TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2025 NUMARASI : 2025/103 Esas 2025/421 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik verilen karara karşı, davacılar tara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/990 Esas 2025/1532 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/990 KARAR NO : 2025/1532 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/05/2025 NUMARASI : 2025/103 Esas 2025/421 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 05/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik verilen karara karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar; davalı bankanın, ... Mühendislik Şirketi aleyhine 21/10/2019 tarihinde, Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14163 sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi talepli icra takibi başlattığını, icra dosyasında ipotekli taşınmazını satışına karar verildiğini ve 826.439-TL tahsil edildiğini, aynı borca ilişkin haklarında Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/13168 sayılı dosyası ile kambiyo senedi dayanak gösterilerek 07/10/2019 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takip başlatırken tahsilde tekerrür etmemek kaydının da şerh edildiğini ancak her iki takibin dayanağı aynı borca ilişkin olmasına rağmen ipotek takibinden tahsil edilen miktarın, Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğü (eski Ankara 4. İcra Müdürlüğü) 2019/13168 sayılı dosyasındaki borçtan düşülmediğini, davalı bankanın aynı borç için 826.439-TL tahsil etmesine rağmen 2019/13168 sayılı dosyasında sanki hiç tahsil yapmamış gibi tüm dosya borcu üzerinden alacağı talep etmeye devam ettiğini, icra dosyasına talepte bulunarak takiplerin aynı borçtan kaynaklanarak diğer dosyada yapılan tahsilatın davaya konu dosyadan da düşülmesi gerektiği bildirilmiş ise de icra müdürlüğünce, takipler açılırken mükerrer olan taleplere dair icra dosyalarının numaralarının açıkça belirtilmesi gerektiği belirterek taleplerinin reddedildiğini, olayda davalı bankanın kusurlu olduğunu belirterek Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğünün (eski Ankara 4. İcra Müdürlüğünün) 2019/13168 sayılı dosyasının 826.439-TL'lik kısmından davalı bankaya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı; Banka tarafından, davacılar aleyhine, 21/10/2019 tarihinde Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/14163 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi talepli icra takibi ve aynı borca ilişkin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Ankara 7. Genel İcra Müdürlüğü'nün (eski Ankara 4. İcra Müdürlüğü) 2019/13168 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takip dosyasında ipotekli taşınmazın ihalesi yapılarak tahsilat yapıldığını, ancak davacının iddia ettiği gibi tahsilatın 826.439-TL değil, tahsil harcı, cezaevi harcı ve diğer kesintiler yapıltıktan sonra 720.110,84-TL olduğunu, banka tarafından yapılabilecek her şeyin yapıldığını, icra dosyasına tahsilata ilişkin beyanda bulunulduğunu, davacıların menfi tespit davası açmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı yan, ipotekli takipte yapılan tahsilat tutarının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla şerhi düşülmemiş olması nedeniyle ipotekli taşınmazın satılması neticesinde tahsil edilen tutar bakımından borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup esasen her iki takip dosyasının tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere yapıldığı, haricen ödeme iddiasının bulunmadığı, icra dosyasında yapılmış tahsilatın davacı yanlarca icra müdürlüğünce nazara alınarak dosya hesabının yapılmasının istenilebileceği, icra müdürlüğü işlemine karşı da İcra Hukuk Mahkemesine şikayet yoluna başvurulabileceği, diğer bir söyleyişle davacı yanın dava tarihi itibariyle davalı ile aralarında borcun tutarı hususunda uyuşmazlık bulunduğunu iddia etmediği, davacıların, bunun dışında borçlu olmadığına yönelik herhangi bir vakıa (ödeme ya da kredi ilişkisinin bulunmadığı vb gibi) ileri sürülmemesi nazara alındığında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle; " davanın dava şartı yokluğundan reddine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar istinaf dilekçesinde özetle; icra mahkemelerinin dar kapsamlı inceleme yetkisine sahip olduğunu, icra müdürlüğünden, söz konusu hususta talepte bulunulduğunu ancak müdürlüğün; her iki takip arasında takip numaraları belirtilmek suretiyle tahsilde tekerrür olmama şartının konulması gerektiğini belirterek talebi reddettiğini, davalı bankanın kusuru bulunup hukuki yararı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, icra takibinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yan, ipotekli takipte yapılan tahsilat tutarının aynı borca ilişkin genel haciz yolu ile yapılan takip dosyasına bildirilmemiş olması nedeniyle ipotekli taşınmazın satılması neticesinde tahsil edilen tutar bakımından kambiyo senetlerine özgü sürdürülen takipte borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Mahkemece, davacı yanın talebinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle yazılı olduğu üzere dava şartları yönünden davanın usulden reddine ilişkin karar verildiği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacıların, işbu menfi tespit davası nedeniyle hukuki yararları bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Somut dosya kapsamında; davacı yan, ipotekli takipte taşınmazın satılması suretiyle bankaca yapılan tahsilat tutarının, aynı borca yönelik bankaca sürdürülen diğer kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılan takip dosyasındaki borçtan da düşülmesi gerektiğinden bahisle icra memurluğundan talepte bulunulduğunu, ancak memurluk tarafından, "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve icra takip numaraları da gösterilerek şerh" düşülmemiş olduğundan bahisle, taleplerinin reddine ilişkin karar verildiğini ileri sürerek sözü edilen ipotekli takip konusu taşınmazın satılması neticesinde tahsil edilen tutar bakımından, kambiyo senetlerine mahsus yapılan takipte borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup davacıların, icra memurluğu işlemine karşı şikayet hakkını kullanmak yerine elde ki davayı açmakta korunması gerekir bir hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hukuki yarar dava şartlarından olup davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır. Hukuki yarar , dava şartı olmakla yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında da re'sen gözetilmesi gerekir. Hal böyle olunca, mahkemece davacının, icra müdürlüğünün işlemine karşı şikayet yoluna başvurma hakkı/ zorunluluğu bulunduğu gözetildiğinde; dava tarihi itibarıyla hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi