DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1866 E. , 2024/1363 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1866 Karar No : 2024/1363 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1-...67-... VEKİLİ: Av. ... 68- 99- ... VEKİLİ: Av. ... 100- ... 107- ... VEKİLİ: Av. ... 108- ... Barosu Başkanlığı VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ... 109- ... Odaları Birliği VEKİLİ: Av. ... 110- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... 111- ... Tabip Odası VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) :1- ... 2- ... Bakan
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/1866 E. , 2024/1363 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1866 Karar No : 2024/1363 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1-...67-... VEKİLİ: Av. ... 68- 99- ... VEKİLİ: Av. ... 100- ... 107- ... VEKİLİ: Av. ... 108- ... Barosu Başkanlığı VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ... 109- ... Odaları Birliği VEKİLİ: Av. ... 110- ... Derneği VEKİLİ: Av. ... 111- ... Tabip Odası VEKİLİ: Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) :1- ... 2- ... Bakanlığı VEKİLLERİ: Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri Sema Baydar, Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2020/3285, K:2023/2192 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 02/03/2023 tarih ve E:2020/3285, K:2023/2192 sayılı kararıyla; Davacılardan ... Barosu ve ... Tabip Odası yönünden; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali"nin doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlandığı, menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerektiği, sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmesi gerektiği, Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu, nitekim konuyla ilgili Anayasal ve yasal düzenlemelerde de bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının açık bir biçimde yer aldığı, Davacılardan İzmir Barosu yönünden; 1136 sayılı Kanun'un 76. maddesinde sayılan Baroların görevleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, doğrudan, davacılardan İzmir Barosu'nun hak ve menfaatlerini etkilemediği; anılan Kanun maddesinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı açık olduğundan dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile İzmir Barosu arasında menfaat ilişkisinin bulunmadığı, Davacılardan İzmir Tabip Odası yönünden; 6023 sayılı Türk Tabipler Birliği Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, doğrudan, davacılardan İzmir Tabip Odası'nın hak ve menfaatlerini etkilemediği, anılan Kanun düzenlemelerinin de davacıya hukuken böyle bir hak tanımayacağı, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile İzmir Tabip Odası arasında da menfaat ilişkisi bulunmadığı, Davalı idarelerin usule ilişkin diğer itirazlarının yerinde görülmediği, Diğer davacılar yönünden, dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu işlemin, bir planlama kararı ya da plan onama işlemi olmadığı, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü etkileyen idari bir işlem olduğu, Cumhurbaşkanı Kararıyla tesis edilen işlemin, mevzuatta belirtilen usule ve Kültür ve Turizm Koruma Geliştirme Bölgesi tanımına uygun olduğu; bilirkişi raporunda eleştirilen hususların ancak planlama çalışması sonunda ortaya çıkacağı; idarenin amacının alandaki mevcut potansiyeli yüksek olan su ve doğa sporları turizminin, eko turizmin, golf turizminin, agro ve ekstrem faaliyetler turizminin, sağlık turizminin, kültür ve fuar etkinlikleri gibi faaliyetlerin "koruma-kullanma dengesi" ve "sürdürülebilirlik" ilkeleri çerçevesinde gelişmesini sağlamak olduğu, alana koruma düzeyi en yüksek statü olan "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi" statüsünün verilmesinin de bu amaç doğrultusunda yapıldığı, dava konusu işlemde belirtilen kullanım alanlarının, alanın potansiyelini ortaya koymak için yapılan çalışmalar olduğu ve asıl kullanımın