T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:24/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:31/03/2022 DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:24/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 12/06/2018 tarihinde beton pompalama hizmeti sözleşmesi imzalanmış olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin ifası için sürekli hazır bulunduğunu, sözleşmenin 12/06/2018 tarihli olmasına rağmen işe başlama tarihinin 08/03/2018 olarak belirlenmiş olduğunu, sözleşmenin 13/02/2019 tarihine kadar devam edeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresi sona ermiş olmasına rağmen müvekkilinin çalışmaya devam ettiğini, davalıya güncellenmiş fiyatla fatura kesildiğini, davalının 19/06/2019 tarihinde yeni sözleşme taslağı göndermiş olduğunu, davacının 18/07/2019 tarihinde sözleşmenin yenilenmeyeceğini davalıya bildirmiş olduğunu, müvekkilinin 31/12/2019 tarihine kadar eski sözleşme uyarınca çalıştığını, davalının kendisine 18/12/2019 tarihinde teşekkür yazısı gönderdiğini ve 31/12/2019 tarihi itibari ile sözleşmenin sona ereceğini bildirdiğini, müvekkili tarafından Haziran 2018-Aralık 2019 tarihleri arasında garanti döküm miktarı altında iş yapılmış olduğunu, bu nedenle müvekkilinin zararlarını talep ettiğini belirterek uğramış olduğu zararın tazmin edilmesini, bu nedenlerden dolayı; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL'nin (uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; taraflar arasındaki 12/06/2018 tarihli sözleşmede sözleşmenin karşılıklı mutabakat ile uzayabileceğinin düzenlenmiş olduğunu, bu mutabakat sağlanmadığı için sözleşmenin 13/02/2019 tarihinde sona ermiş olduğunu, bu nedenle 12/02/2019 tarihinden sonra aylık döküm garantisinin söz konusu olmadığını, bu tarihten sonra parça başı iş yapıldığını, 2019 Haziranda yeni sözleşme için müzakere yapıldığını ancak taraf iradelerinin uyuşamadığını, sözleşme süresi olan 08/03/2018-13/02/2019 tarihleri arasında davacıya döküm garantisinin üstünde iş yaptırılmış olduğunu, ancak bu süreden sonra döküm garantisinin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "...TBK 26. maddesi uyarınca taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içerisinde serbestçe belirleyebilirler ve belirledikleri içerik tarafları bağlar. Taraflar arasında sözleşmenin son bulacağı tarih açıkça davada belirlenmiştir. Sözleşme serbestisi ve ahde vefa ilkesi uyarınca, taraflardan biri uymadığı taktirde karşı taraftan sözleşme hükümlerine aykırılığın giderilmesini talep etme hakkı vardır ve yasal hakkın kullanılması iyi niyet kurallarına aykırı davranış ve hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez. Önceki eylemiyle çelişkili davranma yasağı (venire contra factum proprium) açıkça veya davranışlarıyla bir hakkı kullanmak istemediğini ortaya koyan bir kişinin bu davranışı ile bağlı olması, bu hâliyle var olan hukuki durumunu kaybetmesi ve daha sonra bundan cayamaması anlamına gelmektedir (Akyol, Şener: Venire Contra Factum Proprium, Prof. Dr. Fikret Eren’e Armağan, Ankara, 2006, s. 77.). Önceki eylemiyle çelişkili davranan kişi önceki davranışı ile muhatabında haklı görülen bir güven yaratmış ve gelecekte de bu hakkı kullanmayacağı yolunda bir kanaat uyandırmış ancak daha sonra yarattığı bu güvene aykırı davranarak muhatabın güvenini boşa çıkarmıştır. Bu nedenle önceki eylemiyle çelişkili davranan kişinin uyandırdığı güveni boşa çıkarmasını ve muhatabın zarara uğramasını hukuk düzeninin korumaması gerekmektedir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybında olduğu gibi önceki eylemiyle çelişkili davranma yasağının da temelinde TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı bulunmaktadır. TMK’nin 2. maddesi gereği, sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve çelişkili davranış bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2 maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yapılan sözleşmenin belirli süreli olduğu, sözleşmenin uzaması için sözleşme bitim tarihinden 2 ay önce iradelerin uyuşmasının zorunlu olduğu, davacının, davalıya gönderilen mailde açıkça sözleşmeyi yenilemeyeceğinin bildirilmiş olduğu, sözleşme sonrasındaki hizmetlerin sözleşme kapsamında değerlendirilemeyeceği ayrıca parça başı olarak nitelendirilmiş olan hizmetlere dair ödemelerinde yapılmış olduğu defter incelemesi sonucu tespit olunmuş olmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin süresinin 13.02.2019 tarihinde biteceği kararlaştırılmış olsa da tarafların teknik şartname uyarınca mutabık kalması, davalı firmaca müvekkili firmaya iş gösterilmeye devam etmesi, fatura ödemelerinin Üfe-Tüfe oranından yapılması ve işin 31.12.2019 tarihinde son bulacağına dair “teşekkür yazısının” gönderilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde sözleşmenin aynı koşullarda devam ettiğinin açık olduğunu, davalı firma tarafından müvekkili firmaya minumum araç başı aylık döküm garantisi verilmiş olmasına karşın eksik iş gösterilmesi suretiyle müvekkili firmanın uğramış olduğu zararların giderilmesi gerekmekteyken haksız bir şekilde davanın reddine yönelik karar verilmesinin müvekkili nezdindeki zararların büyümesine yol açtığını, davalı firma tarafından müvekkili firmaya garanti döküm bedeli altında iş gösterilmesi nedeniyle ağustos ayı 2018 ile şubat ayı 2019 tarihleri arasındaki dönem için garanti döküm bedeli olarak 198.441,78 TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkili firmaya gönderilen taslak sözleşme uyarınca 12.02.2019-12.02.2020 tarihleri arasında çalışma yapılması öngörülmüş olup; müvekkili firma tarafından 18.07.2020 tarihinde gönderilen yazı ile işbu teklifin kabul edilemeyeceğinin belirtildiğini, müvekkili firma ile davalı arasında imzalanan teknik şartname gereğince tarafların sözleşmenin uzayacağı hususunda mutabık kaldığını ve bu doğrultuda irade gösterdiklerini, buna rağmen işbu itiraza konu karara esas alınan bilirkişi raporunda eksik inceleme ile sözleşme hükümlerinin hukuki değerlendirmeye tabi tutulduğunu taraf iradelerinin uyuşmadığı haksız sonucuna varıldığını, söz konusu raporun hükme esas alınmaması gerekmekteyken raporda yer alan değerlendirmelere dayanarak tesis edilen kararın kaldırılması gerektiğini, müvekkili firmanın 13/02/2019 tarihinden itibaren de davalı firmanın belirttiği miktarlarda beton dökümü yapdığını, fatura düzenlediğini ve yapılan ödemelerin ise birim fiyatın 2019 yılı Üfe-Tüfe oranında güncellenmiş hali ile gerçekleştirildiğini, davalı firma tarafından müvekkili firmaya 18/12/2019 tarihli mübrez teşekkür yazısı gönderildiği ve işbu yazıda sözleşmenin 31/12/2019 tarihinde sona ereceğinin belirtildiğini, itiraza konu karara esas alınan bilirkişi raporunda yukarıda belirtilen somut hususlar incelenmeksizin subjektif ve yoruma dayalı değerlendirmelerde bulunulduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, taraflar arasında düzenlenen Pompa İşletmeciliği Sözleşmesinin uzatılmış olduğu iddiasıyla sözleşme uyarınca kararlaştırılan aylık döküm garantisi kapsamında uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında düzenlenen 12/06/2018 tarihli Pompa İşletmeciliği Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin başlangıç tarihinin 08/03/2018 olduğu, sözleşmenin süresi bakımından Teknik Şartnameye atıf yapıldığı, Teknik Şartnamenin "Sözleşmenin Süresi” başlığı altında düzenlenen 2.8. maddesinde, sözleşmenin 08/03/2018 tarihinde başlayacağı, 13/02/2019 tarihine kadar devam edeceği, ancak, sözleşmenin bitim tarihinden iki ay önce ve tarafların karşılıklı mutabakatı halinde sözleşmenin uzatılabileceği, sözleşmenin uzatılmaması durumunda ise, yeni firmaların işe başlayana kadar firmanın, işi son birim fiyatlar ile sözleşme hükümleri dâhilinde devam ettirebileceği ve bu sürenin hiçbir surette 1 ayı geçmeyeceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından sözleşmenin yenilenmesi hakkında davalıya gönderilen 18/7/2019 tarihli yazıda, sözleşmenin yenilenmeyeceği bildirilmiştir. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin belirli süreli olduğu, sözleşmenin uzaması için sözleşme bitim tarihinden 2 ay önce iradelerin uyuşmasının zorunlu olduğu, davacı tarafından sözleşmenin yenilenmesi hakkında davalıya gönderilen 18/7/2019 tarihli yazıda, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiği, ... tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olarak düzenlendiği, sözleşmenin uzatıldığının ispat edilememesi nedeniyle davacının sona eren sözleşme ile belirlenen aylık döküm garantisi kapsamında uğranılan zararı talep edemeyeceği anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/12/2025 ...