Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması dolayısıyla hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tazminat davasının uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/5/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan bir soruşturma kapsamında29/9/2009 tarihinde gözaltına alınmış; 1/10/2009 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Başvurucu hakkındaki dava, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/182 sayılı dosyasında görülmeye başlanmıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 3/2/2011 tarihli kararıyla başvurucunun mahkûmiyetine karar vermiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 21/11/2011 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma üzerine dava, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/35 sayılı esasına kaydedilmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 11/3/2014 tarihinde, görevsizlik kararı vermiştir. Görevsizlik kararı üzerine dava Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/172 sayılı esasına kaydedilmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 1/4/2014 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 19/4/2016 tarihli kararıyla davacının öldürmeye teşebbüs suçundan beraatine, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan beraatine, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan açılan davanın ertelenmesine, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, mala zarar verme suçundan neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, izinsiz tehlikeli madde bulundurma suçundan neticeten 4 yıl 2 ay hapis ve 5 gün karşılığı 100 TL adli para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına, silahlı terör örgütü adına suç işleme suçundan neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Beraat, davanın ertelenmesi, hüküm verilmesine yer olmadığı kararları temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Mahkûmiyet kararlarının temyiz incelemesi devam etmektedir. Başvurucu, yargılama devam ederken 14/2/2014 havale tarihli dilekçesiyle uzun süredir tutuklu olduğunu belirterek 4/12/2004 tarihli ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi uyarınca 000 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Başvurucu 17/2/2014 tarihinde de tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, tutuklu devam edilen yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bu dava Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 3/3/2014 tarihli kararıyla başvurucu hakkındaki ceza davasının devam ettiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Temyiz üzerine Yargıtay Ceza Dairesi 28/9/2015 tarihli kararıyla ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Bozma kararı üzerine Adana Ağır Ceza Mahkemesi 30/6/2016 tarihli ve E.2016/73, K.2016/329 sayılı kararıyla başvurucunun davasını kısmen kabul ederek başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi 26/10/2016 tarihli ve 2014/2557 başvuru numaralı kararında; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden yaptığı değerlendirmede, tutuklu olarak yargılanmaktayken başvurucunun tazminat yoluna başvurduğunu ve bu başvuru yolunun sonucunu beklemeksizin bireysel başvuruda bulunduğunu ifade ederek başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Başvurucu ilk derece mahkemesinin verdiği karara karşı 11/7/2016 tarihinde süre tutum dilekçesi yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur. Gerekçeli kararın 28/7/2016 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucu aynı tarihte gerekçeli temyiz dilekçesini sunmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 2/3/2020 tarihinde süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Davacı vekilinin yüzüne karşı 30/6/2016 tarihinde verilen hükmü CMUK’un 310/ maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 11/7/2016 ve 28/7/2016 tarihlerinde temyiz ettiği ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinin tebliğinden sonra da katılma yoluyla da hükmü temyiz etmediğinin anlaşılması karşısında; 5320 sayılı Kanunun maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un maddesi gereğince temyiz isteminin isteme uygun olarak reddine ... [karar verildi.]" Başvurucu 8/5/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 23/3/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un "Temyiz ve karar düzeltme" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bölge adliye mahkemelerinin, 2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır." 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun başvuruyla ilgili ve o dönem yürürlükte bulunan maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime tasdik ettirilir." 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'un "Kapsam" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Bu Kanun;a) Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı,b) Mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği,iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış başvuruları kapsar." 6384 sayılı Kanun'un28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un maddesiyle değiştirilen "Anayasa Mahkemesinde bulunan bazı bireysel başvurular hakkında Komisyona müracaat" kenar başlıklı geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" (1) Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında olup, münhasıran 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenir."