Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1534 E. , 2025/1952 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1534 Karar No : 2025/1952 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 04/05/2012 tarih ve 28282 sayılı Resmi Gazete'de yayınlana
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1534 E. , 2025/1952 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1534 Karar No : 2025/1952 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 04/05/2012 tarih ve 28282 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 16/03/2012 tarih ve 2012/2976 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Bahçelik 3. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü' nde yer alan, davacının hissedarı olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen...arih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu edilen kadastro parsellerine uygulamayla toprak endeksi değeri bakımından aynı değere sahip olan ve eski parseline çok yakın olan alanların tahsis edildiği, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırma işlemi ile davacıya eşdeğer bir yerden, eşdeğer özellikli bir alandan ve çok yakındaki bir yerden tahsis yapıldığı için tahsis işlemlerinin toplulaştırma ilke ve kurallarına uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu arazi toplulaştırma işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, toplulaştırma işlemi neticesinde tahsis edilen arazinin killi ve beyaz toprak olduğu, ekip biçmeye müsait olmadığı, arazinin bütün verilmeyip üç ayrı yerden verildiği, ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi, Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 1. maddesinde kanunun amacı, toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılması, yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmaları, desteklenmeleri, eğitilmeleri, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi, Cumhurbaşkanınca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamak olarak tanımlanmıştır. Arazi Toplulaştırması Ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Parsellerin yeniden düzenlenmesi" başlıklı 16. maddesinde; proje alanının yeniden düzenlenmesinde; maliklerin istekleri de dikkate alınarak parsel değer sayılarından azami yüzde on ortak tesislere katılım payı düşüldükten sonra kalan miktarın toplamına eşit değerdeki alan, mümkünse tek parsel olarak tercih sırasına göre verilmeye çalışılacağı, uygulamaya tabi parseller üzerinde zemine bağlı hakların varlığı halinde söz konusu parsellerin, hak lehtarlarının görüşü doğrultusunda parselasyon işlemine tabi tutulacağı, sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesislerin mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılacağı, ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteğinin dikkate alınacağı, proje alanında birden fazla yerleşim birimleri arasındaki sınır düzeltmelerinin, parsel değer sayısı dikkate alınarak ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılacağı, dikili tarım arazileri ile örtü altı tarımı yapılan arazilerin gerektiğinde kendi içinde toplulaştırmaya konu olacağı, bu yerlerde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenen parsel büyüklüklerinin esas alınacağı, uygulamaya tabi parsellerde kamu kuruluşlarınca tesis edilmiş olan irtifak haklarının varlığı halinde; derecelendirme ile denklik sağlanarak ve mülkiyet-zemin uyumu korunarak parselasyon işlemi yapılacağı, kamu kuruluşlarınca tesis edilmiş olan irtifak hakları, yeni parsellere maliklerin muvafakati alınmadan ve herhangi bir bedel ödenmeden aktarılacağı, proje sahasındaki sabit tesislerin tescile tabi olsun ya da olmasın tüm dokümanları ilgili kişi ve kuruluşlardan temin edilerek bunlardan yerleri değiştirilemeyecek olanların mevcut durumlarının korunabileceği, mevcut hali ile korunamayan, ancak korunması gereken sabit tesis içeren parsellerde kesinti miktarı kadar alan, öncelikle malikin diğer parsellerinden, bu yolla karşılanamaması halinde hazine arazisinin buraya taşınması ile hisseli hale getirilerek karşılanabileceği, buna rağmen karşılanamayan sabit tesisler için ödeme yapılabileceği, hazine taşınmazı ile karşılanacak alan, arazi toplulaştırması kriterlerine göre bağımsız bir parsel olma niteliğini kazanabilecek durumda ise müstakil parsel olarak, aksi takdirde sabit tesis parseli ile hisselendirilebileceği, davalı parsellerin, dava konuları incelenerek, tarafların rızası ve istekleri doğrultusunda toplulaştırmaya konu edilebileceği düzenlenmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacının hissedarı olduğu ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi (Köyü) ... ada ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında yapılan toplulaştırma işlemi sonucunda davacıya, ... ada ... parselin oluşturulduğu, davacı tarafından, toplulaştırma işlemi neticesinde tahsis edilen arazinin killi ve beyaz toprak olduğu, ekip biçmeye müsait olmadığı iddiasıyla görülmekte olan davanın açıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda; davacıya eşdeğer bir yerden, eşdeğer özellikli bir alandan ve çok yakındaki bir yerden tahsis yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davalı idarenin savunma dilekçesinde ve dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, davacıya tahsis edilen parselin, kök parseli ile hiç çakışmayacak şekilde planlanmasının sebebi hususunda bir açıklama bulunmamaktadır. Toplulaştırma haritası incelendiğinde, davacının parseli üzerinde yol planlanması yapılmış olması nedeniyle bir miktar yer değişikliği mümkün görünmekle birlikte, yolun kuzey kısmında, davacının kök parseli ile çakışacak şekilde bir parsel planlanamamasının ve davacının kök parseli üzerinde planlanmış parsellerin dava dışı üçüncü şahıslara tahsis edilmesinin teknik gerekçesinin ortaya konulmadığı anlaşıldığından, gerekirse yeni bir bilirkişi raporu alınarak ve bu hususlar açıklığa kavuşturularak karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, eksik inceleme sonucu verilen Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacının dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Köyü ... ada ... parsel sayılı taşınmaza iştirak halinde malik olduğu ancak davayı tek başına açtığı anlaşılmaktadır. Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen parsel yönünden bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.