ancak planlama çalışmaları sonucu ortaya çıkacağı, alanın potansiyeline veya ihtiyacına aykırı bir kullanım olup olmadığı hususunun da planlama çalışmalarından sonra incelenebileceği, Diğer yandan, alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmesinin alandaki ekolojik yapıyı olumsuz etkileyeceğinin bu aşamada söylenemeyeceği; yapılacak planlama çalışmaları sonunda ekolojik yapıyı olumsuz etkileyecek bir durumun olması halinde ekolojik yapının korunması amacıyla başta Çevre Kanunu olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağının tabii olduğu ve gerek görülmesi halinde ilgililerin yargı yoluna başvurabileceği, ayrıca davalı idarece, davaya konu işlemden sonra, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesine ilişkin planlama çalışmalarına esas olmak üzere, yerinde yapılan saha araştırmaları ile Stratejik Çevresel Değerlendirme Raporu, Mikrobölgeleme Etüt Raporu, Ekolojik Araştırma ve Değerlendirme Raporu, Ulaşım Etüt Raporları, Ters Ozmoz Yöntemiyle Deniz Suyundan İçme-Kullanma Suyu Temini Fizibilite Raporu ve Ekolojik Yaşam Planı çalışmalarının yürütüldüğü, bu çalışmalar sonucunda hazırlanan bazı raporların da dosyaya ibraz edildiği, Öte yandan, davaya konu işleme ilişkin gerekçe raporunun değerlendirilmesi yönünden ise; dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, davaya konu İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemle 16.000 hektarın üzerinde bir alanı kapsayacak şekilde yeniden belirlenen Çeşme KTKGB sınırları incelendiğinde; alanda, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanlarının, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarından oluşan Doğal Sit Alanlarının, Akdeniz Foku Yaşam Alanları gibi alanların ve çeşitli ekosistemlerin bulunduğu ve mevzuat düzenlemeleri ile korunan yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı bulunan söz konusu alanların birçoğunun dava konusu işlemle belirlenen sınır üzerinde yer aldığı görülmekle birlikte, işleme dayanak gerekçe raporunda, bölgedeki turizm imkanları ve koruma gereklilikleri ile eki haritada gösterimi yapılan sınırlar yönünden yeterli tespitlerin olduğu, sınırların genişletilmesi ve değiştirilmesine ilişkin gerekliliklerin ortaya konulduğu, korunan alanların KTKGB içerisinde yer almalarının gerekçesinin turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması olarak açıklandığı, söz konusu tespitlerin ilgili mevzuatta aranan hususlar yönünden yeterli olduğu, korunan alanlar ile turizm türlerinin bölgeye entegrasyonuna yönelik genel stratejilere ilişkin değerlendirmelerin bölgeye ilişkin yapılacak -koruma planları da dahil olmak üzere- diğer planlamalara esas olacak detaylı raporlama çalışmalarının konusu olduğu gerekçesiyle, Davanın kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, daha önce ilan edilen İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının çok daha genişletildiği, önceki sınırlar dahilinde mevcut olan geniş orman alanlarına dava konusu idari işlemle güneye doğru tapuda tescilli çok daha geniş yeni orman alanları ilave edildiği, orman alanlarının dava konusu tüm turizm bölgesi alanının yaklaşık yarısını teşkil ettiği, dava konusu idari işlemle turizm bölgesi sınırları içine deniz yüzeyleri- deniz alanları dahil edildiği, dava konusu idari işlemin kapsadığı sınırlar içinde geniş mera alanları, tarım arazileri, kıyılar, doğa koruma alanları bulunduğu, dava konusu alanın ve 11 adet turizm merkezi ile Çeşme Yarımadası'nın tamamının irtifak hakları ile yerli ve yabancı yatırımcılara devrinin söz konusu olacağı, Turizm Teşvik Kanunu'nda yer alan düzenlemelere göre Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerine ya da Turizm Merkezlerine dahil edilebilecek orman alanlarının, il genelindeki toplam orman alanlarının binde 5'i ile sınırlandırılmış olduğu, İzmir il sınırları dahilindeki tüm turizm bölgeleri ve turizm merkezlerine ayrılan orman alanlarının 2.378 hektardan fazla