Başvuru, sanık durumunda bulunulan ceza yargılamasında cezai ehliyetin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna (ATK) sevki yönünde verilen ara kararı nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sanık durumunda bulunulan ceza yargılamasında cezai ehliyetin tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna (ATK) sevki yönünde verilen ara kararı nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/2/2013 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/8/2015 tarihli görüş yazısı 27/8/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş olup başvurucu tarafından Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunulmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Yıldız Teknik Üniversitesinde arşiv memuru olarak görev yapan başvurucu hakkında, Kurum tarafından kendisine verilen disiplin cezasına karşı İstanbul İdare Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde kullandığı ifadeler nedeniyle yapılan suç duyurusu üzerine hakaret suçunu işlediği iddiası ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2011 tarihli ve E.2011/13434 sayılı iddianamesi ile Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. 26/1/2012 tarihli duruşmada ihbar eden Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğü vekili, başvurucunun cezai ehliyetinin tespiti açısından ATK’ya sevkini talep etmiştir. Mahkeme 29/5/2012 tarihli ara kararında başvurucunun ATK Gözlem İhtisas Dairesine sevk edilerek suçun işlendiği iddia edilen tarih itibarıyla ve hâlen herhangi bir akıl hastalığı olup olmadığı ve cezai ehliyetinin tam olup olmadığı konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine hükmetmiş ve aynı tarihte ATK Başkanlığına yazılan müzekkere ile başvurucu için randevu tarihi belirlenmesini talep etmiştir. Başvurucunun söz konusu ara kararına karşı yaptığı itiraz üzerine Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinin 11/6/2012 tarihli ve 2012/177 Değişik İş sayılı kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrası gereğince gözlem kararının ancak uzman hekimin önerisi üzerine verilebileceğinden bahisle itirazın kabulüne ve ara kararın kaldırılmasına hükmedilmiştir. Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 19/9/2012 tarihli duruşmada, başvurucunun cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden gözlem altına alınmasının gerekliliğinin tespiti konusunda 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre uzman hekim önerisi mahiyetinde ön rapor istenilmesine karar verilmiştir. Başvurucu hakkında, aynı celsede 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesinin ikinci fıkrası gereğince vasi tayini konusunda gereğinin takdir ve ifası için Bakırköy Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine bildirimde bulunulmasına karar verilmiş ve Bakırköy Sulh Mahkemesi tarafından vasi tayinine gerek görülmemiştir. Mahkemece Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan 24/9/2012 tarihli müzekkere ile başvurucunun, ATK’ya sevkine ilişkin ara kararı sonrasında bu karara tepki olarak neredeyse her gün Mahkeme hâkimlerinin odasına ve Mahkeme Kalemine gelerek diğer şahısların işlerini yerine getirmelerini engelleyecek şekilde kendi sorumluluğunda olmayan konularda konuşmak suretiyle rahatsızlık verdiği, koridorda bağırdığı, koridorlarda Mahkeme hâkimlerini takip ettiği ve Adliye dışında da bu takibini sürdürdüğü belirtilerek gerekli güvenlik önlemlerinin alınması talep edilmiştir. Başvurucunun 19/9/2012 tarihli ara kararına itiraz etmesi üzerine Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesince 1/10/2012 tarihli ve 2012/279 Değişik İş sayılı karar ile usul ve yasaya aykırı herhangi bir durum bulunmadığı belirtilerek itirazın reddine hükmedilmiştir. Başvurucu tarafından 4/10/2012 tarihli dilekçe ile Mahkemenin 19/9/2012 tarihli ara kararı hakkında kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş olup Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 3/11/2012 tarihli yazısı ile sorunun mevcut yargısal yollarla çözümünün mümkün olduğu, bu yönüyle Mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkansız hâle gelmiş olmasını veya hukuka aykırılığın giderilebilmesi için başka imkânın kalmamasını gerektiren kanun yararına bozma yoluna gidilmesine gerek görülmediği bildirilmiştir. Başvurucu tarafından Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinden temin edilen başvurucunun akıl hastalığı ve ruh sağlığı problemine rastlanılmadığına dair tek doktor raporunun Mahkemeye sunulduğu 25/12/2012 tarihli celsede, Mahkemece cezai ehliyet yönünden değerlendirme yapma yetkisinin sadece ATK İhtisas Kurulunda olduğu, tek hekimli raporların cezai ehliyet yönünden dikkate alınmasının mümkün olmadığı, bu konuda verilmiş bulunan ara kararların itiraz ve kanun yararına bozma talebi reddedilerek kesinleştiği belirtilmiştir. Ayrıca bu konuda yeni bir karar verilmesine yer olmadığına ve temin edilen randevu saatinde başvurucunun ATK’ya sevki ile cezai ehliyet yönünden rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir. Başvurucunun 3/1/2013 tarihli dilekçe ile yaptığı ATK’ya sevkine ilişkin ara kararına itirazı ve hâkimin reddi talebi, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinin 4/1/2013 tarihli ve 2013/50 Değişik İş sayılı kararı ile incelenmiş ve ceza ehliyetine yönelik incelemeye ilişkin ara kararına yapılan itirazın yerinde olmadığı belirtilerek reddedilmiştir. Ret kararı başvurucu vekiline 24/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 25/2/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Mahkemenin kalem personeli tarafından 6/5/2013 tarihinde tutulan tutanakta başvurucunun, dosyanın suretini temin maksadıyla yaptığı başvuru üzerine ilgili evraka ilişkin fotokopi işlemlerinin yapılması esnasında hakkında güvenlik önlemi alınması hususunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına yazılmış olan müzekkereyi dosya arasından alarak cebine koyduğu ve durumun fark edilmesi üzerine ilgili yazıyı yırttığı tespitlerine yer verilmiştir. 21/5/2013 tarihli duruşmada, başvurucunun adresinde bulunamamasından dolayı ATK’ya sevkinin yapılamadığı belirtilerek sevk hususunda önceki ara kararı yinelenmiştir. 17/9/2013 tarihli duruşmada başvurucunun ATK İhtisas Kurulunun muayene günleri olan en yakın pazartesi ve çarşamba günlerinde saat 30'da, Kuruma sevk edilmek üzere Mahkemede hazır edilmesi hususunda kolluk birimine müzekkere yazılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun yaptığı itiraz, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinin 25/9/2013 tarihli ve 2013/104 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu tarafından Adli Tıp Kurumuna sevk ara kararları gerekçe gösterilmek suretiyle birçok defa hâkimin reddi talebinde bulunulmuş ancak söz konusu talepler reddedilmiştir. Başvurucunun; İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Ana Bilim Dalından alınan ve psikiyatrik muayenesinde yönelim, bellek, konsantrasyon ve dikkat işlevlerinin yaşı ve sosyokültürel durumu ile uyumlu düzeyde olduğu ve her türlü işlem için kavlî ve fiilî tasarrufa ve medeni haklarını kullanmasına bir engel bulunmadığı tespitlerine ulaşıldığı belirtilen 11/11/2013 tarihli ve 2013/3151 sayılı raporu yargılama dosyasına sunarak ATK’ya sevk işlemine ilişkin ara kararından vazgeçilmesini talep etmesi üzerine Mahkemece 27/11/2013 tarihli celsede, anılan rapor dikkate alınarak cezai ehliyet konusunda başvurucunun ATK’ya sevki hususundaki ara kararından vazgeçilmesine karar verilmiş ve bu husustaki müzekkerenin işlemsiz olarak iadesi talep edilmiştir. Mahkemenin 27/11/2013 tarihli ve E.2011/539, K.2013/1683 sayılı kararı ile başvurucunun, kamu görevlisine hakaret suçundan 080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına hükmedilmiştir. İtiraz edilmeyen hüküm 5/12/2013 tarihi itibarıyla kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk 5271 sayılı Kanun'un “Gözlem altına alma” başlıklı maddesi şöyledir: “(1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. (3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur. (5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.”