11. Hukuk Dairesi 2012/18047 E. , 2013/15799 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/06/2012 tarih ve 2011/431-2012/390 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları…
**11. Hukuk Dairesi 2012/18047 E. , 2013/15799 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/06/2012 tarih ve 2011/431-2012/390 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalının ... ... Medikal Plastik ve Teks.Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ortak iken, 15.11.2008 tarihinde yapılan sözleşme ile müvekkilinin hissesini ...'un kayınpederi ...'e devrettiğini ve ödemelerin 2 yıl içerisinde yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı borçlunun hiçbir ödeme yapmadığı halde davalıya güvenen müvekkilinin, 10.01.2011 tarihinde hissesini davalı borçlunun kayınpederi ...'e devrettiğini, 15.11.2008 tarihli sözleşmede 100.000,00 EURO'nun 2 yıl içinde ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin noterde düzenlenen ''şirket hisse devri sözleşmesinde'' peşin aldığı yazılı olan 125.000,00 TL dışındaki kısım için takip başlattıklarını, ödeme def'inde bulunulduğu için ispat külfetinin davalı borçluya ait olduğunu ileri sürerek, davalı borçlunun itirazlarının iptali ile takibin devamına, asıl alacağa 16.11.2010 tarihinden itibaren reeskont avans faizi yürütülmesine, davalının inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı vekili, takibe dayanak olan 15.11.2008 tarihli şartlı sözleşmenin iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olup, ödeme yapılmadan şirket hisselerinin devir edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ödemenin yapıldığının resmi senet ve davacı beyanı ile sabit olduğunu savunarak davanın reddini ve %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, icra takibine dayanak yapılan 15.11.2008 tarihli sözleşmenin, her iki tarafa borç yükleyen şartlı sözleşme niteliğinde olduğu, noterde yapılan geçerli hisse devir sözleşmesine rağmen devir bedelinin alınmadığı iddiasının davacı tarafça yeterli ve geçerli delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötüniyeti ispat edilemediğinden davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirket hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı limited şirketteki hissesini davalının belirlediği üçüncü kişiye devrettiğini, ancak bu hisse karşılığında 15.11.2010 tarihine kadar ödenmesi gereken 100.000 Euro'nun ödenmediğini ileri sürmüş olup mahkemece taraflar arasında noter vasıtasıyla düzenlenen hisse devir sözleşmesinde devir bedelinin tamamının ödendiğinin yazılı olduğu ve aksinin usulünce ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyaya davacı tarafça sunulan 15.11.2008 tarihli protokolde söz konusu hisse satış bedelinin 100.000 Euro olarak belirlendiği ve bu bedelin 2 yıl içinde ödeneceği hüküm altına alınmıştır. Davalı taraf da bu protokolü kabul etmiş ve protokolde ödenmesi öngörülen miktarın davacıya ödendiğini savunmuştur. O halde, noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesindeki bedelin muvazaalı olduğu, bunun aksinin gerek davacı tarafça sunulan ve imzası inkar edilmeyen protokolle, gerekse davalının ikrarı ile ispat olunduğu kabul edilerek, bu protokoldeki bedelin ödenip ödenmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.