1. Hukuk Dairesi 2010/1466 E. , 2010/3794 K. MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 144 ada 25 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 9.97 m2'lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali ve varsa üzerindeki muhdesatın yıkımını istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazının kıyı kenar çizgisi ile ilgisinin olmadığını ve Muğla İdare Mahkem…
**1. Hukuk Dairesi 2010/1466 E. , 2010/3794 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan 144 ada 25 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 9.97 m2'lik kısmının idarece belirlenen kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürüp, tapu iptali ve varsa üzerindeki muhdesatın yıkımını istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazının kıyı kenar çizgisi ile ilgisinin olmadığını ve Muğla İdare Mahkemesine kıyı- kenar çizgisinin iptali yönünden açmış olduğu davanın sonucunun beklenilmesi gerektiğini belirtip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa ile yapılan yasal düzenlemeler karşısında davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı Hazine vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedilip, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini ile varsa muhdesatın yıkımı isteklerine ilişkin olup, mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesine bir takım ilaveler getiren ve 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. Dava açıldığında davacı hazinenin, kıyı kenar çizgisine göre çekişmeli taşınmazın bir kısmının kıyıda kaldığı belirlendiğine göre, davasında haklı olduğu açıktır. O halde, sonradan yürürlüğe giren yasa gereğince davacı hazinenin haksız duruma düşmüş olması, davalının yargılama giderlerinden ve bu giderlerden sayılan vekalet ücretinden sorumlu tutulması gereğini ortadan kaldırmaz. Öyle ise, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacı hazinenin, değinilen yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.