T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/2082 Karar No : 2025/1774 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... Derneği VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR): 1-... 2-... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 07/05/2025 tarih ve E:2021/7300, K:2025/2565 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava …
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2025/2082 E. , 2025/1774 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/2082 Karar No : 2025/1774 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): ... Derneği VEKİLİ : Av. ... II-(DAVALILAR): 1-... 2-... İdaresi Başkanlığı VEKİLİ: Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 07/05/2025 tarih ve E:2021/7300, K:2025/2565 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., 135, 137 sayılı parsellere ilişkin olarak 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği ile anılan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin... tarih ve...sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı'nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun 07/05/2025 tarih ve E:2021/7300, K:2025/2565 sayılı kararıyla; Usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davanın süresinde açıldığı belirtilerek, İşin esası yönünden; ... tarih ve...sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı yönünden: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurulca, belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesinin mümkün olduğu, Dava konusu alanın boş ve âtıl durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin bulunmadığı, Bodrum ilçesinin turizm potansiyeli ile gelişme durumu dikkate alınarak bulunduğu konum ve değeri ile özelleştirme amacı birlikte değerlendirildiğinde özelleştirme kapsam ve programına alınması işleminin, 4046 sayılı Kanun'un öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacına uygun olduğu ve Kanun'a aykırı bir yön bulunmadığı, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planlar yönünden; Dosyanın, Dairelerinin E:..., E:..., E:..., E:..., E:... sayılı dosyalarında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporlarının ve yine Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında verilen kararların birlikte değerlendirilmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazların mera vasfının bulunmadığı anlaşılmış, a) 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; Bodrum ilçesini kapsayan 09/03/2011 tarihli “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunda, Bodrum'a yönelik yapılan değerlendirmelere kararda yer verilerek, daha önce 20/08/2020 tarihinde alanda onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, kararda anılan dosyalarda, iptaline karar verildiği, Uyuşmazlıkta, 20/08/2020 tarihli çevre düzeni planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 2021 onaylı dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkarıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, ancak bu ilavelere rağmen, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın, kentsel gelişmeye açılmış olması yönündeki temel kararın devam ettiği, bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların giderilmediğinin anlaşıldığı, b) 1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden, Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptaline karar verildiği, 2021 onaylı dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde, daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından olumlu olmakla birlikte, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisi olan doğal ve yeşil alan sistemi içinde bu bölgeyi koruma ağırlıklı stratejiye aykırılık konusunun devam ettiği, bu yönüyle, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/25.000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna varıldığı, c) 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planları yönünden, Dairelerinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile, 20/08/2020 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verildiği, 2021 onaylı dava konusu imar planlarında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alanın ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 Yençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 Yençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 Yençok:6,50 (2 kat) şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20/08/2020 tarihli planlardaki aykırılıklar kısmen giderilmiş olmakla birlikte, alanda ticaret ile otel, butik otel ve tatil köyü yapılmasının teşvik edildiği, kıyıda çok büyük alanlarda turizm tesis alanlarının planlandığı, bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu, Dairelerinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediğinin anlaşıldığı, Anayasa'nın 138. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir planın yargı kararıyla iptali üzerine yapılan planın yargısal denetiminde, planın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, Bu itibarla; dava konusu planlarda, imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, 01/06/2010 tarih ve 2010/31 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı yönünden davanın reddine, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Özelleştirme Yüksek Kurulunun alanın özelleştirme kapsamına alınmasında yetkisinin bulunmadığı, dava konusu parsellerin tamamının 3. derece doğal sit alanı niteliği ile beraber, aynı zamanda üzerinde tescilli yapılar bulunan ve arkeolojik sit alanında olan kısımlar olduğu hususları birlikte gözetildiğinde, özelleştirme kapsamına alınmasında kamu yararı bulunmadığı, kaldı ki mera vasfında olan taşınmazların yapılaşmaya açılmasına imkan bulunmadığından, alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi işlemin Anayasa'nın 63. maddesine de aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile planların revize edildiği, planlama alanı içerisinde arkeolojik sit alanlarının bulunması ve bölgenin tamamının doğal sit alanı olması sebebiyle, 2020 yılında onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda hazırlanan yeni plan ve değişikliklerin Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunca uygun görüldüğü, bununla birlikte imar plan ve değişikliklerinin mevzuata uygun olarak hazırlandığı, doğal ve arkeolojik sit alanlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan arsa ve arazilerin niteliğine göre bir ayırım yapılmadan imar planı yapmaya yetkili idarenin Özelleştirme İdaresi olduğu, plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceği, tapu kayıtlarında mera vasfına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 07/08/2013 tarihli, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün 20/08/2013 tarihli yazıları ile dava konusu parsellerin Mera Kanunu kapsamında olmadığının belirtildiği, Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 20/09/2013 tarihli yazısı ile Bodrum Mera Teknik Ekibince, 2001 yılında ..., ..., ... ve ... sayılı parsellere yönelik tespitlerin iptaline karar verildiği, söz konusu parsellerin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi olmadığı, uyuşmazlık konusu planlar ve değişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanlar göz önünde bulundurularak çevre ve imar bütünlüğüne uyumlu koruma kullanma dengesinin sağlandığı, plan hiyerarşisi dikkate alındığında ölçü alınabilecek plan kademesinin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı olduğu, 1/1.000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinde 1.102.309,61 m² büyüklüğündeki alanın toplam 433.210,82 m²'lik kısmının özelleştirilebilir nitelikte olduğu, kalan kısmının sosyal donatı olarak ayrıldığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin Ek-2 maddesinde yer alan Farklı Nüfus Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda verilen standartların fazlasıyla sağlandığı, alanda yoldan cephe almayan parsellerin bulunduğu ve 9-10 metrelik yolların bu alan için yeterli olmadığı hususlarının tespit edildiği, dolayısıyla bu alanda yolun genişletilmesinin gerek dava konusu planlar için gerekse belediyesince onaylı plan için elzem olduğu, konuya ilişkin ilgili Bodrum Belediye Başkanlığı ile görüşüldüğü, plan müellifi bakımından mevzuat açısından herhangi bir aykırılık bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan, kentsel bir kullanımı olmayan, kentin içinde boş ve atıl durumda bulunan alanın işgal edilen kısımları olduğu, işlevsiz durumdaki söz konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınarak ilgili mevzuata, çevre ve imar bütünlüğüne, arkeolojik ve doğal sit alanı ile korunması gerekli kültür varlıklarına koruma kurulu/komisyonu kararları ve ilke kararlarına, yapılaşma kısıtlamalarına uyularak değerlendirilmesinin amaçlandığı, çevre düzeni planı değişikliği ve imar planı değişikliklerinin ilgili mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, bu nedenlerle, temyize konu kararın imar planlarına ilişkin kısmının bozularak, bu kısım yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalılardan Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, diğer davalı idare olan Cumhurbaşkanlığı ile davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Gerek çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması sonucunu doğuran Anayasa'nın 56. maddesi, gerekse yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, dava konusu Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı'nın, Muğla ilinde bulunan taşınmazlar yönünden kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir düzenleme olduğu, öte yandan, davacı Derneğin Tüzüğü'nün “Derneğin Amacı” başlıklı 2. maddesinde yer verilen, “Dernek, Anayasanın 56. Maddesinde tanımlanan sağlıklı çevrede yaşama