T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/106 - 2026/297 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/106 KARAR NO : 2026/297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2023/1 E. - 2023/398 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Hakla…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/106 - 2026/297 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/106 KARAR NO : 2026/297 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/11/2023 NUMARASI : 2023/1 E. - 2023/398 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2023/1 E. - 2023/398 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 2007 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, davalı şirketin 2020/147172 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markaları arasında ayniyet derecesinde benzerlik olup, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkilinin markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı olduğunu, tüketicinin “...” ibaresini okuduğunda öncelikle “...” ibaresine dikkat kesileceğini ve bu sebeple de davalı şirket marka başvurusunu müvekkili şirket markalarından biri zannedebileceğini, yüksek mahkemenin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği gibi taraf markalarının müştereken kapsadığı gıda emtiasının tüketicilerinin toplumun her kesiminden kişiler olduğunu, bu nedenle de söz konusu markaları taşıyan mal/hizmetlerin ortalama tüketicisinin, markayı detaylı şekilde incelemeden hareket edebileceğini, bu tescilin müvekkilinin çok tanınmış markasının ün ve itibarından haksız kazanç sağlanmasına, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesine, markaların kaynağı konusunda tüketicilerin yanılmasına ve bu bağlamda müvekkilinin markalarının kalite ve güven fonksiyonun zedelenmesine neden olacağını, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-14785 sayılı kararının 30. sınıfın tamamı yönünden iptaline, 2020/147172 sayılı "... şekil" ibareli marka başvurusunun tescil edilmesi halinde 30. sınıfın tamamı yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru ile "..." ibareli itiraz gerekçesi markaların görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere SMK 6/1 maddesi bakımından karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin Arapça “fitne”, İngilizce “ödeşme, razı olma, çokluk, uzunluk birimi” gibi anlamlara geldiğini, “...” markasının ise başlı başına ayrı bir kelime olup, ayırt edicilik unsuru barındırdığını, markanın anlamsız bir şekilde bölünerek benzerlik incelemesi yapılamayacağını, “...” ibaresi içeren yüzlerce marka tescili bulunduğunu, davacının tanınmışlık iddialarının her somut olay bakımından değerlendirilmesi gerektiğini, kötü niyet iddialarının deliller ile kanıtlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/147172 sayılı markanın kapsamındaki dava konusu malların, davacının itirazına gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönündeki kararının isabetsiz olduğunu, davaya konu markaların tescil edildiği sınıfların aynı/benzer olduğu tespit edilmesine rağmen işbu durumun, markalar arasındaki benzerlik karşılaştırmasında dikkate alınmadığını, oysa taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, mahkemece, davaya konu malların tüketici kitlesinin de eksik değerlendirildiğini, ayrıca bu durumun, iltibas tehlikesine olan etkisinin göz ardı edildiğini, müvekkiline ait "..." markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve zayıf marka niteliği taşıdığı yönündeki mahkeme tespitlerinin mesnetsiz bulunduğunu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı yönündeki gerekçelerin de isabetsiz olduğunu, davalı Şirket marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, SMK m.6/9 şartlarının da oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacı markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin öne çıkartılmadığı gibi esasen dava konusu başvurunun "bitki" ön eki anlamına gelen "..." kelimesinden türetildiği, bu hali dava konusu başvurunun davacının itirazına mesnet markalarından hem işitsel hemde anlamsal olarak yeterince farklılaştığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.06.2025 tarih ve 2025/81-4522 E.-K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 05.12.2023 tarih ve 2022/3365 E. - 2023/7083 K. sayılı kararında ise "..." ibaresinin davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer görülmediğinden davacı tarafın tanınmışlık iddiasının tartışılmasının somut uyuşmazlığa bir etkisi olmadığı gibi kötü niyet iddiasının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.