3. Ceza Dairesi 2022/39608 E. , 2023/1580 K. İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1021 E., 2022/989 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı madd…
**3. Ceza Dairesi 2022/39608 E. , 2023/1580 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1021 E., 2022/989 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2022 tarihli ve 2021/456 Esas, 2022/239 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/989 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.10.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; etkin pişmanlık sebebiyle cezada azami oranda indirim yapılması gerektiğine, teşdiden ceza tayin edilmesinin gerekçesinin gösterilmediğine, istinaf kararının gerekçesiz olduğuna, hükmün yasal ve yeterli gerekçe içermediğine, hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına, Bylock uygulamasının delil niteliğinin bulunmadığına, eksik inceleme yapıldığına, delillerin yeterince tartışılmadığına, rutin bankacılık işlemlerinin ve dernek üyeliğinin aleyhe değerlendirildiğine, sanığın savunma ve adil yargılanma hakkının kısıtlandığına, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın örgüt mensupları tarafından kullanılan ByLock isimli programı 0533 (...) (..) 07 numaralı GSM hattı üzerinden 06.01.2015 ile 09.02.2016 tarihleri arasında kullandığının, bu kapsamda tespit edilen Bylock içeriklerinde yapılan incelemeler neticesinde düzenlenen ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, ID numarasının "469545", kullanıcı adının "sadik0107", şifresinin "2205Ssny\_" olduğunun, bu ID'yi ekleyenlerin (Roster bilgilerinin) "sadık" şeklinde isimlendirdiğinin tespit edildiği, belirli bir süreç içerisinde ve sistematik uygulamalar dahilinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansman kaynağı haline getirilen ve örgütün mali kanadını oluşturan Bank ... isimli bankada 22.09.2005 tarihinde açılmış bulunan hesabında 2009-2014 tarihleri arasında işlem yapmamasına ve 2013 yılının tamamı boyunca hesabın bakiyesi 0 TL olmasına rağmen örgüt liderinin çağrısı sonrasında ve ilk talimat dönemine uygun düşecek şekilde, 29.01.2014 tarihinde 21.000 TL tutarında ve bankaya TMSF tarafından yönetici atanmasının yapılmasından sonra, bu karara tepki olarak Bankaya destek şeklinde yoğun olarak para yatırıldığı ve hesapların açıldığı 2 haftalık dönemin içine denk gelen 04.02.2015 tarihinde, 1.000 TL tutarında yeni katılım hesapları açtırdığının tespit edildiği, nitekim sanığın Bank ... hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde kovuşturma aşamasında düzenlenen 31.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "(...) 2005-2009 arası hesapların aktif olduğu, 2009-2014 arasında işlem olmadığı, Talimat dönemi içerisinde 29.01.2014 tarihinde 21.000,00TL ve 04.02.2015 tarihinde 1.000,00TL Katılım (Vadeli) hesabı açıldığı, hesaba sanık haricinde havale-eft vb giriş görülmediği, 2014 Ocak ayında sadece katılım hesabı açıldığı, Nisan ayına kadar temdit edildiği, sonrasında çekildiği, 2015 yılı Şubat ayında 1.000,00 Yatırıldığı, sonrasında 2015 Haziran ayına kadar temdit edildiği ve sonrasında hesabın sıfırlandığı, Sanığa ait Hesap işlemlerinin 17.12.2013-25.12.2013 ila 31.12.2014 FETÖ/PDY Lideri talimatı dönemine denk geldiği, TMSF Devir tarihi (29.05.2015) öncesinde hesapların sıfırlandığı, Bu haliyle sanığın yaptığı bankacılık işlemlerinin rutin bankacılık işlemi olarak değerlendirilemeyeceği, talimata dayalı işlem gibi göründüğü(...)" şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu, sanığın örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK ile kapatılan Antalya Mühendis ve Mimarlar Derneğine 01.12.2014 - 12.02.2016 tarihleri arasında üyelik kaydının bulunduğunun ve Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon A.Ş.'nin 21.10.2021 tarihli cevabi yazısına göre 3153583 numaralı DIGITÜRK aboneliğini 09.10.2015 tarihinde "STV grup kanallarının platformdan çıkartılması" gerekçesiyle iptal ettirdiğinin tespit edildiği, sanığın, hakkında 01.09.2016 tarihinde çıkartılan yakalama emrine istinaden arandığı sırada 19.01.2021 tarihinde kalmakta olduğu adreste, başka bir şahsın yakalanmasına yönelik yapılan arama esnasında, üzerinde kendisinin fotoğrafının bulunduğu ancak Serkan Kuş adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamı, 21.10.2021 tarihli cevabi yazı, 31.