10. Hukuk Dairesi 2024/957 E. , 2024/2592 K. MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2302 E., 2022/2363 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/462 E., 2022/423 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davada maddi istemin tam, manevi istemin kısmen kabul ve kısmen reddine, birleşen davanın tam kabul…
**10. Hukuk Dairesi 2024/957 E. , 2024/2592 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2302 E., 2022/2363 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2016/462 E., 2022/423 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davada maddi istemin tam, manevi istemin kısmen kabul ve kısmen reddine, birleşen davanın tam kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle duruşma yapılmak üzere tayin olunan 10.10.2023 günü için yapılan tebligatlar üzerine davalı adına Av ...., davacı adına Av. ...'ın geldiği görüldükten, gelenlerin yüzüne karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşamaya son verilerek noksan tespit edilen hususların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten, geri çevirme üzerine yapılan incelemede; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili 08.04.2016 tarihli asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde yük taşıma esnasında belinden ağır şekilde yaralandığını, işçilerin bu şekilde çalışmaya işveren tarafından zorlandığı için işverenin sorumlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilinin talep etmiş, yargılamanın devamında sunduğu 10.04.2019 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 25.02.2019 tarihli hesap raporuna göre belirlenen tazminattan kurumca bağlanan geliri re'sen tenzil ederek 290.288,18 TL'ye artırmıştır. 2. Davacı vekili 10.06.2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; aynı iş kazası nedeniyle alınan ek rapor dikkate alınarak fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 386.992,29 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava konusu olayın iş kazası niteliğinde olmadığını, olayın iş kazası olduğu kabul edilse dahi müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacıya yasal olarak gerekli tüm eğitimlerin verildiğini, tüm eğitimlere rağmen işçinin tedbir almayarak kusuru ile kazaya sebebiyet vermesi halinde işverene herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacının mağaza sorumlusu olarak çalıştığını ve görev tanımından da anlaşılacağı üzere yük yükleme ve boşaltma gibi bir görevinin bulunmadığını, davacının tamamen kendi inisiyatifiyle boşaltma işlemi yapmış olduğunun varsayılması halinde dahi yapılan işlerin ağır güç kullanmayı gerektirmediğini, transpalet olarak kullanılan araçların insan gücünün kullanımını en aza indirgeyecek şekilde tasarlandığını, müvekkil şirket mağazalarında ağır yük kaldırmayı gerektirecek işler yapılmadığını, bu nedenlerle davacının yakalanmış olduğu sağlık probleminde müvekkil iş yerinde çalışmasının bir etkisinin olmadığını, müvekkil şirkette çalışmaya devam etmesinin de sağlığını tehlikeye düşürmeyeceğini gösterdiğini, davacının iş aktinin feshedildiği (31.03.2016) tarih itibariyle ücretinin 2.810 TL olduğunu, davacının herhangi bir maddi ve manevi zararının bulunmadığını, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; kazanın 24.01.2008 tatihinde gerçekleştiği, davanın 14,5 yıl sonra açılmakla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili şirketin adresi Sancaktepe/İstanbul olduğu halde Erzurum’da dava açılmasının hatalı olduğunu, olayın iş kazası niteliğinde olmadığını, kazanın günlük hayatta meydana elebilecek türden bir rahatsızlık olduğunu, olay iş kazası olarak kabul edildiğinde dahi müvekkilinin her türlü İSG tedbirini aldığından sorumluluğunun bulunmadığnı, davacının yükü transpalet araçlar yardımıyla boşaltması gerekirken tamamen kendi inisiyatifi işe boşlattığından müvekkiline atfedilecek kusur olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARI 1.İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında verilen 24.02.2020 tarihli ara karar ile davacının geçici ödeme talebinin kabulü ile; 75.