hakkının, doğal ve kültürel değerlerin korunmasının sadece mevcut hukuksal düzenlemelerle sağlanamayacağı düşüncesiyle; bilimsel bilgiler ışığında kamuoyumun bilgilendirilmesi; koruma bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaşması, her türlü çevresel kirlenmeye, doğal ve kültürel değerin bozulmasına yol açan faaliyetler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve uyarılması; bu kirletici ve bozan faaliyetlerin önüne geçmek için, dava açmak da dahil olmak üzere her türlü hukuksal yola başvurmak...vb" faaliyetler dikkate alındığında, Dernek tarafından açılan davanın, Derneğin kuruluş amacıyla öngörülen faaliyet alanları içerisinde, tüzel kişiliğin menfaatini ihlal eden konular arasına girdiği görüldüğünden, Derneğin dava açma ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin esasının incelenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Davalıların temyiz istemleri açısından dosyanın incelenmesinden, diğer dava konusu edilen işlemin, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilmediği anlaşıldığından, davalıların temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bu kısmının Kurulumuz kararında belirtilen gerekçe doğrultusunda onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı taşınmazlar, ... tarih ve... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan Aydın- Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, dava konusu taşınmazlar, "arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan" olarak belirlenmiş, 3. derece doğal sit alanı niteliğindeki uyuşmazlığa konu alan, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10/03/2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında plan onama sınırı dışında bırakılmış olup, daha önce planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır. İlk olarak; 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş olup, taşınmazlar "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol" olarak planlanmıştır. Anılan planların iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/12/2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararları ile 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptaline karar verilmiş, bu kararlar Kurulumuzun 10/04/2023 tarih ve E:2023/378 K:2023/716 sayılı, E:2023/379 K:2023/717 sayılı, E:2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmıştır. Belirtilen süreçte, 2020 yılında onaylanan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda tesis edilen 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile alan, "gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret-turizm-konut alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” kullanımlarına ayrılmıştır. 22/04/2021 tarihli Karar ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planları Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığınca, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı Bodrum Belediye Başkanlığınca 20/05/2021-19/06/2021 tarihleri arasında, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ise (diğer imar planları ile beraber) Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 25/05/2021-25/06/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup, bunun üzerine, temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmü yer almaktadır. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinde, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmü düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; 6. fıkrasında, ilk incelemeye ilişkin hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verileceği kurallarına yer verilmiştir. Öte yandan, anılan Kanun'un "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç, 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; ... ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ... tarih ve...sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı yönünden: 2577 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali", içtihatlarda, dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması, idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olması sonucunu doğurmamaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları davacının gerçek kişi, tüzel kişi, belde sakini olması gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir. İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır. İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir. Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır. Olayda; davacı Dernek, Muğla ilinde kurulmuş ve merkezi bu ilde bulunan tüzel kişi olmakla birlikte, uyuşmazlığa konu alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına dair işlem açısından, gerek özelleştirme kapsam ve programına alma işleminin amacı ve sonucu gerekse çevresel etkileri bakımından davacının dosya kapsamındaki iddialarının soyut ve genel nitelikte olduğu, davacı tarafından işlemin bu kısmıyla aralarında somut olarak gözlenebilen kişisel. güncel. meşru bir menfaat ilişkisinin ortaya konulamadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden: Uyuşmazlığa konu Cumhurbaşkanı Kararı ile, alanda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği onaylanmıştır. Temyize konu kararın bu kısmında; dava konusu işlemin, hem şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatı ile kamu yararına uygun görülmediği, hem de 2020 yılında alanda onaylanan plan değişiklerine yönelik olarak daha önce verilen yargı kararlarının uygulanmadığı gerekçesiyle iptaline karar verildiği görülmektedir. Sebep unsuru "yargı kararı"na dayanan idari işlemlerin denetiminde, yargı kararının yerine getirilip getirilmediği hususunun öncelikle incelenmesi zorunluluk olup, yargı kararına dayalı olarak tesis edilmeyen idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönünden hukuka uygunluk denetimleri yapılırken, aynı süreçte, uyuşmazlık ile bağlantılı görülen davalarda verilen kararların da dikkate alınması mümkün ise de, anılan idari işlemlerin doğrudan dayanağı olan işlemler hakkında verilen yargı kararları haricinde, salt, idari işlem ile bağlantılı olabilecek şekilde verilen kararlar uyarınca, idari işlemin iptaline karar verilebilmesinin, her durumda, hukuka uygun olamayacağı açıktır. Belirtilen çerçevede dosyanın incelenmesinden; maddi olay kısmında da yer verildiği üzere, özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlara ilişkin olarak 20/08/2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların iptali istemiyle açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında ilk olarak 15/02/2022 tarihinde yürütmenin durdurulmasına, 30/11/2022 tarihinde de, 20/08/2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların iptaline karar verildiği, görülmekte olan davanın konusunu oluşturan 22/04/2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan planların ise, 20/08/2020 tarihinde onaylanan planlara askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi üzerine onaylandığı, bir diğer ifadeyle, hem kronolojik olarak, hem de işleme ilişkin gerekçe raporuna göre, yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Müşterek Kurul kararının, dava konusu işlemin, bilirkişi raporlarına da dayalı olarak imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığına ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ise de, daha önce verilen bir yargı kararına dayalı olarak tesis edilmeyen işlemin, Anayasa'nın 138. maddesi ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine, dolayısıyla, yargı kararına uygun olmadığı yönündeki gerekçesinde hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Danıştay Altıncı ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 07/05/2025 tarih ve E:2021/7300, K:2025/2565 sayılı kararının, dava konusu işlemler açısından, yukarıda belirtilen gerekçeler ile ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 01/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı yönünden: Anayasa'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir.", 63. maddesinde; "Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır. ", 125. maddesinde; "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükümleri yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa'nın yukarıda aktarılan 56. maddesinde, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı konusunda "herkes" denilerek bu hakkın kullanımında gerçek ve tüzel kişi ayrımı yapılmamış, ayrıca, çevrenin korunması yalnızca Devlet için değil, vatandaşlar için de bir ödev olarak belirlenmiştir. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, Anayasa'da, gerçek-tüzel kişi ayrımı gözetilmeksizin herkes için tanınmıştır. Böylelikle, Anayasa'nın çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ile ilgili hükümleri göz önüne alındığında, çevreyi, tarihi ve kültürel değerleri ilgilendiren konularla ilgili olarak, vatandaşların subjektif dava ehliyetine sahip olduğu açıktır. Yukarıda anılan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden; dava açma ehliyetinin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade ettiği, her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edileceği, bununla birlikte, iptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılmasına ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği, nitekim; çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren veya bütün ülkeyi ve kamuoyunu etkileyen konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları, yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. Davacı tarafından, özelleştirme kapsam ve programına alma işleminin çevre ile ilişkili olduğu, kamu yararını koruma amacıyla dava açmakta menfaatlerinin bulunduğu belirtilerek davayı açmakta ehliyetli olduklarının ileri sürüldüğü görülmektedir. Buna göre, uyuşmazlık konusu olayda, aktarılan