Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3206 E. , 2024/5983 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3206 Karar No : 2024/5983 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Petrol Ürünleri İnşaat Otomotiv Gıda Hırdavat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmekted
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3206 E. , 2024/5983 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/3206 Karar No : 2024/5983 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Petrol Ürünleri İnşaat Otomotiv Gıda Hırdavat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Isparta ili, Merkez ilçesi, ... ada, ... parsel sayılı, davalı idareye ait taşınmazda, kiracı sıfatıyla davacı tarafından işletilen, "Akaryakıt ve LPG Otogaz Satış İstasyonu ve Market" faaliyet konulu işyerinin, anılan parselin, imar planında "park" olarak belirlenmesine ilişkin Isparta Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının kesinleştiği ve istasyonun, özel yapı şeklini gerektiren işyeri vasfını yitirdiğinden bahisle, iş yerinin, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski haline getirilmesi için 15 gün süre verilmesine, aksi durumda işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceğine dair Isparta Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine verilen kararda; 15/05/2024 tarih ve E:2024/1100 sayılı ara kararıyla davalı idareden, imar plan tadilatının uygulanmasına başlanıp başlanmadığı, taşınmazın, imar programına alınıp alınmadığı, taşınmazdaki yapıların kim tarafından yapıldığı ve yapılar davacı tarafından yapılmış ise, yapı bedelinin ödenip ödenmediği sorulmuş; davalı idarece verilen, 31/05/2024 evrak kayıt tarihli ara kararı cevabında; üzerinde dava konusu işyerinin bulunduğu parselin belediyeye ait olduğu, bu sebeple herhangi bir kamulaştırma işlemi ve parselizasyon yapılması gerekmediğinden parselin imar programına alınmadığı; yapılacak olan parkın, kütüphane kompleksinin devamı niteliğinde olduğu, projeye ilişkin hibenin hazır olduğu ve kiracılığa ilişkin hukuki süreç dışında park düzenlemesi için bir engel bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki yapıların, ilk müstecir olan dava dışı ... Pet. Nak. Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapıldığı ve yapılara ilişkin herhangi bir bedel ödenmediği bildirilmiştir; her ne kadar, dava konusu işyerinin üzerinde bulunduğu parselin kullanım kararının "park" olarak değiştirildiği ve buna ilişkin imar düzenlemesinin kesinleştiği görülmekte ise de, dava konusu parselin 5 yıllık imar programına alınmadığı, "park"a ilişkin projenin henüz uygulanmaya başlamadığı; anılan imar programı ve projeler uygulanmaya başlayıncaya kadar taşınmaza ilişkin mevcut yapı ruhsat ve izinlerinin iptalini zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığı gibi; hali hazırda hiç yapı bulunmasa dahi belirtilen süreç tamamlanana değin imar mevzuatınca "muvakkat yapı" ruhsatı ile yapılaşma ve bu yapının işyeri olarak kullanılmasının mümkün olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, farklı gerekçeyle işlemin iptali yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında ise, sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; taşınmazın, Belediyeye ait olduğu ve ayrıca taşınmaz üzerindeki yapıların da davacıdan önceki kiracı tarafından yapılmış olmasına karşı, yapı bedellerinin kira bedelinden mahsubu suretiyle Belediye mülkiyetinde olduğu; bu nedenle de taşınmazın 5 yıllık imar programına alınmadığı; nitekim, taşınmaza ilişkin yapılacak herhangi bir kamulaştırma işlemi veya 18 uygulaması işlemi bulunmadığı; kaldı ki, söz konusu alana yönelik muvakkat yapı ruhsatı ile de kullanımın mümkün olmadığı, nitekim Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 61. maddesinde de," (1) Uygulama imar planlarına göre tamamı veya bir kısmı umumi hizmetlere rastlayan yerler ile Kanunun 18. madde hükümleri tatbik olunmadan normal şartlarla yapı izni verilmeyen umumi hizmetlere ayrılan ve müracaat gününde 5 yıllık imar programına dâhil olmayan taşınmazlara, taşınmazın kamu eline geçişi sağlanıncaya kadar muvakkat yapı izni verilebilir." denildiği, ancak burada "kamunun eline geçişi..."nin söz konusu olmadığı, nitekim taşınmaz ve üzerindeki yapıların zaten kamunun olduğu ve bu nedenle de söz konusu alanda muvakkat yapı ruhsatının şartları oluşmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına Dair Kanun'un 6. maddesinde ise, işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde, 4. maddede belirtilen yönetmelikte öngörülen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde ise, verilmiş olan ruhsatın, ilgili mevzuattaki hükümler çerçevesinde yetkili merci veya mülki idare amirince iptal edilerek, işyerinin kapatılacağı hükmü yer almaktadır. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin, 4. maddesinin "d" bendinde ikinci sınıf gayrisıhhî müesseseler, konutlardan ve insan ikametine mahsus diğer yerlerden mutlaka uzak bulundurulmaları gerekmeyen; bununla birlikte müessesenin faaliyetinin gerektirdiği durumlarda, izin verilmeden önce civarında ikamet edenlerin esenlik ve istirahati hususunda konumu, tesisatı ve vaziyeti itibarıyla bir zarar vermeyeceğine kanaat oluşması için inceleme yapılması gerekli müesseseler olarak ve Yönetmeliğin 2 nolu eki Gayrisıhhî Müesseseler Listesinin, "B)İkinci Sınıf Gayrisıhhî Müesseseler" bölümünde, "5-Petrokimya Sanayii 5.1- 30 ton altında sıvılaştırılmış petrol gazı, sıvılaştırılmış doğal gaz ve sıkıştırılmış doğal gaz ikmal istasyonları ve tüp depolama tesisleri, 5.2- Toplam depolama kapasitesi 500 m3’ten az doğalgaz, petrokimya ve kimyasal ürün depolama tesisleri, 5.3-Marina, akaryakıt ve/veya otogaz istasyonları ile içerisinde yanıcı ve parlayıcı madde kategorisindeki sıvıların depolanması amacıyla kullanılan en az 8 m3’ten 150 m3’e kadar depolama hacmine sahip depolama tesis ve düzenekleri... 5.5- 250 kg- 500 kg arasında kapasitedeki perakende sıvılaştırılmış petrol gazı tüp satış yerleri." olarak tanımlanmıştır. İşyerlerinde aranacak genel şartlara ilişkin 5. maddesinin "c" bendinde, akaryakıt, sıvılaştırılmış petrol gazı, sıvılaştırılmış doğal gaz ve sıkıştırılmış doğal gaz istasyonlarının, özel yapı şeklini gerektirdiği ve bu işyerleri için yapı kullanma izin belgesinin alınmış olmasının şart olduğu belirtilmiştir. "İkinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler" başlıklı 23. maddesinde ise, yetkili idarelerin, ikinci ve üçüncü sınıf gayrisıhhî müesseseler için yapacağı beyan ve incelemelerde; insan sağlığına zarar verilmemesi, çevre kirliliğine yol açılmaması, yangın, patlama, genel güvenlik, iş güvenliği, işçi sağlığı, trafik ve karayolları, imar, kat mülkiyeti ve doğanın korunması ile ilgili düzenlemeleri esas alacağı ve beyana göre tanzim edilen ruhsat müktesep hak doğurmayacağı, ikinci ve üçüncü sınıf işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerlerinin, yetkili idare tarafından bir ay içinde kontrol edileceği ve bu süre içinde kontrol edilmemesi halinde, ilgilinin, çalışma ruhsatı almış sayılacağı, ruhsat verilmesini takiben yapılacak kontrol ve denetimlerde, ikinci fıkrada belirtilen kriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde, işyerine bir defaya mahsus olmak üzere onbeş günlük süre verilerek, verilen süre içinde noksanlık ve aykırılıklar giderilmediği takdirde verilmiş olan ruhsatın, yetkili idare tarafından iptal edilerek işyerinin kapatılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun, "Şehirlerarası özel otobüs terminali işletmesi ve akaryakıt istasyonları" başlıklı 80. maddesinde, belediye sınırları ve mücavir alanları içinde, her türlü akaryakıt ile sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) istasyonlarına nazım imar ve uygulama imar plânına uygun olmak kaydıyla belediye tarafından izin verilebileceği ve akaryakıt istasyonlarına izin verilmesi için nazım imar plânında akaryakıt istasyonu olarak gösterilmesinin şart olduğu, bu istasyonlara çalışma ruhsatının, büyükşehirlerde, büyükşehir belediyesi tarafından verileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat ile temyiz incelemesine esas dava dosyasının birlikte değerlendirilmesinden; işyerlerine, "Akaryakıt ve LPG Otogaz Satış İstasyonu ve Market" faaliyet konulu ruhsat düzenlenebilmesi için; işyerinin bulunduğu alanın, imar planlarında akaryakıt istasyonu fonksiyonuna ayrılmış olması, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izinlerinin alınmış olması gerektiğinde ve imar planının (fonksiyonunun) değişmesi halinde, öngörülen bu şartları kaybedeceği hususlarında duraksama bulunmamaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden; Bölge İdare Mahkemesince, Danıştay bozma kararına üzerine verilen 15/05/2024 tarih ve E:2024/1100 sayılı ara kararına cevaben davalı idarece sunulan 31/05/2024 evrak kayıt tarihli dilekçe ve eklerinin incelenmesinden, dava konusu işyerinin bulunduğu parselin belediyeye ait olduğu, bu sebeple herhangi bir kamulaştırma işlemi ve parselizasyon yapılması gerekmediğinden parselin imar programına alınmadığı; yapılacak olan parkın, kütüphane kompleksinin devamı niteliğinde olduğu, projeye ilişkin hibenin hazır olduğu ve kiracılığa ilişkin hukuki süreç dışında park düzenlemesi için bir engel bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki yapıların, ilk müstecir olan dava dışı ... Pet. Nak. Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapıldığının bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; davalı idareye ait taşınmazda, kiracı sıfatıyla davacı tarafından işletilen, "Akaryakıt ve LPG Otogaz Satış İstasyonu ve Market" faaliyet konulu işyerinin, anılan parselin, imar planında "park" olarak belirlenmesine ilişkin Isparta Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararının kesinleştiği ve istasyonun, özel yapı şeklini gerektiren işyeri vasfını yitirdiğinden bahisle, iş yerinin, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski haline getirilmesi için 15 gün süre verilmesine, aksi durumda işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceğine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 30/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yukarıda "Yargılama Süreci" bölümünde özetlenen yargılamanın seyri dikkate alındığında görüleceği üzere, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin; ... İdare Mahkemesinin dava konusu işlemin iptali yolundaki kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddine ilişkin ilk kararı, Dairemizce, esastan incelenmiş ve "imar plan tadilatının uygulanmasına başlanıp başlanmadığı, başka bir anlatımla taşınmazın, imar programına alınıp alınmadığı, taşınmazdaki yapıların kim tarafından yapıldığı ve yapılar davacı tarafından yapılmış ise, yapı bedelinin ödenip ödenmediği hususları araştırılmaksızın; iş yerinin, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski haline getirilmesi için 15 gün süre verilmesine, aksi durumda işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptal edileceğine ilişkin dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun kabulüyle davanın reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet" bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Temyiz incelemesi sonucunda, bir mahkeme kararının işin esasına ilişkin olarak bozulması hâlinde mahkemenin, bozma kararına uymak veya ilk kararda ısrar etmek olanağı bulunmaktadır. Mahkemenin ilk kararda ısrar etmeyerek, bozma kararına uymak suretiyle verdiği kararın temyizi hâlinde, temyiz mercii, bu kez bozma kararına uygun karar verilip verilmediğini incelemek durumundadır. Temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal düzenlemeyle farklı bir sonuca ulaşması, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesi, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabilir. Bölge İdare ve İdare Mahkemelerince; Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak inceleme, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla, bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olmak durumundadır. Nitekim, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle değiştirilen 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasında; "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilerek, bu husus Kanun hükmü hâline getirilmiştir. Bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği yüksek yargı içtihatlarıyla kabul edilmektedir. Bu husus, 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasının somut norm denetiminin yapıldığı Anayasa Mahkemesinin 12/06/2020 tarih ve E:2019/115, K:2020/31 sayılı kararının "Anlam ve Kapsam" kısmında şu şekilde ifade edilmiştir. "12. Bu itibarla kural, mahkemece bozma kararına uyulmasıyla birlikte taraflardan biri lehine ortaya çıkan hukuki sonucun -söz konusu tarafın bu sonucun devam etmesi yönündeki beklentisinin korunmamasını haklı ve zorunlu kılacak bir sebep bulunmadığı sürece- temyiz merciince değiştirilememesini ifade etmektedir. Dolayısıyla kural, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen heyet oluşumunun değişmesi, heyetin görüş değiştirmesi ya da aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlaması gibi nedenlerle bozma kararının aksi yönünde kararlar verilmesine engel teşkil etmektedir." Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 19/02/2024 günlü, E:2023/2437, K:2024/311 sayılı kararı da bu yöndedir. Bakılan davada ise, Danıştay Dördüncü Dairesince; ilk bozma kararına uyulmak suretiyle verilen karar, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen, aynı mevzuat hükmünü farklı şekilde yorumlamak suretiyle, bu uyuşmazlıkta daha önce temyizen inceleme sonucu verilmiş bir karar yokmuş ve uyuşmazlık, ilk kez temyizen inceleniyormuşçasına değerlendirerek, aksi bir gerekçeyle bozulmuştur. Belirtilen nedenle, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince, bozma kararına uyulmak suretiyle verilen temyize konu kararın, yeniden bozulmasına ilişkin Daire kararının usûli kazanılmış hak ilkesiyle sağlanmaya çalışılan amaca aykırı olması nedeniyle usule uygun bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının aynen onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.