11. Ceza Dairesi 2024/783 E. , 2025/1043 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/362 E., 2023/506 K. SUÇLAR : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte fatura düzenleme, tefecilik, defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme Tefecilik suçundan kurulan hükme yönelik katılan vek…
**11. Ceza Dairesi 2024/783 E. , 2025/1043 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/362 E., 2023/506 K. SUÇLAR : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme, sahte fatura düzenleme, tefecilik, defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydetmek HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme Tefecilik suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyizi yönünden; sanığa yüklenen suçun 5464 sayılı Kredi Kartları ve Banka Kartları Kanunu'nun 36 ncı maddesinde tanımlanan “gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme” suçunu oluşturduğu, atılı suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen Hazinenin hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığı; Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan kurulan hüküm yönünden; hükmün uyarlama yargılaması sonucunda verildiği ve temyizinin mümkün olmadığı, Sanık müdafinin tefecilik ve sahte fatura düzenleme suçundan zamanaşımı nedeniyle düşme hükümlerine yönelik temyizinde hukuki yarar bulunmadığı, Anlaşılmıştır. Diğer hükümler yönünden; yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A)Sanık Müdafinin Tefecilik ve Sahte Fatura Düzenleme Suçundan Verilen Düşme Hükümlerine Yönelik Temyizi Yönünden Derhal beraat kararı verilebilecek haller dışında, zamanaşımı nedeniyle düşme hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz isteminin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B)Defter, Kayıt ve Belgeleri Gizleme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Katılan Vekili ve Sanık Müdafinin Temyizleri Yönünden Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.05.2011 tarihli ve 66-96 sayılı kararında da açıklandığı üzere, 01 Haziran 2005 tarihinden sonra gerçekleştirilen yasa değişiklikleri nedeniyle uyarlama yargılamasının tabi olacağı ilkelerin 5252 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesine göre değil, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) 98 ilâ 101 inci maddelerine göre belirlenmesi gerektiği, uyarlama yargılaması sonucunda verilen kararlara karşı başvurulabilecek yasa yolunun ise 5275 sayılı Kanun’un 101 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca itiraz yolu olduğu, bu kararların temyizinin mümkün olmadığı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, C)Tefecilik Suçundan Kurulan Düşme Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanmaktan ibaret fiilinin, hem TCK’nin 241. maddesinde düzenlenen "tefecilik" suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme" suçunu oluşturması; TCK'nin 241. maddesinin genel ve 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinin özel norm niteliğinde olması karşısında; “özel normun önceliği” kuralı gereğince, eylemin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun'un 36. maddesinde düzenlenen "gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme" suçunu oluşturduğu, atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi Hazine vekilinin kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşıldığından, şikayetçi Hazine vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, D) 2010 Takvim Yılında Sahte Fatura Düzenleme Suçundan Kurulan Düşme Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre, katılan vekilinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi yerine, kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmediğinden, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının ilgili kısmında yer alan “düşürülmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “düşmesine" ibaresinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, E)Defterlere Kaydı Gereken Hesap ve İşlemleri Vergi Matrahının Azalması Sonucunu Doğuracak Şekilde Tamamen veya Kısmen Başka Defter, Belge veya Diğer Kayıt Ortamlarına Kaydetmek Suçundan 2010 Yılı İçin Düşme, 2011, 2012 ve 2013 Takvim Yılları İçin Verilen Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafi ve Katılan Vekilinin Temyizleri Yönünden 1. Konya Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığının 03.04.2014 tarihli ve 2014-A-852/14 sayılı vergi suçu raporunda her ne kadar dava şartı olan rapor değerlendirme komisyon mütalaası ile vergi tekniği raporunun dosyada bulunduğu belirtilmiş ise de, ilgili belge ve raporun dosya içeriğinde bulunmadığı bu sebeple atılı suçun suç tarihinin tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, ilgili belge ve raporun dosya arasına konulması ve suç tarihinin tespitinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi, 2. Kabule göre; a)15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66/6. maddesinde yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiği, bu nedenle 2010 ve 2011 takvim yılları yönünden de suç tarihinin 2013 tarihi olup zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla, 2011 takvim yılı için Tebliğnamede bu yöne değinen düşünceye iştirak edilmemiş, açıklanan gerekçe ile Mahkemece 2010 takvim yılı ayrılarak bu yıla ilişkin atılı suçtan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi, b) 5271 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun ile değişik 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinin gerektiği, aynı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi ile eklenen; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği ve inceleme konu suç tarihinin 26.12.2012 olması nedeniyle bu hususun yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmediği gözetilmeden hatalı gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321 inci maddesi uyarınca hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2025 tarihinde karar verildi.