12. Hukuk Dairesi 2015/11013 E. , 2015/22083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetl
**12. Hukuk Dairesi 2015/11013 E. , 2015/22083 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlular yasal sürede icra mahkemesine başvurarak senetteki imzanın keşideciye ait olmadığını, dolayısıyla aval verenin de keşideci gibi taahhüt altına girdiğinden onun da sorumlu tutulamayacağı ileri sürülerek imzaya ve borcu itirazda bulundukları, mahkemece davanın kabulü ile takibin durdurulmasına, alacaklının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. 1- Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz, İİK.nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddenin üçüncü fıkrasında, icra mahkemesince imza incelemesinin aynı kanunun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut olayda, itiraza konu olan imza üzerinde yapılan incelemede bilirkişi Dr. ... tarafından düzenlenen 18.11.2014 tarihli raporda, senet üzerindeki imzaların keşideci ... eli ürünü olduğu belirtilmiştir. Borçlunun itirazı üzerine bu kez ... Kurumu ... Şubesi tarafından inceleme yapıldığı, imza incelemesi sonucu düzenlenen 25.12.2014 tarihli raporda, imzaların ...'in eli ürünü olduğunu gösterir nitelik ve yeterlilikte bulgu saptanmadığı görülmektedir. Mahkemece ... Kurumundan alınan rapor hükme esas alınarak itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, söz konusu raporun anılan kurumdan alınmış ve heyetçe düzenlenmiş olması yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ona üstünlük sağlamaz. Zira ... Kurumu ... Dairesinin imza incelemesinde son merci olarak kabulü hususunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2009 tarih ve 2009/12-282 sayılı kararı ). Öte yandan, ... Kurumu ... Dairesi tarafından düzenlenen raporda, imzanın borçlu ...'e ait olduğu konusunda olumlu veya olumsuz bir tespit yapılamamış ise de, sonuç itibariyle raporda bir görüş belirtildiği ve bu şekilde belirtilen görüşün (alacaklı tarafça aksi ispatlanmadığı sürece) borçlu lehine sonuç doğurduğu, mahkemece alınan ilk raporda ise imzanın borçlunun elinden çıktığının belirtildiği anılan raporun alacaklı lehine bulunduğu görülmektedir. Bu durumda bilirkişi Dr. ... tarafından düzenlenen ve kesin kanaat bildiren 18.11.2014 tarihli rapor ile imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı konusunda görüş bildirmeyen ... Kurumu ... Dairesince düzenlenen rapor arasında çelişki meydana gelmiş olup bu çelişkinin giderilmesi bakımından konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine yeniden imza incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. 2- 6102 sayılı TTK'nun 778. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken TTK'nun 702. maddesinin birinci bendine göre aval veren kişi kimin için taahhüt altına girmiş ise aynen onun gibi sorumlu olur. Bu hükümden, aval veren ile lehine aval verilenin sorumluluklarının (şartı ve derecesinin) aynı olduğudur. Aval verenin sorumluluğunun olması şekil ve ehliyet yönünden geçerli bir aval beyanının varlığı halinde mümkün olur. Bu husus TTK'nun 702. maddesinin ikinci bendinde "aval veren kişilerin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir" hükmü ile açıklanmaktadır. Bu hükümden lehine aval verilen bono borçlusunun, borcu şekil noksanlığından başka bir nedenle batıl olsa bile, aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, lehine aval verilen keşideci imza itirazında bulunmuş olup, keşidecinin borcu bulunmasa ve hatta imzası sahte olsa dahi keşideciye atfen atılı bulunan bir imza bulunduğundan aval veren ... borçtan sorumludur. Mahkemece avalist yönünden takibin iptali talebinin reddi gerekirken bu borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle keşideci borçlu ... yönünden, 2 nolu bentte yazılı nedenlerle aval veren borçlu ... yönünden İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.