T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/303 - 2026/510 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/303 KARAR NO : 2026/510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2022/261 E. - 2023/450 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/303 - 2026/510 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/303 KARAR NO : 2026/510 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/11/2023 NUMARASI : 2022/261 E. - 2023/450 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 tarih ve 2022/261 Esas - 2023/450 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca bilinen "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, Türkiye'de de 2003/29295 sayılı "..." ibareli markanın tescilli bulunduğunu, davalı ...'ın 2020/130038 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, Kurum tarafından müvekkilinin Türkiye’de yeterli kullanımı olmadığı gerekçesiyle itirazlarının reddine karar verilmiş ise de bu tespitin aksine müvekkili markalarının ülkemizde de kullanıldığını, müvekkili markasının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının ana unsurunu taşıdığını, dolayısıyla bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalı yanın müvekkilinin tescillerini engelleme amacıyla hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu, davalının benzer şekilde bilinen ibareleri kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-5035 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, somut uyuşmazlıkta SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, SMK m. 6/1 koşullarının somut olayda bulunmadığını, davacı markasının kapsamı ile müvekkili başvurusunun kapsamının farklı olduğunu, dolayısıyla işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının ticaret unvanının varlığının tek başına bir hükümsüzlük gerekçesi olmayacağını, davacı markasının tanınmış olduğunun kabulü halinde dahi bu durumun tek başına tescil engeli yaratmayacağını, davacı markasının tanınmış olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/130038 sayılı marka kapsamında yer alan 08. sınıftaki "Elektrikli-elektriksiz buharlı ütüler" malları ile davacı yanın önceki tarihli markası kapsamındaki mallar arasında benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, başvuruda yer alan sair mallar bakımından emtia benzerliği şartının oluşmadığı, benzerliği tespit edilen mallarda, taraf markalarının birebir aynı esas unsuru taşımaları nedeniyle karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, işlem ve dava dosyasına sunulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markanın başvuru tarihinden öncesine ait sınırlı sayıdaki reklam, kullanım ve tanıtım delillerinin, davacı markasının SMK m. 6/4 ve 6/5 kapsamında tanınırlığının ispatı açısından yeterli olmadığı, davacı yanın SMK m. 6/3 ve 6/6 düzenlemeleri uyarınca, uyuşmazlık konusu marka kapsamında yer alan mallar bakımından üstün ve gerçek hak sahipliğini ortaya koyamadığı, sunulan delillerin davacı adına tescilli 2003/29295 sayılı marka kapsamında yer alan mallardaki kullanımları göstermeye elverişli olduğu, bu durumun ise davacı lehine SMK m.6/1 kapsamında benzerliği bulunan malların dışında ek bir koruma bahşetmeyeceği, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2022-M-5035 sayılı kararının "Elektrikli, elektriksiz buharlı ütüler" malları yönünden iptaline, davaya konu markanın aynı mallar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu markanın müvekkiline ait ticaret unvanının ana unsurunu birebir içerdiğini, bu nedenle başvurunun reddinin gerektiğini ve aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, davalı markası ile müvekkil adına tescilli markanın aynı olduğunu, dolayısıyla bu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu markanın, müvekkili markasının serisi olarak algılanacağını, başvurunun tescil edilmesinin ve kullanılmasının, müvekkili markasının sulanmasına ve ayırt edici niteliğinin de zayıflamasına yol açacağını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, istinafa konu mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında iptal edilen mallar yönünden karıştırılabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, çekişme konusu malların niteliğinin, kullanım amacının, hitap edilen tüketici kesiminin, malların genel kaynağı ve dağıtım kanallarının farklı olduğunu, ayrıca söz konusu mallar arasında rekabet veya tamamlayıcılık ilişkisinin de bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı yanın önceki tarihli markasının kapsamında yer alan mallar ile davanın kabulüne karar verilen mallar arasında benzerlik bulunmadığını, davacı markasının beyaz eşya grubu malları kapsar iken müvekkiline ait marka kapsamında benzer görülen malların küçük ev eşyası grubunda yer aldığını, mahkeme kararında bu ürünlerin aynı iktisadi kaynakça üretilerek satılan mallar olduğu değerlendirilmişse de sektördeki büyük firmalara bakıldığında, beyaz eşya üreten markalar ile küçük ev eşyası üreten markaların tamamının farklı bulunduğunu, elektrikli ev aletlerinin sık olarak satın alınmayan, tüketicilerin bu ürünleri alelade şekilde almadığı mallar olduğunu, bu nedenle de anılan mallar arasında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2003/29295 sayılı "..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamında yer alan "Elektrikli, elektriksiz buharlı ütüler" malları yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markaları aynı ibareden oluştuğu gibi içinde elektrik mühendisi de bulunan bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere "Elektrikli, elektriksiz buharlı ütüler" malları yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiği, sayılan mallar dışında kalan mallar yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşulun sağlanmadığı, davacının ticaret unvanından kaynaklanan bir tescil engelinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerle davacı markasının tanınmış olduğunun ispat edilemediği anlaşılmakla davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davacı tarafça, gerek marka başvurusuna itiraz aşamasında gerekse de dava dilekçesinde, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğu hususuna da dayanılmış, ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle bu iddia yerinde görülmemiştir. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu başvuru "..." ibareli olup, davacının ticaret unvanı ve önceki tarihli markası da aynı ibarelidir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere "..." ibaresinin, dilimizde ve diğer yaygın bilinen dillerde herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. Öte yandan, yine dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda, davacının "..." ibareli markasını, dava konusu başvuru tarihinden önce dünyanın birçok yerinde kullandığı açıklanmıştır. Bu durumda, dilimizde ve yaygın olarak bilinen diğer dillerde herhangi bir anlamı olmayan, tamamen yaratılmış ve özgün bir ibare olan "..." ibaresinin, davacı tarafça ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde kullanıldığı, her ne kadar tanınmış olduğu dosya kapsamındaki delillerle ispat edilmese de söz konusu markanın yaygın biçimde kullanıldığı hususunda bir tereddüt olmadığı, dolayısıyla bu ibarenin davalı gerçek kişi tarafından bilinmediğinin söylenemeyeceği, buna göre davalı gerçek kişinin, davacı markasının aynısının tescili için yaptığı başvuru ile imaj transferini ve davacı markasından haksız olarak yararlanmayı amaçladığı, Türkçe olmayan, özgün ve orijinal bir kelimenin davalı tarafından tesadüfen seçildiğinin düşünülemeyeceği, tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde davalı gerçek kişinin marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. O halde, mahkemece açıklanan nedenlerle davalı başvurusunun kötü niyetli olduğu ve kötü niyetin bölünemeyeceği ilkesi gözetilerek, bu başvuruya yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptaline ve yine davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları haklı bulunmuştur. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 gün ve 2022/261 Esas - 2023/450 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 29/04/2022 tarih ve 2022-M-5035 sayılı kararının İPTALİNE, 4-Dava konusu 2020/130038 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. hükümlerine göre belirlenen 55,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.100,00-TL bilirkişi ücreti, 281,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 292,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.842,90-TL yargılama giderine, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.004,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 11-Harçlar Kanunu'na göre davalı kurumdan ve davalı şahıstan ayrı ayrı alınması gereken 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 427,60'ar-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin davalı kurum ve davalı şahıstan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.