir şekilde "zorla soyundurma" yapıldığını belirtmiştir. 17/4/2017 tarihinde, terör suçlarından hükümlü olan R.O. ve adlı kişiler Bandırma Devlet Hastanesine götürülmüşler ve aynı gün saat 20 sıralarında Ceza İnfaz Kurumuna dönmüşler; kurum içine alınmadan önce ceza infaz kurumu kuralları gereği standart arama işlemine tabi tutulmak istenmişlerdir. Ceza İnfaz Kurumu görevlileri tarafından tutulan tutanağa göre adı geçen kişiler arama işlemine karşı çıkmışlar, "baskılar bizi yıldıramaz" şeklinde slogan atmışlardır. Tutanağın devamında, nin üzerinin zorla arandığı ve daha sonra her iki hükümlünün Ceza İnfaz Kurumundaki odalarına götürüldüğü ifade edilmiştir. 17/4/2017 günü saat 50 civarında, terör suçlarından hükümlü ve tutuklu olan bazı kişiler tarafından slogan atılmaya ve oda kapılarına vurulmaya başlanmıştır. Olayla ilgili tutulan tutanağa göre söz konusu kişiler "baskılar bizi yıldıramaz" şeklinde slogan atmışlar, oda kapılarına vurarak zarar vermişler ve diğer suçlardan tutuklu ya da hükümlü olan kişileri kışkırtmışlardır. Başvurucunun beyanına göre ise kendisi ve arkadaşları "insanlık onuru işkenceyi yenecek" şeklinde slogan atmışlardır. Söz konusu eylemler sonrasında eylemin gerçekleştiği odalarda kalan yaklaşık 170 kişi hakkında bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu da bu 170 kişiden birisidir. Disiplin soruşturmasını yürütmek üzere bir muhakkik görevlendirilmiştir. Haklarında disiplin soruşturması yapılan kişilere muhakkik tarafından olayla ilgili savunma yapmaları için bildirimde bulunulmuştur. Başvurucu 20/4/2017 tarihinde savunmasını sunmuştur. Başvurucu savunmasında genel olarak 17/4/2017 tarihinde ve R.O. adlı kişilerin aranması olayından bahsetmiştir. Başvurucu, adı geçen arkadaşlarının E.A. adlı infaz koruma memuru tarafından hakarete uğradıklarını ve insanlık dışı bir muameleye maruz kaldıklarını, E.A.nın bu nitelikteki eylemlerinin gittikçe ağırlaştığını ifade etmiştir. Bundan başka başvurucu, Ceza İnfaz Kurumu idaresinin işkenceye varan bu uygulamalara sessiz kaldığını, bu nedenle kendisinin ve arkadaşlarının bir protesto yapmaktan başka çare bulamadıklarını belirtmiştir. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı (Disiplin Kurulu) disiplin soruşturması sonucunda, 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen "Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak" eylemini gerçekleştirdiği gerekçesiyle başvurucu hakkında "2 ay haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" cezası verilmesine karar vermiştir. Disiplin Kurulu öncelikle başvurucu ve diğer kişilerin savunmalarına ilişkin bir değerlendirme yapmıştır. Söz konusu değerlendirme şu şekildedir:"Savunmalarında iddia etmiş oldukları ters kelepçe yapılma şeklinin kurumumuzun görevli memurları veya yönetimi ile ilgili olmadığı, görevli jandarma personelinin güvenlik tedbirlerinin alma şekli ile alakalı olduğu bilinmektedir. Ters kelepçeye karşı çıkarak hastane veya mahkeme gibi yerlere gitmeyi red eden hükümlü ve tutukluların kamera görüntüleri incelendiğinde ise herhangi birilerine darp, cebir şiddet uygulanmadığı görülmektedir. Ayrıca; hükümlü A.A.'ın iç çamaşırı ile mahkum kabul biriminden koğuşuna kadar götürülme olayı da incelendiğinde; Mahkeme dönüşünden sonra kuruma girişi sırasında X-Ray cihazından geçiş yapmak istediği sırada pantolon kısmından sinyal verdiği pantolonunun değiştirilerek eşofman giyip sinyal vermeden geçmesi kendisine söylendiği, fakat hazırda bulunan eşofmanı giymeyi red edip, sinyal veren pantolonunu kendi isteği ile çıkarmak ve pantolonunu giymeden koğuşuna kadar gitmek istemesinin üzerine gerekli güvenlik önlemleri alınarak koğuşuna kadar götürülmüştür. Pantolonunu giymeme olayında görevli personelin giydirmeme gibi bir olay olmamıştır. Tamamen hükümlü A.A.'ın kendi isteği doğrultusunda gerçekleşen bir eylemdir. Bu durum ise gerek tutulan tutanaklardan gerekse de adı geçen hükümlülerin bulunmuş oldukları koğuşlardan kendi aralarında yapmaya çalıştıkları pusula (not) kağıtlarındaki yazışmalardan sabittir. Bütün bu nedenlerden dolayı hükümlü tutukluların savunmalarına itibar edilmemiştir." Disiplin Kurulu daha sonra başvurucu ve diğer kişilerin gereksiz olarak slogan attıkları sonucuna varmıştır. Başvurucu, Disiplin Kurulunun kararına karşı Bandırma İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyette bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği, başvurunun itirazını 19/6/2017 tarihinde reddetmiştir. Söz konusu kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tercüman eşliğinde savunma veren hükümlüler ile Türkçe beyanda bulunan hükümlülerin özetle savunmalarında, arkadaşlarının hastane dönüşü görevliler tarafından darp edilmesini protesto amaçlı slogan attıklarını beyan ettikleri bu şekilde koğuşta bulunan terör hükümlülerinin ikrarında slogan atma eyleminin sabit olduğu, bu şekilde disiplin cezasını gerektiren eylemi işledikleri açıkca sabit olduğundan hükümlülerin itirazlarının ayrı ayrı reddine ...Yukarıdaki gerekçeler doğrultusunda tutuklulara disiplin cezası verilirken alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesi bildirilmediğinden 2 Ay Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (Telefon etmek, mektup ve faks gönderip almaktan yoksun bırakma) cezasının 1 Ay Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (Telefon etmek, mektup ve faks gönderip almaktan yoksun bırakma) cezası olarak düzeltilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, İnfaz Hâkimliği kararına itiraz etmiştir. Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 28/7/2017 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, mahkeme kararını 7/8/2017 tarihinde öğrenmiş; 14/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır." 5275 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasının (e) bendinde düzenlenen ve "Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama" cezasını gerektiren eylem şudur:"...e) Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak. "