Aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ve şartlar batıldır. Ancak, sözleşme uyarınca yerine getirilmesi gereken edimler için kanunun veya yetkili makamların koymuş olduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmeler en yüksek sınır üzerinden yapılmış sayılır; sınırı aşan edimler hata ile yerine getirilmiş olmasa bile, geri alınır. Bu sınırlarda, Türk Borçlar Kanununun 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi uygulanmaz.Ticari işletmeler arasında mal ve hizme
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davacı ....... Konfeksiyon Ürünleri Tekstil İmalatı San. ve Tic. Ltd. Şti. ve davalı ...... Tekstil Mağazacılık A.Ş.'nin her ikisi de tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olduğu, aralarındaki sözleşmesel ilişki doğrultusunda, davacının verdiği hizmet karşılığında davalı şirketin hizmet bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmakta, işbu dava dilekçesinin ekinde sunmakta oldukları 31.10.2019 tarihli faturadan da anlaşılacağı üzere davacı tarafından hizmetin ifası yerine getirilmiş ve davalının borcuna ilişkin usulüne uygun fatura tanzim edildiği, fakat davalı şirket tarafından borcun tamamının zamanında ödenmemiş olduğunu, davacı tarafından verilen hizmetin karşılığı olarak davalı tarafın 31.10.2019 tarihinde faturada yer alan toplam 58.060,80 TL ödeme borcunun muaccel olmuş, davalı 31.10.2109 tarihinde 15.000 TL, 11.02.2020 tarihinde 10.000 TL, 09.03.2020 tarihinde 10.000 TL olmak üzere, farklı zamanlarda toplam 35.000 TL ödeme yapmış olduğu, davalının kalan borcunu ödememesi nedeniyle icra takibinin başlatılması zarureti hâsıl olmuş ve Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı dosyası icra takibi başlatılmış olduğu, borçlunun takibe konu asıl alacağı 23.153,80 olmuş olduğu, takip sonrasında borçlu ile yapılan görüşmelerde bu borcun 10.000 TL'sinin davacının çok sık kullanmadığı ödenmiş olduğu tespit edilmiş olduğu, kalan 13.153,80 TL ise icra tarihi itibariyle ödenmemiş borç olup bunun 8.000 TL'si ödeme emri borçluya tebliğ edildikten sonra borçlu tarafından davacının hesabına ödendiği, ana paradan kalan 5.153.80 TL'nın ise bugün hala ödenmemiş olduğunu, bununla birlikte icra takibi nedeniyle oluşan feriler ve alacak faizinin de hala ödenmemiş olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/4. maddesi uyarınca; faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda, borçlu herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağı, Türk Ticaret Kanunu'nda da açıkça belirtildiği üzere, 31.10.2019 tarihinde faturanın kesilmesi ve 8 günlük itiraz süresinin dolması ile davalının borcu muaccel olmuş olup, 30.11.2019 tarihinde ise davalının mütemerrit olması hasebiyle davacının faize hak kazanmış olduğu, her iki tarafın da ticari işletme olması, davacının sözleşmesel ve kanuni yükümlülüklerini yerine getirmiş olması ve karşılığında davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması nedeniyle uygulanacak faizin ticari temerrüt faizi (avans faizi) olduğunun her türlü izahtan vareste olduğu, borçlu tarafından faize ilişkin yapılan itirazların kabulünün mümkün olmadığını, işbu dosya konusu icra takibi UYAP vasıtasıyla başlatılmış olup, icra takibini başlatmak için gerekli olan faiz bilgileri, faiz oranı ve türü UYAP üzerinden belirtilmiş olduğu, İcra takibinin başlatılması esnasında dosyadan Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. Maddesi uyarınca temerrüt faizi talebinde bulunulduğu ekte sunulmakta olan tevzi evrakından da görülmekte olduğu, İcra ve İflas Kanunu'nun takip talebini düzenleyen 58. maddesi ile takip talebinde bulunması zorunlu olan unsurlar açıkça belirtilmiş olup, dosya konusu alacak yabancı para olmadığı sürece, faizin türü ve oranının belirtilmesi zorunluluğunun bulunmamakta olduğu, davalının davacıya karşı borçlu olduğu meblağın bilincinde olmasına rağmen kötü niyetli bir şekilde icra takibine itiraz ederek süreci uzatmaya çalışmakta olduğunu, Bahse konu alacak için arabuluculuk başvurusu da yapılmış olup ilk görüşmede davalı taraf vekili anlaşmaya ılımlı yaklaşmış ve ikinci görüşmeyi talep etmişse de ikinci görüşmede uzlaşma niyetinden uzaklaşmış şekilde iyi niyet kapsamında değerlendirilemeyecek taleplerde bulunması nedeniyle anlaşma sağlanamamış olduğu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; “Davacının, davalı şirket ile arasında ticari ilişki olduğunu ve davalı şirkete bu nedenlerle fatura kestiği iddiası ile Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ....... E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatmış ve davacı şirkete herhangi bir borcumuz olmadığından takibe itiraz edilmiş olduğu, bunun üzerine davacı arabuluculuk yoluna başvurmuş bu süreçte de bir borcumuz olmadığından anlaşılmamış ve davacının işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davayı ikame etmiş olduğunu ancak davacının, ileri sürdüğü ticari ilişkiyi ispatlayamamış olduğu, davacının dava dilekçesinde davalı şirket adına fatura kestiğini bu faturaya davalı tarafından itiraz edilmediğinden haseple borcunun bulunduğunu ve bu nedenle yapılan itirazın yerinde olmadığından iptali gerektiğini savunmuş olduğu, ancak faturaya itiraz edilmemesinin borcun varlığına karine teşkil etmemekte olduğunu, bir sözleşmeye dayanmayan faturanın soyut olarak muhatabına gönderilmesi ve muhatabın faturaya itiraz etmemiş olması onun kesinleştiği sonucunu doğurmayacağını, davacının davalı şirketten herhangi bir alacağının olduğunun kabulü ve manası anlamına gelmemesi şartı ile, asıl alacağının 5.153,80 TL olarak kabulü halinde dahi faiz ve ferileri olarak 4.037,-TL'nin talep edilmesinin fahiş olup, hukuken de mümkün olmadığını, davacının takibe konu ettiği, asıl davalı şirketin yapmış olduğu ödemeler dikkate alınmaksızın, takip yapılmış ve faiz işletilmiş olduğunu, bu asıl alacağa ilişkin de davalı şirketin herhangi bir temerrüde düşürülmesi söz konusu olmayıp, TTK'nın 1530/4 fıkrasına binaen 30.11.2019 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğu, davalı şirketin herhangi bir borcu varsa dahi icra takibinden önce temerrüde düşürülmesi söz konusu olmadığını, davalı şirketin herhangi bir borcunun olduğu kabulü halinde dahi davalı şirketin yapmış olduğu ödemeler dikkate alınarak faiz hesaplaması yapılması gerekirken, bu ödemelerin dikkate alınmaksızın faiz hesaplamasının hatalı olduğu, davacının davalı şirkete yönelik olarak başlatmış olduğu takip dayanağı olmadığından yapılan itiraza ilişkin ikame edilen işbu davada delil olmadığından davacının açmış olduğu davasının kötü niyetini göstermekte olduğunu, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ispat edilemeyen ve olmayan borca karşılık açılan takibe yapılan itirazlarının iptali talebinin haksız olduğu, bu nedenle davalı şirketin davacıya herhangi bir borcu bulunmazken, kötü niyetli davacının haksız davası nedeniyle davalı şirket lehine alacağın %20'sindan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davanın haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle davanın esastan reddine, davacının davası haksız ikame edildiğinden davalı şirket lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, saış sözleşmesinden kaynaklı faturaya dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle, taraflar aralarındaki sözleşmesel ilişki doğrultusunda, davacının verdiği hizmet karşılığında davalı şirketin hizmet bedelini ödeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davacı tarafından hizmetin ifasının yerine getirildiğini, davacı tarafından verilen hizmetin karşılığı olarak davalı tarafın 31.10.2019 tarihinde faturada yer alan toplam 58.060,80 TL ödeme borcunun muaccel olduğunu, davalının 31.10.2019 tarihinde 15.000 TL, 11.02.2020 tarihinde 10.000 TL, 09.03.2020 tarihinde 10.000 TL olmak üzere, farklı zamanlarda toplam 35.000 TL ödeme yapmış olduğunu, davalının kalan borcunu ödememesi nedeniyle icra takibinin başlatılması zarureti hâsıl olduğunu, Bakırköy ....... İcra Dairesi'nin ....... Esas sayılı dosyası icra takibi başlatılmış olduğu, borçlunun takibe konu asıl alacağı 23.153,80 olmuş olduğu, takip sonrasında borçlu ile yapılan görüşmelerde bu borcun 10.000 TL'sinin davacının çok sık kullanmadığı hesabına ödenmiş olduğunu, kalan 13.153,80 TL ise icra tarihi itibariyle ödenmemiş borç olup bunun 8.000 TL'sinin ödeme emrinin borçluya tebliğ edildikten sonra borçlu tarafından davacının hesabına ödendiğini, ana paradan kalan 5.153.80 TL'nın ise hala ödenmemiş olduğunu, bununla birlikte icra takibi nedeniyle oluşan feriler ve alacak faizinin de hala ödenmemiş olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1530/4. maddesi uyarınca; faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük sürenin sonunda, borçlu herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın mütemerrit sayılacağı ve alacaklının faize hak kazanacağını, itirazın iptalini talep ettiği,