olmaması gerektiği, oysa, sadece dava konusu İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarında tahsis edilebilecek tescilli orman alanının 4.246 hektar olduğu, dava konusu işlemle turizm bölgesi olarak ilan edilen 4.246 hektar tescilli orman alanının, bir yatırımcıya terk edilerek başkasının yararlanmasına engel olabildiği ayni hak bahşedileceği, deniz alanlarının Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ilan edilmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu idari işlemde kamu yararının bulunmadığı, Anayasa'nın 43. maddesi uyarınca kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağı, herkesin ortak kullanımına açık bulunmaları gerektiği, dava konusu idari işlem ile Çeşme Yarımadasının güney ve kuzey kıyılarının neredeyse tamamının turizm bölgesi ilan edildiği, bu alanlarda yatırımcı lehine irtifak hakkı tesis edilerek sınırlı ayni hak sağlanacağı, dava konusu işlemin Anayasa'nın 2,11,138/4. maddelerine aykırı olduğu, İzmir Çeşme Paşalimanı KTKGB'nin belirlenmesine ilişkin 12/10/2005 tarih ve 2004/8328 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemi ile açılan davada Danıştay Altıncı Dairesinin E:2006/4056, K:2008/8262 sayılı kesinleşmiş kararı ile dava konusu işlemin iptal edildiği, dava konusu işlemle İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi adı altında yeniden hayat bulduğu, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi içindeki birçok koruma bölgesinin idari yargı kararlarına dayanılarak koruma altına alınmış olduğu, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2006/4056, K:2008/8262 sayılı kararında işaret edilen koruma gerekliliğine göre dava konusu idari işlemde kültür kavramının turizm kavramına, koruma kavramının ise kullanma/gelişme kavramına göre öncelikli olması durumunun aksi yönde bir yaklaşımla tesis edilmiş olduğu hususunun denetlenmesi gerektiği, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi içerisinde yer alan parsellerin büyük bir kısmının ''Nitelikli Doğal Koruma Alanı''nda, kalan kısmının da ''Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı''nda yer aldığı, turizm yatırımlarının ne olacağı, yatırımların ölçeği, ne gibi inşai faaliyetleri içerdiği, imar planları, ilgili projeleri vb. olmadan nasıl kamu yararı barındırdığının anlaşılamadığı, dava konusu işlemle Akdeniz fokunun üreme ve yaşama alanları olan kıyılar ve deniz alanlarının Turizm Bölgesi olarak belirlenmesinin uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu, Alaçatı Kıyı Ekosistemi'nin dava konusu Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi kapsamında olduğu, bölgenin zengin bir habitata, ayrıca nesli tehlike altında birçok kuş türüne ev sahipliği yaptığı, bu alanlarda bilimsel ve koruma maksatlı faaliyetler ile kuş gözlemi dışında hiçbir faaliyete izin verilemeyeceği, dava konusu işlemle Alaçatı Kıyı Ekosistemi'nin Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak belirlenmesinin Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'ne ve uluslararası sözleşmelere açıkça aykırı olduğu, dava konusu Kültür ve Turizm Bölgesi sınırları içinde Erythrai Antik Kenti alanının 1. Derece arkeolojik sit alanı olduğu, Anayasa'nın 63. maddesi ile Devlete açıkça korunmasını sağlama ödevi yüklediği koruma altındaki alanların dava konusu idari işlemle yatırım amacına tahsisinin Anayasa'ya açıkça aykırı olduğu, dava konusu Turizm Bölgesi sınırları içinde kamuya ve özel kişilere ait zeytinlik alanlar ile orman alanları dışında bulunan ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yabani zeytinlik, antep fıstığı ve harnupluklar ve her nevi sakız nevileri ile fundalık ve makiliklerin geniş bir yayılış gösterdiği, bu alanların zeytin dikim alanı gayesi dışında kullanılamayacağı, bu hususta 3573 sayılı Kanun'da belirtilen istisnalar arasında, bu alanların Turizm Teşvik Kanunu kapsamında ''sektörel kalkınmayı ve planlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirme