14. Hukuk Dairesi 2013/10653 E. , 2013/13745 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.06.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R D
**14. Hukuk Dairesi 2013/10653 E. , 2013/13745 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.06.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 12.03.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 199 parsel sayılı taşınmazın üzerindeki muhdesat beyanı nedeniyle elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davacı, dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan evin murisine ait olduğunu, tapu kaydında anılan ev ile ilgili murisi lehine muhdesat beyanı olduğunu, evin kullanılmasının davalı tarafından engellendiğini belirterek davalının eve elatmasının önlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davalının evi kullanılmasına engel olmadığını, dava konusu taşınmazın davalı adına tapuda kayıtlı olması sebebi ile davacının dava açma hakkı olmadığını, kendi taşınmazını kullanmasına engel olan evin kaldırılması için dava açacaklarını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olduğu, davacının tapu malikine nazaran daha üstün bir hakkı bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti yokluğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Tapu kütüğüne esas itibarıyla mülkiyetin veya sınırlı ayni hakların iktisabına veya bunların kaybedilmelerine ilişkin tesciller yazılır. Geniş anlamda tescil ise kütüğe yazılan her husustur. Nitekim kütük sahifesinde mülkiyet, rehin ve irtifak hakları sütunları dışında bir de “şerh” ve “beyanlar” adı altında iki sütun daha vardır. Ancak bir hususun şerh veya beyanlar sütununa yazılması taşınmazın ayni hakka ilişkin statüsünde bir değişiklik meydana getirmez. Şerhten amaç; ilişkin bulunduğu hukuki durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirmek, hukuki duruma aleniyet kazandırmaktır. Bu yönü ile şerh ayni bir etki özelliğini gösterir. Hangi hakların tapu kütüğüne şerh edileceğini kanun belirlemiştir. Dolayısıyla kanunun belirlemediği bir hak tapu kütüğüne şerh edilemez. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere Eşya Hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır (Türk Medeni Kanunu m.722, 724, 729). Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi imkan sağlamaktadır. Gerçekten, anılan hüküm uyarınca “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.” Somut olaya gelince; Dava konusu 199 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında “bu zemin üzerindeki ev ... Oğlu ...’a aittir” beyanı vardır. Dosya içerisindeki veraset ilamına göre davacı, lehine muhdesat şerhi olan ... oğlu ...’ın mirasçısıdır. Davacının, murisine ait olan muhdesatı kullanma ve muhdesata yapılan elatmanın önlenmesini isteme hakkı olması sebebi ile aktif dava açma ehliyeti vardır. Mahkemece, tarafların delilleri değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.