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminat olmak üzere 100.000 TL’nin geçici olarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece MAhkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında ise davacının talep edebileceği maddi tazminatın SGK'dan bağlanan gelirin %90’ı tenzil edildiğinde 692.374,92 TL olduğu gözetildi ancak taleple bağlı olarak davacının geliri %100 oranında düştüğü hesaba göre taleple bağlı asıl ve birleşen davada 677.210,47 TL maddi tazminata hükmedildiği, maluliyetin “gelişen bir durum” olması nedeniyle maluliyet oranının artması halinde, zamanaşımı süresi maluliyetin kesin olarak tespit edildiği son rapor tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı buna göre davacı işçinin maluliyet oranının kesinleştiği rapor tarihi itibariyle davalı tarafın zamanaşımı def'i yerinde görülmediği, geçici ödemenin yargılama sırasında tahsil edilip edilmediği konusunda dosyaya bilgi verilmediğinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karar verildiği gerekçeleriyle; Asıl davada maddi tazminata yönelen davanın kabulüne, dosya kapsamında davalı tarafça yapılan geçici ödemeye yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile, taleple bağlı kalınarak 290.288,18 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminata yönelen davanın kısmen kabulüne, dosya kapsamında davalı tarafça yapılan geçici ödemeye yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 24.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen davada ise davanın kabulüne, -taleple bağlı kalınarak- 386.922,29 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 24.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ek davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyette değişen gelişen durum olduğu kabul edilerek zamanaşımı def'inin reddinin hatalı olduğunu, maluliyet oranında değişen bir durum olmadığını, davalının kusursuz olduğunu, gerekli iş sağlığı ve güveniği eğitimlerinin verildiğini, koruyucu ekipman teslim edildiğini, olayın iş kazası olmadığını, takdir edilen tazminaların fahiş olduğunu hesap raporları arasında çelişkinin sebebinin açıklanmadığını ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; 09.12.2009 tarihli olayın kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, sürekli iş göremezlik oranın %35 olarak belirlendiğini, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunda davalıya %90 davacıya %10 kusur verilmesinin yerinde olduğu, davacının maddi tazminat alacağının belirlenmesinde gelirin ilk peşin değeri ve geçici iş görmeezlik ödeneğinin rücuya kabil kımsının tenzil edildiğini, raporların dosya kapsamına uygun olduğu, ek davanın açıldığı tarih itibarile zamanaşımına uğrayan bir alacak olmadığı, tarafların kusur durumu, zararın ağırlığı ve olay tarihi dikkate alındığında manevi tazminat miktarının yerinde olduğu belirtilerek, davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, davacının ilk davasını 01.11.2016 tarihinde (iddia konusu olaydan tamamen keyfi şekilde 6 yıl 9 ay 10 gün sonra) açtığını, olayın ceza soruşturmasına konu edilmediğini, ikinci davanın 10.06.2022 tarihinde açılmıştır. 13.12.2009 tarihinde meydana gelen olayın 13.12.2019 tarihinde zamanaşımına uğradığının açık olduğunu, zira SGK tarafından zaten davanın başında %35 maluliyet oranı tespit edildiğini, maluliyet oranı dahi değişmemişken, davacı ıslah hakkını kullanmışken ikinci davanın tamamen kabulünün hakkaniyet ve hukuk ile bağdaşmadığını, faiz başlangıcı tarihinin kaza tarihi olan 13.12.2009 olarak esas alınması gerekirken 24.01.2008 kabulünün hatalı olduğunu, davacının başlattığı Erzurum 4. İcra müdürlüğünün 2020/3214 Esas sayılı icra takibi nedeniyle 03.03.2020 tarihinde 114.803,83 TL ödeme yapıldığını, yerel mahkeme hüküm kurarken, taleple bağlı kalınarak ilk dava yönünden 290.288,18 TL maddi tazminat, 40.