üzere'' turizm bölgesi ilan edilmesi hakkında bir istisna mevcut olmadığı, dava konusu işlemin 3573 sayılı Kanuna aykırı olduğu, dava konusu turizm bölgesi içinde mevcut mutlak ve dikili tarım arazilerinin 5403 sayılı Kanun uyarınca, amaç dışı kullanımının mümkün olmadığı, Kanun'da sınırlı sayıda belirtilen istisnai faaliyetler içinde dava konusunun mevcut olmadığı, dava konusu işlemle 6.000.000m2 mera alanının turizm bölgesi ilan edildiği, gerek Anayasa'nın 45. maddesi gerekse de Mera Kanunu uyarınca meraların ''mera'' amacı dışında kullanılamayacağı, bölgenin kaynaklarının, özellikle yüzey ve yer altı suyu potansiyelinin golf sahası yapımına imkan vermediği, yeterli su kaynaklarının bulunmadığı, bu bölgede dava konusu işlemle yeni turizm alanları yaratılarak nüfus ve yatırım baskısı oluşturulmasının bilimsel gerçekliğe ve kamu yararına aykırı olduğu, bölgede onaylı 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planlarının turizm yatırımlarına olanak vermediği, yeniden belirlenen sınır kararının mevcut planlar ile çelişmekte olduğu, doğal alanların tahribatına neden olmakla birlikte İmar Kanunu'na aykırı olduğu, diğer yandan, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında da isabet bulunmadığı, bu nedenlerle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kısmen kabulü ile Daire kararının, İzmir Tabip Odası yönünden onanmasının, diğer davacılar yönünden bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, ekli krokide sınırları belirtilen yaklaşık 12.431 hektarlık alan, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme İlçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları da başlıklar halinde göz önünde bulundurulmak suretiyle, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi (KTKGB) olarak ilan edilmiştir. 25/01/2020 tarih ve 31019 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İzmir Çeşme KTKGB kapsamındaki taşınmazların, turizm yatırımlarına tahsisi amacıyla, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiş, ancak, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2102 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, ekli listede belirtilen taşınmazlar yönünden 24/01/2020 tarih ve 2054 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yürürlükten kaldırılmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı belirtilerek, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile de, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırları, yaklaşık 4.000 hektarlık alanın ilave edilmesi suretiyle yeniden belirlenmiş, bunun üzerine itirazen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle, 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri"; tarihî ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve/veya turizm potansiyelinin yüksek olduğu yöreleri korumak, kullanmak, sektörel kalkınmayı ve plânlı gelişimi sağlamak amacıyla değerlendirmek üzere sınırları Cumhurbaşkanı kararıyla tespit ve ilân edilen bölgeler olarak tanımlanmış; 4. maddesinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin tespitinde; ülkenin doğal, tarihi, arkeolojik ve sosyo-kültürel turizm değerleri, kış, av ve su sporları ve sağlık turizmi ile mevcut diğer turizm potansiyeli dikkate alınır."; 7. maddesinin birinci fıkrasında, "Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki plânları yapmaya, yaptırmaya, re'sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir." kurallarına yer verilmiş, 37. maddesinde ise, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinin belirlenmesi için çalışma gruplarının oluşturulması, bakanlık ile ilişkileri, görev ve yetkileri ile çalışma şekline ilişkin konuların, Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe girecek Yönetmelik ile düzenleneceği belirtilmiştir. Bu kapsamda hazırlanarak 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde, "Komisyon", Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi ile Turizm Merkezi Belirleme Komisyonu olarak tanımlanmış; 4. maddesinin üçüncü ve devam eden fıkralarında, "Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından; belirlenmesi ve ilan edilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezleri hakkında ilgili kamu kurum ve kuruluşlardan istenilen bilgi ve belgeler, kamu kurum ve kuruluşlarınca öncelikle gönderilir ve görüş yazıları istenilen sürede, süre belirtilmeyen hallerde en geç bir ay içinde cevaplandırılır. Bu süre içinde cevap verilmediği takdirde olumlu görüş verilmiş sayılır. Ancak, sınır iptali ve sınır daraltması işlemlerinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmaz. Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce; kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporlar hazırlanarak Komisyona gönderilir. Komisyon; ilan edilmesi, iptal edilmesi, sınır daraltılması veya genişletilmesi öngörülen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin mevki ve sınırlarını belirlemekle görevlidir. Komisyon tarafından uygun bulunarak mevki ve sınırları belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerine ilişkin komisyon kararı Bakanlık Makamınca onaylanır." düzenlemeleri yer almıştır. Anılan Yönetmeliğin 8. maddesinde ise, "Komisyonun kararı, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri ile birlikte mevkii ve sınırları haritalar üzerinde belirlenen Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri ilanına ilişkin öneri, Cumhurbaşkanının onayına sunulmak üzere Bakanlıkça Cumhurbaşkanlığına gönderilir. Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri, Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle ilan olunur." düzenlemelerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan temyize konu kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davacılar tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. İzmir Barosu Başkanlığı ve İzmir Tabip Odası dışındaki davacıların temyiz istemleri yönünden dosyanın incelenmesinden: Yukarıda yer verilen mevzuat düzenlemeleri çerçevesinde, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi İlanları; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari işlemlerdir. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nda tanımlanan, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinin (KTKGB), ne şekilde belirleneceğine ve ilan edileceğine ilişkin usul ve esaslar, 15/05/2004 tarih ve 25463 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmelik'te ayrıntıları ile düzenlenmiştir. Anılan Yönetmelik'te, KTKGB'lere ilişkin sınırların, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğünce alınan kurum/kuruluş görüşleri ve aynı Genel Müdürlükçe hazırlanan fotoğraf, video kaydı ve benzeri görsel malzeme ile desteklenen ve mahallinde yapılan alan araştırmasına dayanan, bölgenin konumunu, mülkiyet durumunu, fiziksel ve doğal özelliklerini, teknik ve sosyal altyapısını, sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerini, arazi kullanım ve ulaşım sistemleri ile doğal ve çevresel verilerini içeren gerekçeli raporların birlikte değerlendirilmesi suretiyle, anılan Bakanlık bünyesinde kurulan Komisyon tarafından belirleneceği düzenlenmiştir. Belirtilen düzenlemeler ışığında, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri belirlenmesine ve ilanına ilişkin idari işlemlerin dayanağını, gerekçe raporlarının oluşturduğu açıktır. Dolayısıyla, uyuşmazlıkta, statü değiştiren bir sınır belirlemeden ibaret olan dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun, konuya ilişkin mevzuatta yer alan tanım ve düzenlemelere uygun nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Dairece mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan raporun sonuç kısmında özetle; - İzmir Çeşme KTKGB'nin, gerek bölgede yer alan her tür koruma alanını da kapsayan son derece geniş bir sınır ve alana yönelik olması, gerekse de, bu alanda her tür turizm türünün planlanacak olması nedenleriyle, ulusal gelir artırıcı ve ekonominin döviz dar boğazını giderici, kalkınmaya yönelik bir yaklaşımın ürünü olduğu, - Dava konusu işlemle kamusal yararın güçlendirilmesi duyarlılığının gösterilmediği, - Alana ilişkin önceki yargı kararlarına riayet edilmediği, şimdiye kadar hiç olmadığı kadar büyük bir kara alanını ve ilk kez olmak üzere yaklaşık 4.900 hektar büyüklüğündeki bir deniz alanını da kapsayan bir sınır belirlendiği, - Çeşme KTKGB'nin sınırlarının kara bölümünde kalan alanın %65'inin, üst ölçekli planlarla yapılaşmaya/kullanmaya/geliştirilmeye kesinlikle açılmaması gereken nitelikteki koruma alanlarından oluştuğu, planlamada kullanılan elek analizi yönteminden, sınır ilanında yararlanılabilecekken yararlanılmadığı, - Davalı Bakanlığın bu denli geniş alanları tümüyle kendi yetki alanına almasının gerekçesinin "bölge bütünlüğünün sağlanarak" işlerin hızlı yürütülmesi ile sınırlı olduğu, var olan Gerekçe Raporunun ciddi gerekçelere dayanmadığı, yetersiz, hiçbir ciddi bilimsel araştırma ve çalışmaya dayanmayan, ilgili kurum ve kuruluş görüşlerini değerlendirmeye almayan, yüzeysel bir belge olduğu, - 16.000 hektarın üzerinde bir alanın tümüyle halka kapatıldığı, - Sınır kararıyla bu alanlardaki ve özellikle kıyı alanlarındaki yetkinin tümüyle tek bir Bakanlığa aktarılmasının rasyonelinin anlaşılamadığı, bu işlemle birlikte, önceden ilan edilen Turizm Merkezleri de birlikte değerlendirildiğinde, Çeşme İlçesinin yaklaşık %65'inin doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığının denetimine bırakıldığı, - Bölgede öngörülen turizm yatırımlarının gerçekleştirilmesi durumunda doğal çevre tahribatının geri dönülemez bir duruma evrileceği, - Alana ilişkin olarak hazırlanan Kapsam Belirleme Raporunda orman, tarım, mera, sulak alanlar ve zeytinlikler ile içme kullanma suyu koruma kuşaklarının koruma alanları olarak belirtilmediğinden, koruma/kullanma dengesinin koruma alanları aleyhine bozulacağı, - Aynı raporda, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planındaki nüfus kabulünü aşacak şekilde alana yapılacağı belirtilen nüfus atamasının, alanı tehdit edici düzeyde olduğu, mevcut su kaynakları ve altyapının tümüyle yetersiz kalması başta olmak üzere, doğal çevrenin de bu gelişmeden geri döndürülemez bir biçimde olumsuz etkileneceği, - Dava konusu alanın, ilgili mevzuatı çerçevesinde özel olarak korunan Akdeniz Foku başta olmak üzere bir çok canlıya ve ekosisteme ev sahipliği yaptığı, bu nedenle bölgenin doğasının ulusal ve küresel ölçekte korunmasının zorunlu olduğu, - Bölgedeki su kaynaklarının mevcutta dahi yetersiz olduğu, KTKGB ilanının su miktar ve kalitesindeki sorunların artmasına neden olacağı, ters ozmos yöntemiyle su elde edilmesi planlanmakta ise de, bu yöntemin çeşitli çevresel sorunları beraberinde getireceği, ayrıca planlama çalışmalarında KTKGB'nde önerilen golf alanlarının da bu sorunları artıracağı, - Alaçatı Kutlu Aktaş Barajına ilişkin içme kullanma suyu havzasının %75'inden fazlasının ilan edilen sınırlar içinde yer aldığı, özellikle mutlak ve kısa mesafeli koruma alanları gözetilmeden sınır belirlenmesinin de doğru olmadığı, - Çeşme KTKGB'nde, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan jeotermal kaynak potansiyelinin, bölgenin kalkınmasına önemli katkı verebileceği, ancak gerçekleştirilecek jeotermal faaliyetlere ilişkin detaylı bilginin bulunmadığı, - İlan edilen sınırlar içerisinde çeşitli derecelerde arkeolojik sit alanlarının bulunduğu, sistematik olarak arkeolojik yüzey araştırması gerçekleştirilen kısımda elde edilen bulguların, bölgenin kalan bölümünün de arkeolojik potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu gösterdiği, bu nedenle, söz konusu alan turizm bölgesi olarak belirlenmeden önce, bölgede sistematik arkeolojik yüzey araştırmaları ile kültürel mirasın etkin biçimde belgelenmesi ve korunmasının hayati önem taşıdığı, - Bütün bu değerlendirmeler ışığında, dava konusu sınır kararının, planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, yönünde görüş ve tespitlere yer verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlem; bir planlama kararı ya da plan onama işlemi niteliğinde olmayıp, belirli bir alanın statüsünü değiştiren ve bu bağlamda olası bir planlama ve yatırım sürecine ilişkin idari yetkiler ile izlenmesi gereken prosedürü belirleyen idari bir işlem niteliğinde olduğundan; anılan işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunun yetersizliğine ilişkin tespitler dışında, bilirkişi raporunda yer verilen ve planlamanın konusunu oluşturulabilecek hususlara ilişkin görüş ve tespitleri, bu aşamada, değerlendirme olanağı bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; dava konularından İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunda, Türkiye Turizm Stratejisi 2023 ve 11. Kalkınma Planı'ndaki hedeflere ulaşılabilmesi için, Çeşme İlçesinin jeotermal kaynak potansiyelinin dikkate alınarak termal kaynakların kullanılması suretiyle termal kür merkezi, konaklamalı fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, yaşlı ve engelli merkezi ile üçüncü yaş kapsamında bulunan turistlerin uzun dönemli tatil, dinlenme ve tedavi süreçlerinde kalabilecekleri konut alanlarının yer aldığı karma kullanımlar ile turizm türlerinin entegrasyonunun ve turizmin tüm yıla yayılmasının sağlanması amaçlarıyla, bölgenin öne çıkan özellikleri ve turizm imkanları göz önünde bulundurularak 13/09/2019 tarih ve 30887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 12/09/2019 tarih ve 1532 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile belirlenen İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının, Kültür ve Turizm Bakanlığınca bölgede yürütülen, potansiyel alanların turizm amaçlı değerlendirilmesine yönelik etüt ve inceleme çalışmaları kapsamında, söz konusu alanın tamamlayıcısı ve devamı niteliğinde olan bölgenin doğusunda yer alan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alanlar ile güneyinde kalan deniz ve kıyı alanlarının KTKGB sınırlarına dahil edilmesi suretiyle genişletilmesi ve değiştirilmesi gerekliliğinin ortaya çıktığı, bu nedenle, bölgede tescil harici ve kamu mülkiyetindeki alanların planlama alanına dahil edilmesi ve çevresindeki destekleyici nitelikte kullanımları da yönlendirebilecek şekilde turizm gelişimine yönelik bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlayacak bir bölge sağlanması ve ayrıca 11. Kalkınma Planı'ndaki turizm geliri ve turist sayısı hedefi için gerekli 300.000 ilave yatak kapasitesinin %30'unun bölgede oluşturulması amaçlarıyla genişletildiği hususlarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde, İzmir Çeşme KTKGB sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin işlemle 16.000 hektarın üzerinde bir alanı kapsayacak şekilde yeniden belirlenen Çeşme KTKGB sınırları incelendiğinde ise; alanda, 1., 2. ve 3. derece Arkeolojik Sit Alanlarının, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı İçme-Kullanma Suyu Havzasının, Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarından oluşan Doğal Sit Alanlarının, Akdeniz Foku Yaşam Alanları gibi alanların ve çeşitli ekosistemlerin bulunduğu ve mevzuat düzenlemeleri ile korunan yapılaşma yasağı ya da kısıtlı yapılaşma olanağı bulunan söz konusu alanların bir çoğunun dava konusu işlemle belirlenen sınır üzerinde yer aldığı görülmektedir. Bu durumda, dava konusu işlemin dayanağı olan Gerekçe Raporunda, bölgedeki turizm imkanları ve koruma gereklilikleri ile belirlenen sınır arasındaki bağlantıların kurulmadığı, KTKGB sınırının genişletilmesini gerekli kılan nedenler yeterince ortaya konulamadığı gibi yukarıda belirtilen korunan alanların, KTKGB sınırları içerisinde kalmasının sebeplerinin de açıklanmadığı, turizm türlerinin entegrasyonu ve turizmin tüm yıla yayılmasına yönelik genel stratejinin gerçekleştirilmesine ilişkin yeterli veriye yer verilmediği, Çeşme İlçesindeki jeotermal kaynak potansiyeli ve genişletilen sınırlarda bu potansiyelin nasıl değerlendirilebileceğine ilişkin gerekli veri ve bilgilerin de bulunmadığı, bu haliyle anılan Gerekçe Raporunun Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ile Turizm Merkezlerinin Belirlenmesine ve İlanına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesindeki düzenlemelere uygun olmadığı anlaşıldığından, deniz alanlarını da kapsayan bu denli büyük bir alanın, gereklilikleri açıklanmadan "bütüncül planlama kararlarının geliştirilmesine olanak sağlanması" soyut ve genel amacıyla, eksik araştırma ile hazırlanan Gerekçe Raporuna dayalı olarak KTKGB sınırlarına dahil edilmesinde hukuka uyarlık görülmemiştir. Bu itibarla, Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2.Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, diğer kısmının BOZULMASINA, 3.Kullanılmayan ...TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine, 4.Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve 2023/33 sayılı kararı ile değişik 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı kararı uyarınca Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine, 5.Kesin olarak, 12/06/2024 tarihinde İzmir Tabip Odasının temyiz istemi yönünden oybirliğiyle, diğer kısımlar yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara belirtilen kısım yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY XX-Davacılardan İzmir Barosunun temyiz istemi yönünden; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde; baroların avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, avukatlık mesleğinin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak amacıyla kurulmuş meslek kuruluşları olduğu belirtilmiş iken 10/05/2001 tarih ve 24398 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4667 sayılı Kanun ile 1136 sayılı Kanunun 76. maddesinde değişiklik yapılarak; barolar, avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlanmış;1136 sayılı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin düzenlendiği 95. maddesine yine 4667 sayılı Kanun ile eklenen 21. bentte de, Yönetim Kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95/21. maddelerinde yapılan ve yukarıda açıklanan yasal değişiklikten sonra Baroların; mesleki bir örgüt olmanın ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır. Danıştay kararları ışığında konuya bakıldığında; 1136 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikten sonra açılan davalarda dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlandığı görülmektedir. Dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacılardan İzmir Barosunun iddialarına bakılması gerekmektedir. Dava dilekçesinde, davacılardan İzmir Barosunun, İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi sınırlarının yeniden belirlenmesine ilişkin, davaya konu edilen, 12/02/2020 tarih ve 31037 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 11/02/2020 tarih ve 2103 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilgisini, Anayasa'nın 56. maddesinde yer alan çevrenin korunması hakkına, 2872 sayılı Çevre Kanunu'ndaki çevrenin bütün canlıların ortak varlığı olduğuna ve çevrenin korunmasından herkesin sorumlu olduğuna ilişkin hükümlere, dava konusu alana ilişkin yargı kararlarına uyulmadığı iddiasına ve 1136 sayılı Kanun'un 76. maddesiyle Barolara verilen hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunma görevine dayandırdığı görülmektedir. Bu durumda, davacılardan İzmir Barosunun, dava konusu işlemin Anayasa, uluslararası sözleşmeler, kanunlar ve yargı kararlarına aykırı işlem tesis edildiğine yönelik hukuka aykırılık iddiaları da dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptalini istemekte, kişisel, meşru ve güncel menfaat ihlali şartının gerçekleştiği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararı hakkında, davacılardan İzmir Barosu yönünden de esasın incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın anılan davacıya yönelik kısmına katılmıyoruz.