Başvuru, aleyhe açılan bakım sözleşmesinden kaynaklı tazminat davasının yeterli inceleme yapılmaksızın kabul edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, aleyhe açılan bakım sözleşmesinden kaynaklı tazminat davasının yeterli inceleme yapılmaksızın kabul edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/2/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: A.K.ya ait bir helikopterin bakım işlerinin yapılması hususunda başvurucu Şirket ile A.K.nın mirasçıları arasında 1/2/2010 tarihinde bakım sözleşmesi imzalanmıştır. Başvurucu Şirkette çalışan teknisyen ile pilot tarafından 31/8/2010 tarihinde gerçekleştirilen deneme uçuşu sırasında yere sert iniş yapan helikopter zarar görmüştür. R. Sigorta Anonim Şirketi (Sigorta Şirketi) sert iniş nedeniyle helikopterde ortaya çıkan zararı sigortalı A.K.nın mirasçılarına 949,09 Amerikan doları (USD) ödemek suretiyle tazmin etmiştir. Sigorta Şirketi yaptığı ödemeye dayalı olarak başvurucu Şirket aleyhine 24/8/2011 tarihinde rücuen tazminat davası açmıştır. Söz konusu dava Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) görülmüştür. Helikopterin maliki A.K.nın mirasçıları 26/8/2011 tarihinde başvurucu Şirket aleyhine tazminat davası açmıştır. Mirasçılar kaza nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini için 000 USD'nin başvurucu Şirketten tahsilini talep etmiştir. Sigorta Şirketinin açtığı dava ile mirasçıların açtığı dava birleştirilmiş ve mahkeme önünde yargılamaya devam edilmiştir. Birleşen davadaki davacı mirasçıların yargılama sırasında Sigorta Şirketinden bir miktar ödeme almaları nedeniyle Sigorta Şirketi ödediği kısım yönünden kanuni halef olarak davacı sıfatını kazanmıştır. Başvurucu Şirket; açılan davalara karşı cevabında, bakım sözleşmesi gereğince bakım faaliyetlerine nezaret ettiğini ve sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunmuştur. Bakım çıkış sertifikasının düzenlenmesinden sonra helikopterin sorumluluğunun davacılara geçtiğini ve meydana gelen kazada herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını belirtmiştir. Mahkeme, dava konusu olay hakkında tarafların tanıklarını dinlemiştir. Başvurucu Şirketin delil listesinde göstermiş olduğu bir şirketten ilgili belgelerin temini için Mahkeme tarafından istinabe yolu ile Amerika Birleşik Devletleri'ne ve İngiltere'ye müzekkere yazılmıştır. İstinabe taleplerinden biri cevaplandırılmamış, diğeri ise eksiklik nedeniyle iade edilmiştir. Mahkeme asıl dava kapsamında uçak yüksek mühendisi, iki makine mühendisi, mali müşavir ve hukuk fakültesi öğretim üyesinden oluşan beş kişilik kuruldan bilirkişi raporu almıştır. Söz konusu raporda; test uçuş süresinin yeterli olmadığı, motora ait yağ basınç ve sıcaklık değerlerinin kayıt altına alınmadığı, bakım sırasında müdahale edilmemesi gereken bir parçaya müdahale edildiği, dolayısıyla başvurucu Şirketçe yapılan bakım ve bakım sonrası kontrollerin eksik ve yanlış yapıldığı, ayrıca test pilotu ve teknisyenin yer kontrolü ve uçuş testi kontrolünü eksik yaptığı açıklanmıştır. Bilirkişi raporunda, test uçuşu sorumluluğunun da başvurucu Şirkete ait olduğu ve pilotun başvurucu şirket adına test yaptığı belirtilerek zarardan başvurucu Şirketin tamamen sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Raporda kaza nedeniyle helikopterde meydana gelen hasarın 967,38 USD olduğu belirtilmiştir. Başvurucu, sorumluluk ve zarar miktarına ilişkin bilirkişi raporundaki değerlendirmelere itiraz etmiştir. Davacılar da zarar miktarı yönünden bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bilirkişi raporuna tarafların itirazı üzerine alınan bilirkişi ek raporunda da sorumluluk hususunda benzer değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bununla birlikte yeni sunulan belge kapsamında kaza nedeniyle helikopterde meydana gelen zarar ile yapılan harcamaların toplam 666,01 USD olduğu belirtilmiştir. Başvurucu Şirket 3/2/2015 tarihinde uzman görüşü sunmuştur. Uzman görüşünde pilotun iniş şekli nedeniyle zararın ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Mahkeme 15/6/2015 tarihinde asıl davanın kabulü ile 949,09 USD'nin faiziyle birlikte davacı Sigorta Şirketine ödenmesine, bu miktarın 816,88 USD'sine, 20/1/2011 tarihinden kalanına ise 20/5/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan doları cinsine 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, birleşen davanın ise kısmen kabulü ile 26 USD'nin 23/7/2012 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan doları cinsine 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla birlikte davacı Sigorta Şirketine ödenmesine ve 076,66 USD'nin 1/4/2011 tarihinden itibaren devlet bankalarının Amerikan doları cinsine 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranıyla faiziyle birlikte davacı mirasçılara ödenmesine karar vermiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde, dava dosyası kapsamına göre ve özellikle bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda başvurucu Şirketin zararı ortaya çıkaran eylemde tam kusurlu olduğunu belirtmiştir. Asıl dava yönünden Mahkeme; taraflar arasında bakım sözleşmesi akdedildiğini, başvurucunun bakım sonrasındaki kontrolleri eksik ve yanlış yaptığını, test pilotu ve teknisyen tarafından yer kontrolleri ile uçuş testi kontrollerinin kısa ve eksik yapıldığını açıklamıştır. Mahkeme, pilotun başvurucu Şirket adına test yaptığını, söz konusu testin bakım personelince yapılması gerektiğini ve davaya konu olayın başvurucunun sorumluluğunda olan bakım doğrulama testi kısmında gerçekleşmesinden dolayı başvurucunun tam kusurlu olduğunu ve helikopterdeki toplam hasarın 666,01 USD olduğunu belirtmiştir. Mahkeme, Sigorta Şirketi tarafından sigortalıya ödenen bedeller ile bu ödemeler dışında kalan bedel yönünden başvurucu Şirketin hizmet sözleşmesi kapsamında ortaya çıkan zarar yönünden sorumlu olduğunu açıklamıştır. Birleşen dava yönünden ise Mahkeme; A.K.nın mirasçıları olan davacıların tazminat haklarının bulunduğunu, yargılama sırasında ödeme nedeni ile kanuni halef durumuna geçen davacı Sigorta Şirketin ödediği miktarı talep edebileceğini açıklamıştır. Başvurucu Şirket, Mahkeme kararını temyiz etmiştir. Başvurucu Şirket; kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, kazanın pilot hatasından kaynaklandığını ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, yurt dışına yazılan müzekkere cevaplarının beklenmediğini ve Mahkemece kaza ile ilgili yeterli incelemenin yapılmadığını ifade etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Yargıtay Dairesi) 7/10/2016 tarihinde başvurucu Şirketin temyiz itirazlarını reddederek usul ve yasaya uygun bulduğu mahkeme kararını onamıştır. Başvurucu Şirket, temyiz itirazları kapsamında karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay Dairesi 20/11/2018 tarihinde karar düzeltme nedenleri bulunmadığını belirterek başvurucunun istemini reddetmiştir. Nihai karar 9/1/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/2/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.