iddialarla iptal davası açıldığı anlaşıldığından, davacının, dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin etkilendiğinin kabulü gerekmektedir. Zira; gerek çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin geniş yorumlanması sonucunu doğuran Anayasa'nın 56. maddesi, gerekse yukarıda bahsedilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, dava konusu işlemin Muğla ilinde bulunan taşınmazlar yönünden kamu yararını doğrudan ilgilendiren bir düzenleme olduğu, öte yandan, davacı Derneğin Tüzüğü'nün “Derneğin Amacı” başlıklı 2. maddesinde yer verilen, “Dernek, Anayasanın 56. Maddesinde tanımlanan sağlıklı çevrede yaşama hakkının, doğal ve kültürel değerlerin korunmasının sadece mevcut hukuksal düzenlemelerle sağlanamayacağı düşüncesiyle; bilimsel bilgiler ışığında kamuoyumun bilgilendirilmesi; koruma bilincinin geliştirilmesi ve yaygınlaşması, her türlü çevresel kirlenmeye, doğal ve kültürel değerin bozulmasına yol açan faaliyetler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve uyarılması; bu kirletici ve bozan faaliyetlerin önüne geçmek için, dava açmak da dahil olmak üzere her türlü hukuksal yola başvurmak...vb" faaliyetler dikkate alındığında, Dernek tarafından açılan davanın, Derneğin kuruluş amacıyla öngörülen faaliyet alanları içerisinde, tüzel kişiliğin menfaatini ihlal eden konular arasına girdiği görüldüğünden, Derneğin dava açma ehliyeti bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin esasının incelenmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. KARŞI OY XX-22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı yönünden: Uyuşmazlığa konu alanda; 20/08/2020 tarih ve 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında anılan parseller, kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlanmıştır. Anılan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda tesis edilen dava konusu 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile taşınmazlar; "gelişme konut alanı (E: 0,15; Y.ençok: 6,50 m. (2 Kat), otel alanı (E: 0,30; Y.ençok: 10,50 m. (3 Kat), ticaret alanı (E: 0,30; Yençok: 6,50 m. (2 Kat), ticaret-turizm-konut alanı (ticaret kullanımı yer alması halinde E:0.30 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat); turizm kullanımı olarak otel, butik otel ve tatil köyü yapılması halinde E:0.30 Y.ençok:10.50 m. (3 kat), apart otel ve pansiyon yapılması halinde E: 0,15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat);konut kullanımı yer alması halinde E: 0.15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat), özel sağlık tesis alanı (E:1.00, Y.ençok:3 kat), günübirlik tesis alanı (E: 0,05; Y.ençok: 4,50 m.), ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” olarak belirlenmiştir. Dava konusu 2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliklerinde, 20/08/2020 tarihli işlemden farklı olarak; * 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın kentsel gelişme alanın ise miktarının azaltıldığı, * 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, *1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alan ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 y.ençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 y.ençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat)şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20.08.2020 tarihli planlardaki aykırılıkların giderilmiş olduğu görülmüştür. Bu hale göre 20/08/2020 tarihli karar ile kabul edilen planlar ile bu planlara askı süresi içinde yapılan itirazlar üzerine tesis edilen dava konusu 22/04/2021 tarihli karar ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliği sonucu kabul edilen planlar arasında temel değişiklikler bulunduğu görülmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ... l) Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır. Korunacak alanların çevresinde yapılan planlar ise bu alanların hassasiyeti dikkate alınarak hazırlanır.." hükmüne yer verilmiştir. Öncelikle dava konusu imar planlarının, gerek Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu gerekse Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu tarafından uygun bulunduğu ve plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceğinin belirtildiği, uyuşmazlık konusu planlar ve degişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanların yapılaşmaya açılmadığı anlaşılmakta olup, sözü edilen Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarının dava konusu yapıldığına dair dosyada bilgi bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, bilirkişi raporundaki doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden yapılan değerlendirmelere katılmak mümkün değildir. Eğer bu yönlerden bir eksiklik görülmesi durumunda, yargılama sırasında doğal sit alanları yönünden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, arkeolojik sit alanları yönünden ise Kültür ve Turizm Bakanlığı hasım mevkiine alınarak yargılamanın yapılması gerekmektedir. Bodrum Yarımadasının güney kısmında, sahil yolu ve kıyı kullanımlarının devamlılığının sağlanması açısından önem arz eden planlama alanı, iki mahallenin birleştiği yerdeki kentsel kullanımlar için bağlantı niteliğindedir. Alanın çevresinde konut, günübirlik, turizm ve üniversite gibi kullanımlar mevcuttur. Alanın bir kısmı bu konum ve niteliği itibarıyla bölgenin özel yapılaşma koşulları çerçevesinde kentsel gelişmeye açılmıştır. Dava konusu işlemden önceki çevre düzeni planının sadece gözlemsel bir yaklaşım ile hazırlandığı bu kapsamda hazine mülkiyetinde ve boş olan dava konusu taşınmazlara "ağaçlandırılacak alan" "bölge parkı" "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyonun verildiği, davacı idare tarafından gerekli tüm incelemeler, etütler, yapılarak ve ilgili kurumlardan görüşler ve veriler alınarak dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin yapıldığı görülmüştür. Dava konusu planlara bakıldığında, planlama alanının 204.575,28 m²'lik kısmı “Ağaçlandırılacak Alan”, 39.367,17 m²' lik kısmı “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan”, 174.882.51 m²'lik kısmı ise “Park Alanı” olarak planlanmış dolayısıyla planlama alanının yaklaşık *%37.99'u yeşil alan olarak planlanarak: yeşil aksın korunması ve koruma kullanma dengesi ile sürdürülebilirlik ilkesinin sağlanması amaçlanmıştır. Planlama alanının yaklaşık 669.098,79 m²'lik kısmının (%60,69) teknik ve sosyal altyapı alanı ve yol olarak planlandığı, İmar Kanununun 18 inci maddesinde yer alan maksimum DOP oranının (%45) da üzerine çıkıldığı görülmektedir. Dava konusu 1/1.000 ölçekli İlave ve Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve Değişikliği ile toplam 1.102.309.61 m2 yüzölçümüne sahip planlama alanının 433.210,82 m²'lik (%39.31'lik kısmı) kısmı özelleştirilebilir nitelikte, 250.273,83 m²'lik( %22.70'lik kısmı) kısmı sosyal ve teknik altyapı alanları olarak, 418.82496 m²'lik (%37,99'luk kısmı) kısmı “Ağaçlandırılacak Alan, Park Alanı ve Doğal Karakteri Korunacak Alan” olarak planlanmıştır. Davalı idarenin kendisine yasalar ile verilen yetkileri kullanarak yine yetki alanı sınırları içerisinde dava konusu işlemleri tesis ettiği anlaşılmaktadır. Planlamaya konu sahada yapılan gözlemsel incelemede, sahanın her iki tarafının yapılandığı görülmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, 7. maddesinin (1) fıkrasının (l) bendine uygun olarak planlamanın çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlandığı anlaşılmaktadır. Şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarında mülkiyet malikine göre planlama yöntemi kabul edilmemiştir. Bu sebeple dava konusu olayda olduğu gibi hazineye ait yerlerin yapılaşmaya açılmaması gibi bir plan anlayışının kabulü mümkün değildir. Esasen daha önceki aşamada, dava konusu alanların planlamasının da mülkiyet sahibine göre belirlendiği, yani planlama kurallarına göre çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanmadığı, bu yönde herhangi bir çalışma, analiz veya inceleme bulunmadığı anlaşıldığından bu şekilde hazırlanan eski planlamanın temel alınamayacağı açıktır. İmar mevzuatında hazineye ait yerlerin ağaçlandırılacak alan ya da toplumun ortak kullanımlarına ayrılacak alan olacağı şeklinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim yukarıda yer alan kurala göre planların çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanması gerekmektedir. Davalı idarece de sahanın denize doğru kısımlarının bitişiği yerleşime açılmış olduğu için bu yerlerde düşük yoğunluk ve yatay mimari anlayışı ile yerleşime açılmış, denizden uzaklaşan kısımlarının çevresine uygun olarak "ağaçlandırılacak alan", "bölge parkı", "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyoları verilmiştir. Denize en yakın yerler ise bitişik yerlerde denize kadar yapılaşmalar olduğu halde dava konusu planlamalarda, kıyıdan yasal mesafeler ayrıldıktan sonra gerisi günübirlik turizm tesis alanları olarak planlanmıştır. Bu durumda; dava konusu taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programında bulunduğundan, anılan parsellerin 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi ilkesi gereği, ilgili kanuni düzenlemeler dikkate alınarak bölgenin ihtiyaçları ve çevrede yer alan kullanımlara uygun şekilde kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların, etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi bağlamında, kamu yararının artırılması ve bu kaynaklara ekonomik anlamda değer katılması amacıyla yapılan dava konusu plan değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığından, planlar yönünden davalıların temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın Cumhurbaşkanı Kararı'na yönelik kısmının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };