Başvuru, hükmen tutuklu olduğu sırada başvurucuya oğlunun cenaze törenine katılması için izin verilmemesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, hükmen tutuklu olduğu sırada başvurucuya oğlunun cenaze törenine katılması için izin verilmemesi nedeniyle özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/12/2014 tarihinde, Bayburt Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/3/2016 tarihinde, başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 20/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 23/6/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 27/6/2016 tarihinde ibraz etmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Doğubayazıt Cumhuriyet Savcısı'nın yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürülmesi eylemine ilişkin olarak -bu fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vadetmek suretiyle- suça iştirak ettiği gerekçesiyle Doğubayazıt Ağır Ceza Mahkemesinin 3/4/2013 tarihli kararıyla 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Söz konusu karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 15/6/2015 tarihli ve E.2015/1098, K.2015/174 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır. Doğubayazıt Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Bayburt M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna hitaben yazılan 1/11/2014 tarihli yazıda; başvurucunun, doğum tarihi 25/8/1999 olan oğlunun, yüksekten düşme sonucu 31/10/2014 tarihinde vefat etmiş olduğu, cenazenin kesin ölüm sebebinin tespiti için Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği belirtilmiş ve durumdan başvurucuya bilgi verilmesi istenilmiştir. Başvurucu, 1/11/2014 tarihinde Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak oğlunun, Ahmedihani Mahallesi, ... Doğubayazıt/Ağrı adresinde yapılacak cenaze törenine katılabilmesi için izin talep etmiştir. Söz konusu dilekçede cenaze töreninin ne zaman yapılacağı veya iznin hangi tarihten itibaren başlayacağı açıkça belirtilmemiştir. Bununla birlikte ülkemizdeki yaygın inanca ve geleneklere bağlı olarak adli işlemler veya benzer zaruri haller dışında cenazenin mümkün olan en kısa sürede defin edilmesi dikkate alındığında, başvurucunun dilekçe tarihi olan 1/11/2014 tarihinden itibaren izin almak istediği anlaşılmaktadır. Nitekim başvurucu, Bakanlık görüşüne verdiği cevap dilekçesinde, cenazenin iki gün bekletildikten sonra defnedildiğini ifade etmiştir. Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığı 1/11/2014 tarihli "Çok İvedi" ibareli yazısıyla başvurucunun talebini Erzurum Ağır Ceza Mahkemesine ileterek talep hakkında karar verilmesi istenmiştir. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesince izin verilmesinin güvenlik bakımından sakınca oluşturup oluşturmayacağı araştırılmıştır. Bu kapsamda Bayburt İl Jandarma Komutanlığının 1/11/2014 tarihli ve 9120-4098-14 Asy. sayılı yazısında, "... sevkin yapılacağı güzergahın terör yönünden riskli bölgede bulunduğu, sevk edilecek hükümlünün tehlikeli hükümlülerden olduğu, öngörülen sevk tarihlerinin Erzurum Jandarma Bölge Komutanlığınca bildirilen emniyetli yol günleri içinde olmadığı, sevk tarihinden en az iki gün önce yol güzergahındaki birliklerin gerekli emniyet tedbirlerini alması maksadıyla mesaj çekilmesinin gerektiği, cenaze töreninin yapılacağı yerde oluşabilecek provokasyonda başvurucunun ve devriye personelinin can güvenliği tehlikeye girebileceğinden bölgede gerekli emniyet tedbirleri alınmadan sevkin gerçekleştirilmesinin uygun olmayacağı" bildirilmiştir. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 1/11/2014 tarihli ve 2014/841 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun cenaze törenine katılmasının güvenlik yönünden uygun olmadığı gerekçesiyle talep reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir: “Hükümlünün, ... dilekçesi ile oğlunun vefatı sebebi ile (... Doğubayazıt/Ağrı adresinde yapılacak) cenazesine katılmak için mazeret izin talebinde bulunduğu anlaşılmış, …5275 Sayılı Kanunun 116/ maddesi gereği güvenlik bakımından sanığın cenazeye katılmasının sakınca oluşturup oluşturmayacağı yönünden Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığından mütalaa istenilmiş, gelen cevabi yazı ve ekindeki Bayburt İl Jandarma Komutanlığının yaptığı araştırma tutanağında hükümözlü sanık Ahmet Çilgin'in cezasına konu suçun vasıf ve mahiyeti açısından tehlikeli tutuklu ve hükümlülerden olduğu, cenaze töreninin yapıldığı mahalde herhangi bir provakasyonun meydana gelmesi halinde hükümlü ve devriyenin can güvenliğinin tehlike altına girebileceği, sevkin yapılacağı güzergahın terör yönünden riskli bölgede bulunduğu, netice olarak mütalaada hükümözlü sanık Ahmet Çilgin'in cenazeye katılmasının güvenlik bakımından sakıncalı olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.5275 Sayılı Kanunun 116/2 maddesi gereği hükümözlü sanığın oğlunun cenaze törenine katılması talebinin yukarıda belirtilen nedenlerle hükümözlü sanığın can güvenliği bakımından sakınca oluşturduğu, bu açıdan yasal koşulları oluşmadığından talebin reddine.” Başvurucu bu karara karşı itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz mercii olan Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2014 tarihli ve 2014/869 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun itirazının reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 25/11/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 8/8/2011 tarihli ve 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik maddesinin (2) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir: “İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü hâlinde, tutukluya, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde kovuşturmayı yürüten hâkim veya mahkeme tarafından, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla, dış güvenlik görevlisinin refakatinde yol süresi dışında iki güne kadar cenazeye katılması için izin verilebilir. … İkinci ve üçüncü fıkraya göre izin verilen tutuklunun, izin süresi içinde gece konaklaması gerektiği takdirde, kendi evi veya ikinci fıkrada belirtilen bir yakınının evinde, güvenli görülen başka bir yerde ya da gidilen yerde bulunan kapalı ceza infaz kurumunda kalmasına, güvenlik hususu değerlendirilmek ve gerekli güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle, gidilen yerin valisi tarafından karar verilir. Yurt dışına çıkmasını gerektirmesi durumunda tutukluya, bu madde gereğince izin verilemez” 28/6/2013 tarihli ve 28691 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan, Hükümlü ve Tutuklulara Yakınlarının Ölümü veya Hastalığı Nedeniyle Verilebilecek Mazeret İzinlerine Dair Yönetmelik’in (Yönetmelik) maddesi şöyledir: “(1) Bu Yönetmelikte geçen; a)Dış güvenlik birimi: Mazeret izni verilen hükümlü veya tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunun dış güvenliğinden sorumlu jandarma birimini, b) Dış güvenlik görevlisi: Dış güvenlik biriminde görev yapan, hükümlü veya tutukluya izin süresince refakat eden jandarma görevlilerini,…İfade eder.” Anılan Yönetmelik’in maddesi şöyledir: “…. (2) Soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti ve güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması koşuluyla tutuklulara; ikinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü hâlinde, soruşturma evresinde soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde ilgili hâkim veya mahkeme tarafından yol süresi hariç iki güne kadar cenazeye katılması amacıyla izin verilebilir. (3) Hükümlü ve tutukluların, izin sırasında gece konakladıkları ev, ceza infaz kurumu veya diğer yerlerde geçirdikleri tüm süreler izin süresine dâhildir. (4) 20/3/2006tarihli ve 2006/10218 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 138 inci maddesinin altıncı fıkrası çerçevesinde, bu maddeye göre izin verilen hükümlü ve tutuklulardan; a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunanlar dış güvenlik görevlisi refakatinde, b) Açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitim evlerinde bulunanlar ise refakatsiz,izne gönderilir.” Anılan Yönetmelik’in maddesi şöyledir: “1) Hükümlü veya tutukluya refakat eden dış güvenlik yetkilisinin bilgi vermesi ve talebi hâlinde izne gidilen yerdeki kolluk birimleri tarafından cenaze merasiminin yapılacağı veya konaklanacak yerde ya da talep edilen başka bir yerde gerekli güvenlik tedbirleri alınır. (2) Hükümlü veya tutuklu, izin süresince dış güvenlik görevlilerinin yakın nezareti altında bulundurulur. (3) Konaklanacak yerin içi ve çevresi de dâhil olmak üzere izin süresince alınacak tüm güvenlik tedbirlerinin nitelik ve kapsamı, görevlendirilecek personelin sayısı ve giyeceği kıyafet ile gerektiğinde hükümlü veya tutukluya devamlı ya da geçici suretle kelepçe takılıp takılmayacağı, dış güvenlik yetkilisi tarafından şahsın işlediği suç türü, kişisel durumu, koşullu salıverilme tarihi ve mevcut güvenlik riskleri dikkate alınarak belirlenir. (4) Mazeret izni verilen tutuklu veya hükümlünün çocuk olması durumunda, iznin geçirileceği ilin valiliği tarafından pedagog, psikolog veya sosyal hizmet uzmanı görevlendirilebilir.” Aynı Yönetmelik’in maddesi şöyledir: “Hükümlü veya tutuklunun konakladığı yerde kendisi ya da güvenlik görevlileri yönünden kontrolü mümkün olmayan güvenlik riski oluşması hâlinde, dış güvenlik yetkilisinin kararı ve sorumluluğunda şahıs en yakın ceza infaz kurumuna veya güvenli görülen başka bir yere konulur ve bu durum tutanağa bağlanarak derhâl valiliğe bildirilir.”