Başvuru, çocuk hakkında koruma tedbiri uygulanmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuk hakkında koruma tedbiri uygulanmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/11/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 3/4/2020 tarihli dilekçesi ile Kırıkkale Aile Mahkemesine (Aile Mahkemesi) başvurmuş, eşiyle boşanma aşamasında olmaları nedeniyle ayrı yaşadıkları, müşterek çocuğun bu süreçte annesinin akrabası olan A.G.nin psikolojik şiddetine maruz kaldığı iddiasıyla 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca önleyici tedbir, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu uyarınca koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilmesi talebinde bulunmuştur. Aile Mahkemesi 3/4/2020 tarihinde A.G. aleyhine 6284 sayılı Kanun kapsamında önleyici tedbir kararı uygulanmasına, 5395 sayılı Kanun kapsamında tedbir alınması talebinin ise ayrı bir dava konusunu oluşturması nedeniyle yeni esas numarası alınmak üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar vermiştir. Aile Mahkemesi, yeni esas numarasına kaydedilen 5395 sayılı Kanun kapsamındaki talep yönünden Kırıkkale Çocuk Mahkemesinin faaliyete geçmiş olması nedeniyle esası incelenmeksizin talebin reddi ile mahkemenin görevsizliğine karar vermiştir. Kırıkkale Çocuk Mahkemesi (Mahkeme) 8/10/2020 tarihinde başvurucunun 5395 sayılı Kanun kapsamında tedbir uygulanması talebinin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; sosyal inceleme raporu içeriğinden çocuğun eğitim ve sağlık sorununun olmadığı, A.G. tarafından herhangi bir şiddet görmediğini beyan ettiği, annenin çocuğun korunması konusunda yeterli bilince sahip olduğu hususlarının anlaşıldığı, bu nedenle 5395 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir tedbir uygulanmasına ihtiyaç olmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı 16/10/2020 tarihli dilekçesi ile Ankara Çocuk Mahkemesine (İtiraz Mercii) itirazda bulunmuştur. Başvurucu, sosyal inceleme raporu kapsamında sadece çocuğun ve annesinin dinlendiğini, kendisinin ve A.G.nin dinlenmediğini, bu nedenle hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Bununla birlikte tanık dinletme talebi olmasına rağmen bu hususta Mahkemece herhangi bir değerlendirme yapılmadığını belirtmiştir. İtiraz Mercii, herhangi bir tedbir alınmasına ihtiyaç olmadığı tespitini içeren sosyal inceleme raporuna istinaden verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 3/11/2020 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu 24/11/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan kontrolde başvurucu ve eşi arasında görülmekte olan boşanma davasının istinaf incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır. A. Ulusal Hukuk 5395 sayılı Kanun’un "Koruyucu ve destekleyici tedbirler" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;a) Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye yönelik tedbirdir...."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “ Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir...." Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin maddesinden kaynaklanan pozitif yükümlülüklerin özel kişilerin müdahalelerine karşı korumayı güçlendirecek uygun bir yasal çerçeveyi sağlama ve pratikte uygulama ödevini de içerdiğini, bu kapsamda alınabilecek çok sayıda tedbir arasından seçim yapma görevinin ulusal makamlara ait olduğunu kabul etmektedir (Bevacqua ve S./Bulgaristan, B. No: 71127/01, 12/6/2008 § 65; Sandra Janković/Hırvatistan, No. 38478/05, 5/3/2009, §45; Đorđević/Hırvatistan, B. No: 41526/10, 24/7/2012, § 165 ). AİHM, çocuğun ve ebeveynin menfaatlerini ilgilendiren uyuşmazlığa ilişkin yargılama prosedürünün adil olması ve ilgililere bütün haklarını kullanabilme olanağı sağlaması gerektiğini ifade etmekte; bu bağlamda ulusal mahkemelerin özellikle olgusal, duygusal, psikolojik, maddi ve tıbbi nitelikteki bütün faktörler ile ailenin durumunu derinlemesine inceleyip