11. Hukuk Dairesi 2010/887 E. , 2012/286 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.05.2009 tarih ve 2007/846-2009/252 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av. ........,ile davalı vekili Av. ..........., dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin inc…
**11. Hukuk Dairesi 2010/887 E. , 2012/286 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.05.2009 tarih ve 2007/846-2009/252 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av. ........,ile davalı vekili Av. ..........., dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı emtianın davalı tarafından denizyolu ile taşınması sırasında hasara uğradığını, sigorta ettirene tazminat ödendiğini, rucuan tazmini için başlatılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, TTK’nun 1067. maddesi uyarınca hak düşürücü sürede talepte bulunulmadığını, kaldı ki, tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taşıyana hasar ihbarının gönderilen veya onun adına hasar ihbarında bulunabilecek kimse tarafından yapılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta bu ihbarın dava dışı Saima firması tarafından yapıldığı, konşimentolar ve dosya kapsamından bu kişi ile gönderilen arasında bir hukuki ilişkinin bulunduğuna dair kanıt olmadığı, ihbarın gönderilen tarafından yapıldığının kabul edilemeyeceği, davalı taşıyana süresinde ve usulüne uygun ihbar yapılmadığı, TTK.nun 1066. maddesi uyarınca zararın taşıyanın mesul olmadığı bir sebepten meydana gelmiş olduğunun kabulünün gerektiği, bu maddedeki sorumsuzluk karinesinin aksinin ispat edilemediği, davacının aktif dava ehliyetinin olduğu, takibin kötüniyetli yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, emtia taşıma sigorta poliçesine dayalı rucuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı nezdinde sigortalı çelik boru emtiasının 28.10.2001 tarihli konşimentolar uyarınca Romanya’nın, Galati Şehri'nden davalının donatanı olduğu gemiye yüklendiği ve 07.11.2001 tarihinde de bu konşimentolarda belirtilen İtalya’nın Chiogga Limanı’na tahliye edildiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Aynı gün düzenlenen ve davalıya ait geminin kaptanının da imzasını taşıyan kargo boşaltım raporlarının alıcı beyanları kısmında yükün hasarlı ve paslı olarak teslim edildiği yönünde açıklamaya yer verildiği hususu da dosya kapsamıyla sabittir. Yine 07.11.2001 tarihinde düzenlenen ve davalıya ait gemi kaptanına yönelik keşide edilen protesto mektubunda da hasarlı teslimin yapıldığı belirtilmiştir. Ayrıca, 15.01.2002 tarihli bilirkişi raporunda da kargo boşaltım raporunda alıcı olarak imzası olan ve protesto mektubu tanzim eden firmanın geçici alıcı olduğu, yükün daha sonra konşimentoda belirtilen nihai alıcı deposuna taşındığı bilgilerine yer verilmiştir. TTK.nun 1066. maddesinde taşınan malların uğramış olduğu ziya veya hasarın en geç navlun sözleşmesi gereğince bunları teslim almaya yetkili olan kimseye teslimi sırasında taşıyana veya boşaltma limanındaki temsilcisine yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Malların ziya veya hasarı ne ihbar edilmiş ve ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın malları konşimentoda yazılı olan halde teslim ettiği ve şayet mallarda ziya veya hasar sabit olursa, bu zararın taşıyanın mesul olmayacağı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edileceği yönünde de bir karine kabul edilmiştir. Ancak, taşıyan lehine oluşan bu karinenin aksinin ispatı her zaman mümkündür. Somut uyuşmazlıkta taşınan emtianın 07.11.2001 tarihinde teslim edildiği yönü davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça kabul edilmiştir. Bu teslim dava dışı Saıma firmasına yapılmıştır. Her ne kadar anılan firma konşimentolarda açıkça gönderilen veya onun temsilcisi olarak belirtilmemiş ise de kaptanın bu firmayı gönderilen veya onun temsilcisi olarak kabulüyle teslim yaptığı sabittir. Varlığı inkar edilmeyen kargo boşaltım raporunu da anılan firmayla birlikte düzenleyerek imzaladığı, hatta hasarın hangi sebeplerden kaynaklandığına dair şerh düştüğü çekişmesizdir. Esasen, konşimentolarda asıl gönderilen olarak belirtilen firmanın, emtiaları teslim alan dava dışı Saıma firmasının tasarrufuna karşı koyduğu savunulmadığı gibi emtiaların da nihai alıcı bu firmanın deposuna getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, dava dışı Saıma firmasının gönderilenin temsilcisi olarak hareket ettiğinin ve 07.11.2001 tarihli kargo boşaltım raporunun da TTK.nun 1066. maddesinde belirtilen yazılı hasar bildirimi niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. O halde, hasar ihbarının gönderilen tarafından yapılmadığı yönündeki değerlendirme doğru görülmemiştir. Ayrıca, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi gidermek için üçüncü kere bilirkişi raporu alınmasına rağmen tekrar ikinci raporuna itibar edilerek karar verilmesi de usulen yanlış olmuştur. Bu durum karşısında, davalıya hasar ihbarının TTK.nun 1066. maddesine uygun şekilde yapıldığının kabul edilip, taraf kanıtlarının buna göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 17.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.