İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ticari ilişki kapsamında satışı gerçekleştirilmiş ürünlere karşılık Keşidecisi ... Limited Şirketi, lehdarı ... Ltd. Şti. olan, ... Bankası A.Ş. Akçaabat Şubesine ait; ... hesap nolu, ... çek nolu, 31.08.2021 keşide tarihli, 70.914…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/840 KARAR NO : 2026/55 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/01/2024 NUMARASI : 2022/553 E. - 2024/16 K. DAVANIN KONUSU:Ödemenin İstirdadı İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ticari ilişki kapsamında satışı gerçekleştirilmiş ürünlere karşılık Keşidecisi ... Limited Şirketi, lehdarı ... Ltd. Şti. olan, ... Bankası A.Ş. Akçaabat Şubesine ait; ... hesap nolu, ... çek nolu, 31.08.2021 keşide tarihli, 70.914,00-TL bedelli çeki aldığını, çekin müvekkili firma ... uhdesinde iken kaybolduğundan dolayı Akçaabat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 2021/322 Esas numarası ile çek iptali davasının 30.06.2021 tarihinde açıldığını, Mahkeme kararına istinaden ödeme yasağı tedbirinin bankaya iletildiğini, çek incelendiği takdirde, müvekkili şirkete ait kaşenin basitçe kopyalanarak yetkilisinin imzasının taklit edildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ise müvekkillinin davalı şirkete yahut cirantalardan herhangi birine herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında davalı şirkete yahut cirantalara herhangi bir borcu olmamasına rağmen, kötüniyetli ciranta çalınan/kaybolan çeki müvekkili şirket adına sahte cirolayarak, çeke istinaden haksız ve kötü niyetli olarak İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nden 2021/574 D.İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alarak bu karara istinaden İstanbul 28. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasından 70.914,00-TL icra takibi başlatıldığını, icra dosyasından müvekilinin banka hesaplarına, taşınmazlarına, alacaklı olduğu dosyalara ihtiyati haciz işlemi yapılarak müvekkilinin zor durumda bırakıldığını, bu haciz baskısı nedeniyle; 09.09.2021 tarihinde, İstanbul 28. İcra Dairesinin banka hesabına 88.381,53-TL müvekkili şirket adına ödeme yapıldığını, müvekkili firma adına yapılan ciroda bulunan kaşe ve imzanın müvekkiline ait olmadığını, faktoring şirketi olan davalının fatura veya alacağın mal veya hizmet satışından doğmuş olduğunu tevsik eden belgelerle ilişkilendirilemeyen alacaklarını satın almasının mümkün olmadığını, müvekkili firmadan bir sonraki ciranta ile ticari hiçbir ilişkinin olmadığını, temlik eden karşı sahip oldukları def'ileri temellük edene karşı da ileri sürme hakları olduğundan, ödenen çek bedeli, faizi, masrafları ve vekalet ücretlerinin davalıdan, ticari temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep ettiği anlaşıldı. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın hamili olduğu çekin karşılıksız çıkması sonucu İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/574D.iş ve 2021/574K. Sayılı 07/09/2021 tarihli kararı ile ihtiyati haciz kararı verildiğini, işbu kararın İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından infaz edildiğini, davacı borçlu vekili tarafından 09.09.2021 tarihinde icra kasasına 88.381,53-TL hiçbir kayıt düşülmeden dosya borcuna istinaden ödeme yaptığını ve icra dosyasının infazen kapatıldığını,huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, iyi niyetli yetkili hamil olan müvekkilinin icra takibi yapmaya hakkı bulunduğunu, davacı tarafça iddia edildiği üzere ciro silsilesinde kopukluk mevcut olmadığını, şahsi defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, imzaya ilişkin beyanların istirdat davasına konu edilemeyeceğini ve davacı tarafın ihtiyati haciz aşamasında hiç bir kayıt düşmeden icra dosyasına ödeme yaptığını, haciz baskısı altında alınan bir ödemenin mevcut olmadığını, borcun ödenmesi olgusunun, dava tarihinden sonraki bir tarihte gerçekleşmediğini, davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesinin mümkün olmadığını, borcun ödenmesinden sonra menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ve hukuki yarar dava şartı olduğundan hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, davacı tarafın haksız ve hukuksuz davasının esastan reddine, davacı tarafın haksız ve hukuksuz işbu davayı tamamen kötü niyetli açmış olduğunu bu nedenle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talebi ile davanın reddini talep ettikleri anlaşıldı. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/553 esas, 2024/16 karar sayılı, 16/01/2024 tarihli kararı ile; "İstanbul 28.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından icra takibine konu olan ... Bankası A.Ş. Akçaabat Şubesi'ne ait; ... hesap nolu, ... çek nolu, 31.08.2021 keşide tarihli, 70.914,00-TL bedelli çek üzerindeki davacı lehtara atfen atılan imzanın davacı şirket yetkilileri eli ürünü olmadığının alınan ATK raporu ve bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı, imzada sahteciliğin herkese karşı ileri sürülebileceği, davalı tarafından alınan ihtiyati haciz kararı ile davacı araçlarına haciz konulduğu, davcının ihtiyati haciz aşamasında cebri icra tehdidi ile ödeme yaptığının icra dosyası içeriğinden anlaşıldığı, yine davacının talep ve dava haklarını saklı tutarak ödeme yapılmasınına muvafakat ettiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davacının yaptığı ödemenin istirdatını talep hakkının olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile 88.381,53 TL’nin 09.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının borcu dava tarihinden önce ödediği için davanın istirdat davasına dönüşemeyeceğini ve hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, ödemenin cebri icra tehdidi altında değil rızayla ve ihtirazi kayıtsız yapıldığını, davacı vekilinin süresi biten vekaletnamesinin yenilenmemesinin usuli hata teşkil ettiğini, Adli Tıp Kurumu ile bilirkişi heyet raporları arasındaki imza aidiyeti çelişkisinin giderilmediğini, müvekkilinin iyi niyetli ve yetkili hamil olup kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını ve davacının diğer cirantalarla muvazaalı hareket ettiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesine dayalı olarak, icra takibine konu çek üzerindeki imza inkarına dayalı olarak haciz tehdidi altında yapılan ödemenin istirdatı istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından, davanın menfi tespit davası olarak ikame edildiği, daha sonra istirdat davası olarak devam edildiği, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığı, davacı vekilinin süresi biten vekaletnamesinin yenilenmemesinin usuli hata teşkil ettiği istinaf sebebi yapılmış ise de davanın istirdat istemli açıldığı, dava dilekçesi kapsamında ödemenin istirdadı şeklinde talepte bulunulduğu, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/574 D.iş esas ve 2021/574 K. sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı alınarak ihtiyati haciz uygulandığı, ihtiyati haciz aşamasında 09.09.2021 tarihinde davacının 88.381,53TL ödeme yaptığı, davacı borçlu vekilinin 09.09.2021 tarihinde icra müdürlüğüne verdiği dilekçe ile dosya borcu kapatıldığından hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, tüm talep ve dava haklarını saklı tutarak yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine muvafakat ettiği, böylece ödemenin 09/09/2021 tarihinde yapıldığı, davanın ise 10/08/2022 tarihinde açıldığı görülmekle İİK'nın 72/7. maddesi gereğince takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilmekte olup davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği, davacının İİK'nın 72/7. maddesine dayalı olarak istirdat davasını ikame etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu ve davacı şirketin geçerli vekaletname sunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle aksi yöndeki usuli itirazlara itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Dosyanın tetkikinde; icra takip dosyasına dayanak ... Bankası A.Ş. Akçaabat Şubesine ait, ... hesap nolu, ... çek nolu, 31.08.2021 keşide tarihli, 70.914,00-TL bedelli çek lehtarının davacı şirket olduğu, lehtar cirosundan sonra ... Limited Şirketi, ... , ... ve son ciranta/ hamilin davalı ... şirketi olduğu, çek üzerindeki lehtar imzasının davacı tarafça inkar edildiği anlaşılmıştır. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesi tarafından davacı şirket yetkililerinin imza örnekleri alınıp, mukayeseye yarar ıslak imzalı evrak asılları celp edildikten sonra ilk olarak 31/05/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun düzenlendiği, inceleme konusu çekin arka yüzünde davacı şirketin kaşe izi üzerine atılı imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, davacı şirket yetkilileri ... ve ...'in eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği görülmüştür. Bunun üzerine üç kişiden oluşan grafolog bilirkişi heyetinden rapor alınmış olup incelemeye konu çek arkasında yer alan şirket kaşesi üzerine atılı imzanın, davacı şirketin imza yetkilileri olan ... ve ...'in eli ürünü olduğunu gösterebilecek bir benzerliğe rastlanılmadığı belirtilmiştir. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla mevcut raporların bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, raporlar arasında çelişki bulunmadığı, icra takibine konu çekteki lehtar imzasının davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Ayrıca çekte sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, bu kapsamda davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/01/2024 tarih ve 2022/553 E., 2024/16 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.037,34 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.528,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.918,54 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026