3. Hukuk Dairesi 2024/4231 E. , 2025/2946 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2626 E., 2024/1530 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/263 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor di
**3. Hukuk Dairesi 2024/4231 E. , 2025/2946 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2626 E., 2024/1530 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Biga 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/263 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ve davalının kardeş olduğunu, müvekkilinin davalının kendisine Almanya'da taşınmaz alacağı vaadine güvenerek 28.000,00 Euro verdiğini, müvekkilini uzun süre çeşitli bahanelerle oyaladığını, satış işlemleri için bizzat Almanya'ya gitmesi gerektiğini söylemesi üzerine 2017 yılında müvekkilinin eşi ile birlikte Almanya'ya gittiklerini, buna rağmen davalının taşınmaz almadığı gibi parayı da iade etmediğini ileri sürerek; 28.000,00 Euro'nun fiili ödeme günündeki rayiç değeri üzerinden Türk Lirası olarak davacının adına taşınmaz alım işlemlerinin yapılacağı ümidiyle gittiği Almanya'dan dönüş tarihi olan 02.03.2017 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılan bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacıdan para almadığını, taşınmaz alımı konusunda da taahhüdünün bulunmadığını, iddia edilen meblağın elden verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin bu denli yüksek bir meblağı cebinde yurt dışına çıkaramayacağını, 10 Euro üzeri nakitlerin yurt dışına cepte çıkartılmasının beyana tabi olduğunu, müvekkilinin buna dair beyanının bulunmadığını, davacı ve eşinin 2017 yılında Almanya'ya geldiğini, her ne kadar müvekkiline vekâletname çıkartılmış ise de taşınmazı bizzat görüp almaya karar verdiklerini, ancak davacının eşinin taşınmazı beğenmemesi üzerine 10 günlük tatil sonunda döndüklerini, daha önce para alınmış olması halinde bu aşamada iade edileceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanıkların dinlenmesi neticesinde, davacının emekli olmak için Almanya'dan kendisine bir ev alması için davalıya vekâletname vererek, tüm masrafları dahil 28.000,00 Euro verdiği, paranın davalının bir arkadaşı aracılığıyla yurt dışına elden teslim ile çıkarıldığı, bu hususta davacı tanıkları E.P, ile tarafların ortak kuzeni M.D.'nin doğrudan beyanı olduğu, ayrıca tanık M.D.'nin taşınmazın davacı üzerine devredilmediğini belirttiği, 2017 yılında tarafların Almanya dönüşünde aralarındaki sözleşmeye güven ilişkisi içerisinde devam edildiğinin tanık beyanları ile anlaşıldığı, E.P. ve T.P.'nin tanıklıklarının duyum ve birebir şahit olma hususlarında belirli olup aktarımın olay örgüsüne uygun olduğu, her iki tarafla da eşit akrabalık seviyesinde olan tanık M.D.'nin ise görgüye dayalı ve bizzat davalıdan alınan beyanlara ilişkin tanıklık yaptığından bahisle davacının iddiasını ispatladığı, 2017 yılında Almanya dönüşünde sözleşmeyi bitirmediği daha sonra da davalıyı temerrüte düşürücü işlem yapmadığından temerrütün dava tarihi itibari ile oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 28.000,00 Euro'nun fiili ödeme günündeki rayiç değeri üzerinden Türk Lirası olarak 03.01.2022 tarihinden itibaren devlet bankalarınca Euro cinsinden açılan 1 yıl vadeli mevduat hesaplarına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen davacı tanığı M. D.'nin davacı ve davalının kuzeni olması, her iki tarafa da aynı derecede hısımlığa sahip olması ve iddiaya ilişkin bilgisinin bizzat davalıdan duyumuna ilişkin olduğu gerekçesiyle, mahkemece tanık beyanına itibar edilerek verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak harcın Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı üzere dava tarihindeki kur karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2 maddesine göre, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilerek davanın kabulü ile harca dair mezkur şekilde hüküm kurmuş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince temyiz başvurusunda bulunulmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, vekilin hesap verme ve iade borcu kapsamında en yakın ve davacının adına taşınmaz alım işleminin yapılacağı ümidiyle gittiği Almanya'dan dönüşü olan 02.03.2017 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği belirterek kararın bozulmasını talep edilmiştir. Davalı vekili, tanıkların davacının birinci derecede yakınları olduğu, duyuma dayalı beyanda bulundukları, paranın davacı tarafından verilip verilmediğine ilişkin araştırma yapılmadığı ve davalının delillerinin toplanmayarak hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ve İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle HMK 203. maddesi uyarınca, tarafların kardeş olması nedeniyle, her iki tarafa da aynı derecede hısımlığa sahip tanık beyanıyla davacının iddiasını ispatladığı, taraflar arasında belirli bir vade kararlaştırılmadığı ve davacının davadan önce davalıyı temerrüde düşürmediğinin anlaşılmasına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.