T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1220 (G E R İ Ç E V İ R M E) KARAR NO : 2025/1529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/150 E - 2023/343 K DAVANIN KONUSU : İtir…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1220 (G E R İ Ç E V İ R M E) KARAR NO : 2025/1529 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2023 ESAS-KARAR NO : 2021/150 E - 2023/343 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 15/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı adına düzenlenen 21/07/2020 tarihli, BAĞ2020000000007 numaralı, 403.088,00 TL bedelli faturadan kaynaklı bakiye 330.000,00 TL alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen fatura içeriğindeki mallar ile müvekkili şirkete e-mail ile daha önce gönderilen aynı tarih, aynı numara ve aynı bedelli faturada yazılı malların farklı olduğunu, iki ayrı fatura bulunması nedeniyle usulsüzlük bulunduğunu, bu nedenle takibe konu faturanın ispata elverişli olmadığını, 29/01/2021 tarihinde müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiğini, fatura konusu malların teslim edilmediğini, takipte yasal faiz talep edilebileceğini, müvekkilinin borçlu değil aksine alacaklı olduğunu savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda; takibe konu faturaya konu malzeme listesi ile davalı şirkete GİB sistemi üzerinden gönderdiği ve muhatabınca ticari defterlere intikal ettirilmiş olan faturaya konu malzemelerin birbirinden farklı olduğu, bu nedenle davacının icra takibine itirazının iptali ile takibin devamı hususundaki takdirin mahkemeye olduğu, davalı şirketin, davacı yanca tarafına düzenlenmiş olan 21/07/2020 tarihli 403.088,00 TL tutarlı e-faturayı ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, taraflar arasında 2020 yılı öncesinde başlamış ticari ilişki nedeniyle davalı şirketin 2020 yılsonu itibariyle, davacı şirkete 343.227,00 TL borçlu gözüktüğü, davalı şirketin takibe itirazının iptali ile takibin devamı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş ve hesaplama içeren rapor sunulduğu, raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin atıfta bulunduğu bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerine göre 343.227,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu tespite rağmen davanın reddi kararının yerinde olmadığını, raporda davalının GİB sistemi üzerinden oluşturulan kayıtlara göre BA formunu verebildiğinin açıklandığını, takipte usulsüzlük bulunmadığını, davalının malların teslim edilmediğini iddia ettiğini, süresinden sonra iade faturası düzenlendiğini, faturanı davalı tarafından BA formu ile bildirildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davacının takibe konu fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 10.İcra Müdürlüğünün 2021/797 Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 20/01/2021 tarihinde davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 21/07/2020 tarihli, 403.088,00 TL bedelli faturaya dayalı bakiye 330.000,00TL asıl alacağın alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı davalı borçlunun süresinde takibe ve borca itiraz ettiği, itirazın iptali davasının İİK 67.maddesi uyarınca süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkeme kararının gerekçeli olması zorunluluğu 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesi yanında Anayasa'nın 141.maddesinde de belirtilmiştir. Bu zorunluluk 141/3.maddede, "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde ifade edilmiştir. Yine 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/(1)-c.maddesinde hükmün kapsamı belirlenirken "c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri..." de kararda bulunması gerektiği net olarak belirlenmiştir. Buna göre, bir mahkeme, hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini yapmalı, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıaları belirledikten sonra, bu vakıalar hakkında toplanan delilleri de belirtip, delilleri tartışmasını yapmalı ve deliller doğrultusunda sabit görülen vakıaları açıklayarak, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile hukuki sebepleri tek tek ve net olarak hükümde göstermelidir. "Gerekçe" olarak isimlendirilen bu kısmın yazılmasının farklı nedenleri bulunmakta olup, her şeyden önce davanın tarafları bakımından yazılması zorunludur. Gerekçe sayesinde taraflar, mahkemenin, kararı hangi somut verilere dayanarak, bu verileri nasıl yorumlayarak ve hangi hukuksal düzenlemeleri esas alarak verdiğini görebileceklerdir. Böylece mahkeme kararını sadece sonuç olarak değil, verilme dayanak ve nedenleri ile -her yönü ile- denetleyebileceklerdir. Tarafların mahkeme kararlarını tüm yönleri ile denetleyebilir olmaları, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin muhtelif kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında, kararın gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olduğu kabul edilmiştir. Gerekçe, aynı zamanda, kararın yargısal denetimi aşaması bakımından da gerekli olup, üst derece mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini doğru şekilde yapabilmesi için de yazılmak zorundadır. Hatta Yargıtay'ın pek çok kararında "...hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması.."nın zorunlu olduğunu belirterek "...maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı(nı) ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı(nı)..." bu şekilde yazılan gerekçenin dahi yeterli olamayacağını,"...tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkün...olacağı(nı), ...gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay'ca denetimi yapılamayacağı(nı)..." kabul etmiştir. Nitekim 07/06/1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece yukardaki hükümlere uygun bir gerekçenin bulunduğundan söz edilemeyecektir. Tüm bu nedenlerle, yukarıda belirtilen hususları içermeyen yerel mahkeme kararının gerekçeli karar şeklinde yazılması ve taraflara tebliği için mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 05/05/2023 tarih 2021/150 Esas 2023/343 Karar sayılı kararının gerekçe içermemesi ve usul ve yasaya aykırı olduğunda, istinaf denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak yazılması ve taraf vekillerine usulüne uygun tebliğinden sonra inceleme yapılmak üzere dosyanın yeniden Dairemize gönderilmesi için mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, HMK'nın 352.maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır