8. Hukuk Dairesi 2017/4631 E. , 2018/2712 K. "" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve tahliyeye kar…
**8. Hukuk Dairesi 2017/4631 E. , 2018/2712 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Dava itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve tahliyeye karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili icra mahkemesine başvurusunda, vekil edeninin kiralanan içinde davalı varken taşınmazı satın aldığını, davalı borçlunun takibe taşınmazda kiracı olmadığı iddiası ile kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının vekil edenini oyalamak için kira tahliye taahhütnamesi dahi verdiğini iddia ederek itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı vekili, kira sözleşmesindeki imzanın vekil edeninden tehdit ile alındığını, dava konusu taşınmazın vekil edenine ait olup davacı ve dava dışı üçüncü kişi tarafından hile ile müvekkilinden alınmaya çalışıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece davalının borca ve faize itiraz sebeplerini İİK 269/c maddesi kapsamındaki makbuz veya vesika ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve tahliyeye karar verilmiştir. Davacı alacaklı vekili taraflar arasında imzalanan 20.02.2015 başlangıç tarihli 18 ay süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 26.10.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile ödenmemiş kira bedelleri ile işlemiş faizlerini ve tahliye talep etmiştir. Ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlu yasal süresi içinde verdiği dilekçe ile dayanak kira sözleşmesine konu evde kiracı değil ev sahibi olduğunu, sözleşmedeki imzanın tarafınca atılmadığını belirterek imzaya ve takip konusu borcun faiz ve tüm ferilerine itiraz ettiğini dile getirmiştir. İİK 269/b maddesinde “Borçlu itirazında kira akdini ve varsa mukavelenamede kendisine izafe olunan imzayı reddettiği takdirde alacaklı; noterlikçe resen tanzim veya imzası tasdik edilmiş bir mukavelenameye istinat ediyorsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ve ihtar müddeti içinde parasının ödenmemesi sebebiyle kiralananın tahliyesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda borçlu kira aktini, kiracılık sıfatını kabul etmeyip ev sahibi olduğu iddiasında bulunmuş olup icra mahkemesinde imzanın zorla attırıldığı yönündeki beyanı kira sözleşmesinin kabul edildiği sonucunu doğurmaz. Bu durumda icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye istenemez. İhtilaf yargılamayı gerektirdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile tahliye kararı yerinde görülmemiştir.