8. Ceza Dairesi 2021/8467 E. , 2021/17371 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma Gereği görüşülüp düşünüldü: Dairemizin 09.03.2021 gün ve 2019/8578 Esas, 2021/3663 Karar sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Kanunla 5271 sayılı Kanuna eklenen 308/3. madde ve fıkrası hükmüne göre dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay C…
**8. Ceza Dairesi 2021/8467 E. , 2021/17371 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma Gereği görüşülüp düşünüldü: Dairemizin 09.03.2021 gün ve 2019/8578 Esas, 2021/3663 Karar sayılı bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden 6352 sayılı Kanunla 5271 sayılı Kanuna eklenen 308/3. madde ve fıkrası hükmüne göre dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.07.2021 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu en temel insan haklarından biri olan ve Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenmiş ‘’kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını’’ koruyucu bir suçtur. Anayasa’nın 19. maddesinde “Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir” hükmü yer almaktadır. Anayasada Temel Hak ve Hürriyetler esas, kısıtlamalar istisnadır ve bu istisnaların da yazılı hukuk kurallarında açıkça gösterilmesi gerekir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 1. maddesinde ceza kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini .... korumak, suç işlenmesini önlemek, hükmü yer almıştır. Bu maddeden de anlaşılması gereken kişi hak ve özgürlüklerinin kanunda aksi gösterilmemişse korunmasının Kanunun ana amaçlarından biri olduğu anlaşılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 13. maddesinde; yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davrama yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir hükmü, Aynı Kanunun 16/1. maddesinde; ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir hükmü yer almaktadır. Ceza Genel Kurulunun 11.03.2008 tarihli 5-253/52 nolu kararına göre, bu maddede geçen kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar Medeni Kanunda tek tek sayılmamakla birlikte genel olarak öğretide kişinin sadece kendisinin kullanabileceği başkasına devredilemeyen ve miras yoluyla geçmeyen haklar olarak açıklanmaktadır. Bu tür haklar insanın kişiliğini yakından ilgilendirdiğinden bunların kullanılmasına karar verme yetkisi başkasına bırakılmamıştır. Bir kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyeti elbetteki kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak ve hürriyetidir. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir kimseden izin almalarına gerek yoktur.(Ceza Genel Kurulunun 11.03.2008 tarihli 5-253/52 nolu kararına göre) Yine aynı Kanunun kişiliğin korunması üst başlıklı 23. maddesinde kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz hükmü yer almaktadır. Maddeden de anlaşılacağı üzere kişilerin hürriyeti temel olup bunlardan kişinin tamamen vazgeçmesi dahi söz konusu olamaz.