Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ---- ile ibraz ettiğini, davacının ------ ibraz ettiği çekin sahte olduğunu, çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, davalı ---- çeki incelemeden ödeme yaptığını, mağduriyetin giderilmesi için ----- sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibin itiraz üzerine durduğunu belirtmiş, -------sayılı takip dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesin
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; talebinin, müvekkili idare tarafından Ankara 18. AHM'nin 2014/209 Esas sayılı dosyası nezdinde aralarında ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'nin de olduğ davalılar aleyhine bir alacak davası açıldığını, mahkemesince "şirketin tasfiyesinin sona erdiği 19/11/2012 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin olduğu"nun bildirildiğini, kendilerine iki haftalık kesin süre içerisinde bu borçlu şirket hakkında şirketin ihyası davası açılmsaı için süre verildiğini belirterek .... San. ve Tic. Ltd. Şti.' nin ihyasına, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili müdürlüğün, TTK' nun 32. maddesine göre hareket ettiğini, TTK madde 32' de "Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır" denilmek suretiyle ifade edildiğini, buna göre, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiğini, aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedildiğini, dava konusu olayda da Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı TTK' nun geçici 7. maddesi ile "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketleri ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliği"hükümleri çerçevesinde işlem gerçekleştirildiğini, bu hükümler gereğince münfesih durumdaki ananomi ve limited şirketler ile kooperatiflerin sicil kayıtlarının ilgili düzenlemelerde belirtilen usulle resen terkin edildiğini, bu bağlamda davaya konu şirketin, mezkur hukuki düzenleme gereğince, hukuka uygun olarak sicilden terkin edildiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, öncelikle davanın yetki yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 21/09/2018 tarih ve 2015/145 Esas - 2016/416 Karar sayılı gerekçeli kararı ile; " Dosyanın tetkikinde; İhyası istenilen şirketin ...Esenyurt/İstanbul adresinde bulunduğu anlaşılmıştır. TTKnun 547/1 maddesinde "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler." denilmekte olup, ihyası istenilen şirketin ikametgahının mahkememiz yargı alanı dışında Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi' nin yargı alanında olduğu, bu nedenle mahkememizin TTK' nun 547/1 maddesi gereğince şirketin merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkisiz olduğu anlaşılmakla; mahkememizin yetkisizliğine, 6100 sayılı HMK.nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren dosyanın iki haftalık süre içerisinde müracat edilmesi halinde yetkili/görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi' ne gönderilmesine, bu süre içinde müracaat edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına ... " dair görüş ve kanaate ulaşıldığı gerekçeleri ile; " 1-Davanın kesin yetki yönünden usülden REDDİNE, 2-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 3-Karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın yetkili Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere gönderilmesine, 4-6100 sayılı HMK.nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren dosyanın iki haftalık süre içerisinde müracat edilmesi halinde yetkili/görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE gönderilmesine, bu süre içerisinde müracat edilmediği takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin tespitine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/145 Esas - 2016/416 Karar sayılı yetkisizlik kararının usul ve esasa aykırı olduğunu, Bakırköy Ticaret Mahkemeleri değil İstanbul Ticaret Mahkemeleri' nin yetkili olduğunu beyanla; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2015/145 Esas - 2016/416 Karar sayılı kararının, itirazları doğrultusunda esastan kaldırılarak İstanbul Ticaret Mahkemeleri' nin yetkili olduğuna, istinaf giderlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.