incelemediğini, çocuğun üstün yararını tespit etmek suretiyle ilgili kişilerin de yararlarına ilişkin makul bir değerlendirme ve dengelemede bulunulup bulunulmadığını belirlemek durumunda olduğunu belirtmektedir(İlker Ensar Uyanık/Türkiye, B. No: 60328/09, 3/5/2012, § 52; Neulinger ve Shuruk/İsviçre [BD], B. No: 41615/07, 6/7/2010, § 139). Zhou/İtalya (No: 33773/11, 2014) kararında savunmasız kişiler söz konusu olduğunda, ilgili makamların, özel itina göstermeleri ve daha fazla koruyucu olmaları gerekliliğine dikkat çekilmiştir. Sosyal yardım kurumlarının çocuğun bakım ve gözetiminin sağlanmasında zorluk yaşayan kişilere yardımcı olmak, bu kişilerin çocukla ilgili faaliyetlerinde kendilerine rehberlik etmek ve zorlukların üstesinden gelebilmelerini sağlayabilecek çeşitli imkânlarla ilgili olarak önerilerde bulunma yönünde görevleri olduğu belirtilmiştir. AİHM, anılan rehberlik faaliyetini içerir bir tedbirden yararlanılmadan aile bağlarının zayıflamasına neden olacak bir hüküm verildiği gerekçesiyle Sözleşme'nin maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Zhou / İtalya, § 61). Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Türkiye tarafından 14/9/1990 tarihinde imzalanan ve 27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 20/11/1989 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin maddesi şöyledir:" Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar...." BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin maddesi şöyledir:" Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar. Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başkaca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir." Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin 17/4/2013 tarihli ve 15 Numaralı Genel Yorum Kararı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin (Komite) 17/4/2013 tarihli ve 15 Numaralı Genel Yorumu'nun (Genel Yorum) ilgili kısmı şöyledir:" Bu genel yorum, çocuk sağlığına çocuk hakları bakış açısıyla yaklaşmanın, tüm çocukların, fiziksel, duygusal ve toplumsal iyi olma hali ve her çocuğun kendi potansiyelini eksiksiz gerçekleştirilebileceği biçimde yaşam, hayatta kalma ve gelişme fırsatlarına sahip olma hakkı kapsamında taşıdığı önemle ilgilidir.... Devletler, Dünya Sağlık Örgütü’nün anayasasında sağlığı yalnızca herhangi bir hastalığın ya da sakatlığın olmayışı şeklinde değil fiziksel, zihinsel ve toplumsal açılardan tam bir iyi olma hali olarak kabul etmek konusunda mutabakata varmışlardır...." Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme Türkiye tarafından 15/8/2000 tarihinde imzalanan ve 2/7/2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 16/12/1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme'nin "Ailenin korunması" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “ Aile toplumun doğal ve esaslı bir birimidir ve aile toplum ve Devlet tarafından korunma hakkına sahiptir...." Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Sözleşme'nin "Çocukların hakları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “ Her çocuğun ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ailesi, içinde yaşadığı toplum ve Devlet tarafından, bir küçük olarak statüsünün gerektirdiği koruma tedbirlerine hakkı vardır...." Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme Türkiye tarafından 15/8/2000 tarihinde imzalanan ve 11/8/2003 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 16/12/1966 tarihli Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “ Bu sözleşmeye taraf devletler aşağıdaki hususları kabul ederler: Toplumun doğal ve temel birimi olan aileye, özellikle ailenin kurulması için ve aileye bağımlı çocukların bakım ve eğitiminden sorumlu oldukları sürece en geniş koruma ve yardımın yapılması gerektiğini kabul ederler...... Bütün çocuklar ve gençler yararına, ebeveynlikten ya da başka koşullardan dolayı hiçbir ayrım gözetilmeksizin, özel koruma ve yardım tedbirleri alınmalıdır..."