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmettiğini, müvekkil şirket tarafından yapılan 114.803,83 TL'lik geçici ödemeyi mahsup etmediğini, olayın iş kazası olarak nitelenemeyeceğini, çalışma koşullarının ağır olmadığı, ağır yükler taşınmadığını, davacının mağaza sorumlusu olduğunu görev tanımındaki işte çalıştırıldığını iş sağlığı ve güvenliği eğitimi veridiğini, mahallinde keşif yapılmadan karar verildiğini, davacıya %10 kusur verilmesinin az olduğunu, taşıma işinin davacı tarafından usulüne uygun yapılmadığını, bilirkişi raporlarında 25.02.2019 tarihli raporda hesaplama yöntemi olarak PMF 1931 tablosu kullanıldığını, 26.05.2022 tarihli raporda ise TRH 2010 tablosu kullanıldığını, iki raporda yapılan hesaplamalarda neden farklılık oluştuğu bu şekilde 6 yıl neden fazla hesaplama yapıldığının açıklanmadığını her iki rapora karşı sunmuş olduğumuz beyan ve itirazlarının da dikkate alınmadığını 25.02.2019 tarihli raporda davacının sürekli iş göremezlik tazminatı 432.232,65 TL olarak hesaplanmışken 26.05.2022 tarihli raporda yüzde 10 oranında indirim uygulanmasına rağmen 819.224,94 TL olarak hesaplandığını, tazminatlar arası bu denli fahiş bir farkın neyden kaynaklandığı hususuna ise açıklık getirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir 2. İlgili Hukuk "Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "Bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 818 sayılı Borçlar Kanunun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı kanunun 41,42,43,44,45 ve 47.maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti, sürekli iş göremezlik oranının tespiti ile iş kazasının SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri, "Usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle: 22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır. 3. Bilindiği üzere HMK'nın 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. 4.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E- 2021/111 K sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)" 5.Somut olayda, sigortalının tazminini talep ettiği zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu için hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda iş göremezlik tazminat alacağının 25.02.2019 tarihli kök hesap raporunda PMF 1931 bakiye ömür tablosu, işlemiş devre sonu olarak 28.02.2091 tarihi sürekli iş göremezlik oranı olarak %35 oranı ile %100 oranında davalı kusuru dikkate alınmak ancak Kurumca bağlanan gelir ve ödeneğin rücuya kabil kısmı indirilmemek suretiyle 432.232,65 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin anılan rapora itiraz etmediği gibi fazlaya ilişkin talep hakkını da açıkça saklı tutmadan maddi isteminden kurumca bağlanan geliri tenzil ederek 290.288,18 TL'ye artırdığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin bu rapora itirazı üzerine alınan 26.05.2022 tarihli hesap raporunda ise bakiye ömür tespitinde TRH 2010 bakiye ömür tablosu esas alınmak, işlemiş devre sonu 31.12.2022 tarihine çekilmek, sürekli iş göremezlik oranı olarak yine %35 oranı dikkate alınmak kusur raporu %90'a indirilmek ve kurumca gelir ve ödeneğin rücuya kabil kısmı indirilmemek suretiyle maddi alacağın 819.224,94 TL olarak belirlendiği davacının geliri re'sen tenzil ederek birleşen dava ile 386992,29 TL ek maddi tazminat isteminde bulunduğu mahkemece 26.05.2022 tarihli hesap raporuna itibarla asıl ve birleşen davalardaki maddi tazminat istemlerinin tam kabulüne karar verildiği anlaşılmakta ise de davacının 25.02.2019 tarihli kök hesap raporuna açık itirazı olmadığı değerlendirilmeden bu sebeple davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış haklar ortadan kaldıracak şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. 6. Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş; davacının 25.02.2019 tarihli hesap raporuna itirazı olmadığını gözeterek bu raporda dikkate alınan %100 kusur oranı yerine dosya kapsamına göre olayın oluşuna uygun düşen %90 kusur oranını uygulayarak, kurumdan geçici iş göremezlik döneminde ödenen miktar ile ilk peşin sermaye değerinin rücuya kabil kısmını iş bu raporla tespit edilen tazminattan mahsup ederek sonucuna göre maddi tazminatı belirlemekten ibarettir. 7. Ayrıca davaya konu iş kazasında faizin iş kazasından itibaren işleyeceği açık olup iş kazasının 13.12.2009 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iş kazası tarihinden önceki 24.01.2008 tarihi dikkate alınarak bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi de hatalı olmuştur. 8. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır . VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 4. Dairemizde icra edilen duruşmada davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre tespit edilen 17.100 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5.Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.