9. Ceza Dairesi 2023/2015 E. , 2023/4452 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakem…
**9. Ceza Dairesi 2023/2015 E. , 2023/4452 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verildi. Suç tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin halen Bakanlığa bağlı yurtta kalması nedeniyle kanuni temsilci sıfatı bulunan Bakanlık vekili tarafından sunulan temyiz istemli dilekçede katılma iradesinin ortaya konulduğu anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan ve vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Pazar (Rize) Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.10.2010 tarihli ve 2006/95 Esas, 2010/234 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunlukları ile verilen mahkumiyet hükmünün ertelenmesine karar verilmiştir. 2. Kararın sanık müdafii ile katılan mağdure vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 27.09.2012 tarihli ve 2012/5216 Esas, 2012/9075 Karar sayılı kararı ile; "Kovuşturma aşamasında, mağdurenin maruz kaldığı cinsel istismar eylemleri nedeniyle ...nın 103/6. maddesi uyarınca ruh sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda Adli tıp kurumundan rapor aldırılmasına karar verilip, daha sonra da bu karardan dönülerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmişse de, hüküm tarihinden sonra düzenlenen Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 23.05.2011 gün 2078 karar nolu rapor içeriğine göre; mağduresi bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede zeka seviyesi ile uyumlu travma sonrası stres bozukluğu denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, bu duruma göre mağdurenin olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi karşısında sanığa atılı eylemin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunda delillerin değerlendirilmesi ve suç vasfının tayini görevinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu dikkate alınarak 5235 sayılı Kanunun 11, 12 ve CMK.nın 4. maddeleri gereğince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine Pazar Asliye Ceza Mahkemesi 22.01.2013 tarihli ve 2012/767 Esas, 2013/35 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunda delillerin değerlendirilmesi ve suç vasfının tayini görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. 4. Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2015 tarihli ve 2014/20 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası sanık lehine değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Alt sınırdan ceza verildiği, takdiri indirim hükümlerinin uygulandığı ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin zeka geriliğinin bulunduğu ve yönlendirilebilir durumda olduğu nedenleriyle sadece mağdurenin beyanına dayalı mahkûmiyet hükmünün hukuki olmadığı, zincirleme şekilde işlendiğinin kabul edildiği ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık ile katılanların akraba olup aynı zamanda komşu oldukları, adli tıp raporundan da anlaşıldığı üzere mağdurenin hafif derecede zeka geriliği denilen hastalığın bulunduğu, bu hastalığının vereceği ifadelere itibar edilmemesi için tıbbi bir neden oluşturmadığı, 2005 yılı yaz aylarından itibaren sanığın mağdureyi yanına çağırarak boynundan ve çenesinden öptüğü, kucağına oturttuğu, kendine doğru çektiği, en son olayda da cinsel organını mağdurenin vücuduna değdirdiği, sanığın bu eylemini aynı kast altında aynı mağdureye karşı farklı tarihlerde zincirleme bir şekilde gerçekleştirdiği, ara sıra mağdureye harçlık verdiği, mağdurenin almış olduğu harçlıklar nedeniyle başlangıçta kendisine yönelik yapılan eylemlere ses çıkartmadığı, en son meydana gelen olaydan sonra mağdurenin sağlık ocağına giderek hamilelik testi yaptırmak istediği, mağdurenin gebelik testi yaptırmak istemesinin nedeni sorulduğunda sanığın kendisini kucağına oturtarak cinsel tacizde bulunduğundan bahsettiği, olayın adli bir vaka olması nedeniyle durumun sağlık ocağındaki görevliler tarafından polise bildirildiği, mağdurenin olayı aynı zamanda annesi olan katılana anlattığı, mağdurenin beyanlarının sağlık ocağında çalışan ve tanık olarak dinlenen ...., ....(....) ve .... tarafından doğrulandığı, bir çocuğun durup dururken gebelik testi yaptırmak amacıyla hiç bir şey olmadığı halde sağlık ocağına gitmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, adli tıp raporundan da anlaşılacağı üzere mağdurede zeka geriliği bulunmakla birlikte bu durumun beyanlarına itibar edilmesine engel teşkil etmediği, her ne kadar mağdure Mahkemede yapılan yargılamada sanığın kendisine tecavüz ettiğini ileri sürmüş ise de aradan uzun bir zaman geçmiş olması, hazırlık aşamasındaki ve görevsiz mahkemedeki ifadelerinde bu yönde beyanda bulunmadığı gibi dosya kapsamında böyle bir bulgu da elde edilemediği, mağdurenin sanık tarafından kendisine yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar eylemlerini içinde bulunduğu ruh hali nedeniyle tecavüz olarak değerlendirdiği kanaatine varıldığı, mağdurenin kendisine yönelik gerçekleştirilen cinsel istismar eylemi neticesinde ruh sağlığının bozulduğu, sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ve sağlık ocağında çalışan tanıklar dışındaki diğer tanıklar olayı doğrulamamışlar ise de sağlık ocağında çalışan tanık beyanlarının mağdurenin aşamalardaki iddialarını doğrulaması karşısında sanığın savunmasına, diğer tanıkların ise olaya ilişkin bilgi ve görgülerinin olmaması, bir kısmının sanğın akrabası olmaları nedeniyle sanığı korumaya yönelik beyanlarda bulunduklarından anlatımlarına itibar edilmediği, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin sanığın lehine olduğu, sanığın suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak cezalandırılmasına karar verildiği, duruşmadaki tutum ve davranışları ile şahsi hali lehine değerlendirilerek takdiri indirim nedenlerinin uygulandığı anlaşılmaktadır. IV. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında suç isminin çocuğun cinsel istismarı yerine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Dosya kapsamı ve Mahkemenin gerekçesi dikkate alınarak takdiri indirim uygulanmamasına ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine yönelik temyiz isteği yerinde görülmemiştir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Rize Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2015 tarihli ve 2014/20 Esas, 2015/44 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz isteklerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi. Hükme iştirak eden üye ...'un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK'nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.