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporu, tespiti yapılan diğer eylemleri, HTS ve CGNAT kayıtları, özellikle sanığın yukarıda açıklanmış olup münhasıran FETÖ/PDY üyelerinin bir kısmı tarafından kullanılan ByLock isimli gizli haberleşme programına dahil olarak ByLock programını kullandığı gözetildiğinde; sanığın FETÖ/PDY terör örgütünün hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, süreklilik ve çeşitlilik arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek konumda olduğu, müstakilen suç oluşturan bir eylemi tespit edilememiş olsa da devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştirdiği kabul edilen bir örgütün üyesi olması nedeniyle "tehlike suçu" olarak düzenlenmiş silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Sanığın mahkememiz huzurunda alınan savunmasında, ByLock programının telefonunda birkaç ay yüklü kaldığını ancak kullanmadığını söylemiş ise de; sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen "469545" ID numaralı Bylock hesabının tespit edilen yazışma içerikleri dikkate alındığında sanığın suç ve cezadan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Sanığın örgüt üyeliği eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca mahkumiyeti ile; suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlenmesindeki özellikler, sanığın kastının ağırlığı ve oluşan yakın tehlikenin ağırlığı nazara alınarak takdiren ve teşdiden sanığın hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın üyesi olduğu örgütün 3713 sayılı Kanun’da tabirini bulan silahlı terör örgütü olduğu anlaşıldığından sanığın cezası 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddesi uyarınca kanunen 1/2(yarı) oranında arttırılmış, sanığın yargılama aşamasında yakalandıktan sonra etkin pişmanlık göstererek, konumuna uygun olarak örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde faydalı bilgiler verdiği anlaşıldığından sanığa verilen cezada TCK 221/4-son cümlesi maddesi gereğince takdiren 1/3 oranında indirim yapılmış, sanığın duruşmalardaki tavır ve davranışları verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK’nın 62. maddesi uyarınca cezasından indirim yapılarak cezalandırılmasına ve sanığa isnat olunan suçun vasıf ve mahiyetine, yargılama sonucunda aldığı ceza miktarı, sanığa isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK'nın 100/3. maddesinde gösterilen katalog suçlardan olması mevcut olan delillerin sanık hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgu olarak kabul edilerek, bu durumun kuvvetli suç şüphesinin varlığının bu açıdan halen devam ediyor olmasına, gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve gerekse 6352 sayılı Kanun'un 96 ve devamı maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamı maddeleri hükümlerine göre tutuklulukta geçen makul süreyi aşan bir durumun bulunmamasına, sanığın serbest kalması halinde kaçma şüphesinin (sanığın 01.09.2016 tarihinden beri yakalandığı 12.09.2021 tarihine kadar firari konumda bulunması, yakalandığında üzerinde sahte kimlik bulunması) üzerine atılı suçların ağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinde zorunluluk bulunmasına, tutuklamaya alternatif koruma tedbirlerinin bu aşamada sanık açısından yetersiz kalacağı ve T.C. Anayasasının 13. maddesinde ifade olunan 'ölçülülük' ilkesi uyarınca sanık hakkında daha hafif koruma önlemi olan adli kontrol tedbiri uygulanmasının dava konusu açısından yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair hüküm kurulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda; a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür. c) BDDK'nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş.'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir. d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak 469545 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası AŞ'de bankacılık işlemleri yapan, sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. f) Şartları oluşmadığı halde belirlenen cezanın etkin pişmanlık kurumunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca indirilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. g) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın eleştiri dışında kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/1021 Esas, 2022/989 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.03.2023 tarihinde karar verildi.