T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/35 - Karar No:2026/152 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/35 KARAR NO : 2026/152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2020/608 E-2023/359 K ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/35 - Karar No:2026/152 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/35 KARAR NO : 2026/152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2020/608 E-2023/359 K ASIL DAVA KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARŞI DAVA KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 11/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2026 Davacı vekili tarafından davalı- karşı davacı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itiazın iptali, karşı davacı vekili tarafından karşı davalı aleyhine açılan alacak davalarında mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı- karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında 10/04/2020 tarihinde KDV dahil toplam 498.579,50 USD karşılığında, Spiral Sarımlı Koruge Boruların müvekkili tarafından üretimi ve teslimine ilişkin sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme konusu boruların ilk partisini sözleşme şartlarına ve standartlara uygun üretip test sonucunun bir kopyası da davalıya gönderilerek taraflarca uygun görülen boruların sevk irsaliyeleriyle birlikte davalıya teslim edildiğini, sonrasında davalıya 17.04.2020 tarih ve FYS20200002 nolu 112.580,50 TL'lik e-faturanın gönderildiğini, davalının hiçbir gerekçe içermeden ilgili faturaya karşı haksız ve mesnetsiz şekilde iade faturası kestiğini, akabinde davalı mali müşaviri ile yapılan görüşmede yanlışlık olduğunu belirttiklerini, bu nedenle tekrar 21.04.2020 tarih ve FYS2020000000003 nolu toplam 112.580,50 TL bedelli e-fatura düzenlenerek gönderildiğini, bu faturaya süresi içinde itiraz edilmediğini ancak faturaya ilişkin bedelin de sözleşmede belirtilen süresi içinde ödenmediğini, davalının 22.04.2020 tarihli yazıyla ödemeden kaçınmak amacıyla sözde boruların uygunluk testlerinin tamamlanmasına kadar bakiye sevkiyatın durdurulmasının talep edildiğini, 27.04.2020 tarihli yazıyla sözleşmenin 5.maddesinde belirtildiği şekilde ödemenin yapılmasını, aksi halde sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiğini, davalının 28.04.2020 tarihli ihtarnameler ile kötü niyetli olarak boruların sözleşmede belirtilen standartları bahisle ödemeden kaçındığını, bunun üzerine davalı aleyhine Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6452 sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davalının yapmış olduğu itirazın hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, takibi uzatmaya yönelik haksız itiraz yapıldığını ileri sürerek, davalının itirazın iptali ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı- karşı davacı vekili; müvekkil ile davacı arasında 10.04.2020 tarihli sözleşme ile müvekkili taahhüdü altında bulunan “Ergene 2 O.S.B. Altyapı” işinde kullanılmak üzere Spiral Sarımlı Koruge Boru Alımı hususunda tarafların anlaştığını, sözleşme konusu ürünlerin davacının Kırşehir fabrikasında üretilerek partiler halinde tamamının 10.05.2020 tarihine kadar müvekkilinin Ergene/ Tekirdağ şantiyesine teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, davacının üretilen ilk parti ürünleri 17.04.2020 tarihinde müvekkilinin şantiyesine teslim ettiğini ve fatura kesildiğini, müvekkilinin de ürünleri kontrollerinin sağlanması için ihale makamı idareye iletildiğini, teslim edilen ürünlerde ilk bakışta üzerinde TSE 12132 standartlarına uygun olarak işaret ve numarasının bulunmadığının anlaşılması üzerine idare tarafından kontrol sağlanana kadar davacının zarara uğramaması için müvekkilinin 20.04.2020 tarihli ihtar ile idarenin ürünleri kontrolü sağlanana kadar diğer ürünlerin teslim edilmemesinin bildirildiğini, bu yazı ile davacının standartlara aykırı ürün teslim ederek daha fazla zarara uğramasının önüne geçilmek istendiğini, sahada yapılan 21.04.2020 tarihli incelemede davacı tarafça teslim edilen ürünlerin TSE 12132 standartlarına uygun olmadığının, bu nedenle projede kullanılamayacağının, ürünlerin standartlara uygun yenisi ile değiştirilmesi gerektiğinin bildirildiğini, 22.04.2020 tarih ve 2020/007 sayılı yazı ile ürünlerin TSE standartlarına uygun olmadığının, ayıplı ürün teslim edildiğinin ve idarenin onaylamaması nedeniyle ürünlerin sevkiyatının durdurulmasının talep edildiğini, belirtilen yazıların hiçbirine davacı tarafça cevap verilmediğini, davacının 27.04.2020 tarihli yazı ile ayıplı ürünlerin faturasının ödenmesinin talep edildiğini, Ankara 10. Noterliği'nin 28.04.2020 tarih ve 07150 yevmiye no'lu cevabı yazı ile sözleşmenin 6.maddesinde belirtildiği gibi ayıplı ürünlerin ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine kadar ödemenin yapılmayacağının davacıya bildirildiğini, davacının 04.05.2020 tarihli fesih ihbarı üzerine sözleşmenin feshedildiğini ve ödeme şartları yerine getirilmediğinden alacağın tamamının muaccel hale geldiğinin bildirildiğini, müvekkilinin Ankara 35. Noterliği'nin 04.05.2020 tarih ve 08660 yevmiye nolu cevabı yazısı ile ayıplı malların bedelinin talep edilemeyeceğinin, ürünlerin ayıpsız yenisi ile değiştirilmesinin, sözleşme gereklerinin 10.05.2020 tarihine kadar yerine getirilmesinin ve ayıplı ürünlerin bağımsız 3.firmalarca uygunluk testinin birlikte yapılması için 3 gün içerisinde şantiyede hazır olmalarının ve sorunların birlikte tespit edilmesinin davacıya bildirildiğini, müvekkilinin iyi niyetine rağmen cevap verilmediğini ve testlere katılım sağlanmadığını, 21.05.2020 tarihli yazı ile müvekkilinin zararlarının tazmin edilmesinin ve ayıplı ürünlerin şantiyeden alınmasının bildirildiğini, davacının sözleşmeyi haksız feshettiğini ve iade edilen faturaların icraya konulduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, karşı davasında; davacının sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmediğinden müvekkilinin zararının oluştuğunu, müvekkilinin daha kötü şartlarla başka bir firma ile anlaşma yapmak zorunda kaldığını ve iki sözleşme arasındaki farkın müvekkilinin gerçek zararı olduğunu bunun karşı davalıdan tazmini gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin davacı tarafından uygun edilmeyen boruları başka bir yerden temin etmek zorunda kalması nedeniyle 3.firmaya ödemek zorunda kalınan 500,00 TL, idare tarafından işin gecikmesi nedeniyle müvekkilinden tahsil edilen gecikme cezası 500,00 TL, müvekkilinin işin gecikmesi nedeniyle kiraladığı iş makinalarına fazladan ödemek zorunda kaldığı kira bedeli 500,00 TL, işçilere fazladan ödemek zorunda kalınan ücret- yemek masrafı 500,00 TL, teslim edilen borulardaki ayıbın tespiti ve ihtarı için yapılan 500,00 TL ile ayıplı ürünlerin şantiyede kaldığı süre için haksız işgal nedeniyle 500,00 TL olmak üzere şimdilik 2.500,00 TL'nin tahsilini talep etmiş, 10.04.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; sözleşme edimlerinin yerine getirilmemesi ve haksız fesih nedeniyle müvekkilinin daha yüksek bedelle üçüncü firmadan malları alması karşısında fazladan ödemek zorunda kaldığı bedel kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 500 TL alacağın 382.397,36 TL artırarak ek raporda hesaplandığı üzere toplam 382.897,36 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davacı- karşı davalıdan tahsilini, ihtar ve muayene masrafı için fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 500 TL alacağın 2.872,00 TL artırarak ek raporda hesaplandığı üzere toplam 3.732,00 TL zarar tutarının temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle davacı- karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucu, taraflar arasında 10/04/2020 tarihli satış/ eser sözleşmesi imzalandığı, aldırılan ve usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporların göre davacının sözleşmede yazılı boruları sözleşme şatlarına uygun şekilde imal edip teslim etmediği, sözleşme kapsamında kendi üzerine düşen sorumlulukları ifa etmeden karşı yandan borcunu ifa etmesini bekleyemeyeceğinin, davacının taleplerinin bu nedenle reddi gerektiği, karşı dava yönünden karşı davalının sözleşme konusu edimini süresinde ve sözleşmeye uygun yerine getirmemesi ve sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi neticesinde davalı- karşı davacının bir takım zararlarının olduğunun kabul edilmesi gerektiği, karşı davacı her ne kadar uğradığını iddia ettiği, gecikme cezası ödemesi, iş makinası kiralaması, işçilerine yaptığı fazladan ödemeler, haksız işgale ilişkin zarar iddiasında bulunmuş ise de, bu talepleri yönünden somut deliller sunulmadığı, dosya kapsamında bu kalemlere yönelik hesaplama yapmayı sağlayacak başkaca delillerde bulunmadığından, karşı davada bu talepler yönünden davanın reddi gerektiği, karşı davacının sözleşme edimlerinin usulüne uygun olarak yerine getirilmemesi sebebiyle davacı tarafından 3.firmalardan daha yüksek bedeller ile ürün alımının gerçekleşmiş olmasından kaynaklı 382.897,36 TL, karşı