7. Hukuk Dairesi 2009/4884 E. , 2010/1743 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 130 ada 39 parsel sayılı 10.352,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı hazine…
**7. Hukuk Dairesi 2009/4884 E. , 2010/1743 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 130 ada 39 parsel sayılı 10.352,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydına dayanılarak davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras hakkına paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca hazine adına oluşan tapu kaydının oluştuğu dönemden önce zilyet davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak yapılan ve hazine adına oluşan 12.10.1963 tarih 59 sayılı tapu kaydı ve dayanağı haritanın kapsamında kaldığı, mahkemece yapılan keşif, uygulama toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Esasen yanlar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davalı hazinenin dayandığı tapunun oluştuğu dönemden önce adına tescil kararı verilen zilyet davacı ... yararına dava konusu taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 46/1 maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip, gerçekleşmediği ve taşınmazın zilyetlikle iktisabının mümkün bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibarettir. Hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağında taşınmazın belirtme sırasında dava dışı taşınmaza uygulanan vergi kaydının miktar fazlası ve orta malı olarak kullanılan taşınmazlardan olması nedeniyle oluşturulduğu anlaşılmış, öte yandan taşınmazın doğu ,kuzey ve güneyinde komşu taşınmaz 130 ada 1 parsel mera olarak tespit edildiği halde somut olayda yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, taşınmazın 4753 ve 5618 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsis haritası kapsamında kalıp kalmadığı gereği gibi araştırılmamıştır. Mera tahsisi yapılmamış ise aynı doğrultudaki araştırmanın dava sonucunda yararı olmayan taşınmazın bulunduğu köye komşu belde yada köyler halkından seçilecek yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ile uzman fen bilirkişisi ve aynı yöntemle seçilecek tanıklar aracılığıyla taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kullanıla gelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı yönünde yapılacak araştırma ve soruşturma ile belirlenmesi zorunludur. O halde sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler ile uzman fen bilirkişisi ve tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile kadastro tespit tutanağı bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi, sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, hazine tapusunun temelini oluşturan belirtmelik tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek keşifte dinlenen bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık bulunduğu takdirde çelişki giderilmeli, ayrıca kadastro tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeli, dava konusu taşınmaza dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tespitte saptanan türleri ve eylemli durumları incelenip irdelenmeli, dava konusu taşınmaz ile sınırlarını oluşturan komşu 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olarak doğal yada yapay bir sınır yeri bulunup bulunmadığı, taşınmazın tahsisli veya geleneksel biçimde kullanıla gelen kamu malı niteliğinde mera olup olmadığı belirlenmeli, bu nitelikteki taşınmazlar üzerindeki dere, tepe, hendek, çukur gibi doğal ve yapay sınır yerlerinin bulunmasının mümkün olduğu da düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.