davacı tarafından yapılan ihtar, test ve muayene masrafları olarak 3.732,00 TL masraf ve zarar taleplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı- karşı davalı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilince teslim edilen boruların sözleşmede belirlenen şartları eksiksiz olarak taşıdığını, taraflar arasındaki 10.04.2020 tarihli sözleşme gereğince davalı tarafından onay verilen ilk parti boruların 16.04.2020 tarihinde teslim edildiğini, kararda yer alan "Tüm bu hususlar birlikte göz önüne alındığında davacının ürettiği boruların her ne kadar sözleşmede belirtilen rijitlik değerlerine uygun olsa da TSE 12132 standartlarına uygun olmadığı, borular üzerindeki işaretlemelerin bulunmaması nedeni ile davalı/karşı davacının boruları herhangi bir projede kullanma imkanın bulunmadığı" şeklindeki değerlendirmelerin açıkça eksik, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 6.maddesinde "Spiral Sarım Koruge Borularının Rijitlik Değeri TSE 12132ye göre TİP5 olacaktır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiş olup, müvekkilinin sözleşme konusu boruların üretimini, belirtilen standartlara uygun şekilde gerçekleştirdiğini, boruların TİP5'e uygun olduğunun test edildiğini ve onaylandığını, sözleşmede boruların TSE 12132 standartlarına uygun olması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğini ve bu hususun 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporuyla da ifade edildiğini ancak mahkemece hatalı şekilde boruların TSE 12132 standartlarını içermemesi sebebiyle sözleşmeye aykırı üretildiğine yönelik değerlendirilmelerde bulunulduğunu, sözleşmenin mahkemece yeteri kadar incelemediğini, buna ek olarak boruların üzerinde işaret ve numaraların bulunduğunu gösterir etiket görselinin bizzat davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde mahkemeye sunulduğunu, buna rağmen mahkemenin gerekçeli kararında "borular üzerindeki işaretlemelerin bulunmaması nedeni ile davalı/karşı davacının boruları herhangi bir projede kullanma imkanının bulunmadığı" şeklindeki tespitini hangi gerekçeyle yaptığının da anlaşılamadığını, kararda yer alan "Nitekim dava dışı idarenin de borular üzerinde yaptığı incelemede boruların teknik şartnameye ve TSE 12132 standartlarına aykırı olduğu" şeklindeki tespitlerinin dava konusuyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, idare, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı gibi kontrol mercii de olmadığını, idare tespitlerinin yalnızca şartnameye uygun davranma yükümlülüğü olan davalıyı bağladığını, müvekkilinin idareye karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeye uygun boruları ürettiğini ve zamanında teslim ettiğini, davalının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, müvekkilinin ilk parti boruları 16.04.2020 tarihinde teslim ettiğini, yapılan teslimata ilişkin 17.04.2020 ve FYS202000002 nolu toplam 112.580,50 TL tutarındaki e-faturanın davalıya gönderildiğini, davalının, hiçbir gerekçe göstermeden ilgili faturaya karşı haksız ve mesnetsiz bir şekilde iade faturası düzenlediğini ancak mali müşaviri ile yapılan görüşmede iadenin yanlış olduğunun belirtilerek yeniden fatura gönderilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin, teslim edilen borulara ilişkin olarak 21.04.2020 tarihinde FYS2020000000003 nolu toplam 112.580,50 TL tutarındaki e-faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiğini, müvekkilinin sözleşme kapsamında tüm boruları üreterek sevkiyata başladığını ancak davalının sözleşme şartlarına aykırı olarak teslim aldığı borulara ilişkin bedeli zamanında ödememesi nedeniyle sözleşmenin 5.maddesinin uygulamaya konulduğunu, yükümlülüğünü yerine getirmeyenin davalı olduğunu, sözleşme hükümlerinde, "zamanında" ödeme yapılmaması durumunda bakiye sevkiyatın duracağının, hiçbir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın sözleşmenin feshedilmiş sayılacağının açık olduğunu, buna rağmen davalının cevap dilekçesinde 20.04.2020 ve 22.04.2020 tarihli yazılar gönderdiğini iddia ettiğini, 20.04.2020 tarihli yazının müvekkiline tebliğ edilmediğini, 22.04.2020 tarihli yazının ise sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklı olarak sözleşmenin hükümleri gereğince sevkiyatın duracağı ve hatta sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı tarihten sonraya denk gelen 28.04.2020 tarihinde müvekkiline gönderildiğini, kaldı ki, müvekkilinin 27.04.2020 tarihinde davalıya göndermiş olduğu 200427Y - 01 sayılı yazısıyla, ödemenin yapılmasını aksi halde sözleşmenin feshedileceğini bildirdiğini, söz konusu yazının tebliğ edilmesinin ardından, davalının 28.04.2020 tarihinde "sevkiyatın durması" talepli yazıyı göndermesi ve söz konusu yazıyı 22.04.2020 tarihinde gönderdiğini iddia etmesinin mahkemeyi yanıltma çabası içerisinde olduğunu açıkça gösterdiğini, davalının 17.04.2020 tarihli e-faturaya hiçbir gerekçe göstermeksizin iade işlemi gerçekleştirmesinin ardından, 21.04.2020 tarihli e-faturaya itiraz edilmediğini, bu kapsamda, davalının kötü niyetli bir kurgu dahilinde boruların standartlara uymadığı gerekçesiyle teslim edilen boruların bedelini ödemekten kaçınmasının kabul edilemeyeceğini (TTK 21/2 maddesi, Yargıtay 11.HD'nin 02.03.2020 tarih ve 2019/2850 E- 2020/2239 K sayılı ilamı), yine teslim edilen boruların bedelini ödemekten kaçınmak amacıyla, boruların ayıplı olduğuna ilişkin gerçeklerden uzak ve mesnetsiz beyanlarda bulunulduğunu, davalının asılsız iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, 16.04.2020 tarihinde teslim edilen boruların "sözde" işaret ve numara içermediğine ilişkin ayıp ihbarında bulunma süresinin geçtiğini ve söz konusu ayıp ihbarının dinlenemeyeceğinin açık olduğunu (TTK 23/1-c maddesi, Yargıtay 19.HD'nin 10.10.2017 tarih ve 2017/1600 E- 2017/6792 K sayılı ilamı), üretilen boruların sözleşme şartlarına aykırılık teşkil ettiğinden bahsedilebilmesi için boruların TİP5e uygun olmaması gerektiğini ancak davalının hiçbir aşamada boruların TİP5 olmadığını gösterir somut delil sunamadığını, bu nedenle sözleşmede düzenlenmemiş standartlardan bahsetmek suretiyle, boruların ayıplı olduğunun iddia edildiğini ve bu durumun davalının haksız kazanç elde etme çabasının en açık göstergesi olduğunu, mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin hukuka uygun ve objektif bir şekilde değerlendirmeksizin, yalnızca davalının talepleri esas alınarak davalı lehine zarar hesaplamalarında bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, haksız şekilde boruların bedelinin ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin ciddi maddi zarara uğradığını, davalının, taraflar arasındaki anlaşmadan kaynaklanan hiçbir alacağı bulunmamasına rağmen, gerçekleri kendi lehine çarpıtarak, haksız kazanç elde etme çabasıyla karşı dava talebinde bulunduğunu, dosya kapsamında yerinde inceleme yapılarak alınan 15.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu iddialar kapsamında haklılıklarının açıkça tespit edilmesine rağmen, dosya üzerinden inceleme yapılan 22.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda hiçbir teknik incelemeye yer verilmediğini ve davalının dosyaya sunduğu iddialar, sübjektif yorumlar çerçevesinde gerçeğe ve hukuka aykırı şekilde rapor edildiğini, mahkemece farklı bilirkişilerce hazırlanan raporlardaki çelişkiler giderilmeksizin, hiçbir teknik bilgi içermeyen ve kasıtlı olarak gerçeklere aykırı olarak hazırlanan 22.07.2023 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınarak asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verildiğini belirterek, mahkemek kararının kaldırılarak, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali, karşı dava ise alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı- karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin eki Ek-1 "Boru Metraj ve Birim Fiyatları" başlıklı 6.maddesinde "Spiral Sarım Koruge Borularının Rijitlik Değeri TSE 12132ye göre TİP5 olacaktır. Spiral Sarım TİP5'e uygun olmayan borular için malzeme bedeli ödenmez. TİP5'e uygun olmayan borular olursa TİP5'e uygun yeni borularla değiştirilecektir." düzenlemesinin bulunduğu, buna göre üretilecek boruların öncelikle TSE 12132'ye uygun olacağının kararlaştırıldığı, uygun olmaması durumunda bedelin ödenmeyeceğinin belirtildiği, mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda sözleşme kapsamında teslim edilen boruların TSE 12132'ye uygun olmadığının belirtildiğinin ve sözleşmenin 6.maddesindeki düzenlemenin hukuki yorumunun mahkemeye ait olduğunun anlaşılmasına göre, davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince; -Asıl davada davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, -Karşı davada davalıdan alınması gereken 26.155,72 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.923,00 TL+ 4.615,93 TL olmak üzere toplam 6.538,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.616,79 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı- karşı davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır