(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/4215 E. , 2008/10749 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat ... ... gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/4215 E. , 2008/10749 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat ... ... gelmiş, davacılar tarafından gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacılar, davacılardan ... ve ...’nin, 4.1.1999 doğumlu küçük kızları ...’un rahatsızlığı üzerine götürdükleri hastanede Subaortik çıkıntı teşhisi nedeniyle açık kalp ameliyatı önerilerek davalı Kardioloji ... Hastanesine sevkedildiğini, bu hastanede yapılan tetkik ve tahlillerden sonra 12.11.1999 tarihinde küçüğe açık kalp ameliyatı yapıldığını, ameliyattan sonra ateşi yükselen ...’un 16 gün yoğun bakımda kalmasına rağmen durumunun giderek kötüleştiğini, aradan geçen zamanda hiçbir iyileşme olmadığı gibi bitkisel hayata mahkum olduğunu, davalı hastane ve doktorların özensiz ve kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek Küçük ... için 25.000,00 YTL, anne-baba ... ve ... için ayrı ayrı 25.000,00 YTL, ...’un kardeşleri ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00’er YTL olmak üzere toplam 100.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemişlerdir. 2008/4215-10749 Davalılar, küçük ...’un doğuştan gelen üç anomali nedeniyle ameliyat edildiğini, operasyondan sonra eko bulgularının düzelmeyi gösterdiğini, muhtemelen 10 aylık olan hastanın yaşı nedeniyle geçirdiği ağır ameliyat sonrası vücudunun gösterdiği tepkiye bağlı bir komplikasyon sonucu ateşinin yükseldiğini, yapılan ameliyat ve tedavinin tıp kurallarına uygun olduğunu, ihmal ve kusurlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, ceza yargılaması sırasında alınan Adli Tıp raporlarına göre, tıbbi kayıtların düzenli tutulma zorunluluğu olup takip belgelerinde eksiklik bulunduğu, bu durumun dahi davalıların gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek kusurlu olduklarının kabulünü gerektirdiği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile küçük ... için 10.000,00 YTL, ... ve ... için ayrı ayrı 5.000,00’er YTL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK’nun 76. maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir. Davacılar, küçük ...’un ameliyatı ve tedavisinde gerekli özenin gösterilmediği için bitkisel hayata mahkum olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemişlerdir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır. (BK. 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle davacının tedavisini üstlenen hastane ve doktorların meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor ve Hastane, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir 2008/4215-10749 seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir ... gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla birlikte sonuç değişmemiş ise doktor ve hastane sorumlu tutulmamalıdır. Somut olaya bakıldığında, davalılardan ...’ın ameliyat ekibinin şefi, ...’nun ameliyat ekibindeki doktor, ...’nun anestezi uzmanı, Seyfi Yalım ...’ın küçüğün ameliyat öncesi ve sonrası tedavi ile ilgilenen çocuk kalp hastalıkları uzmanı oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp raporları ceza yargılaması sırasında alınmış olup, Asliye Ceza Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği görülmektedir. 27.2.2006 tarihli raporda; küçüğe uygun cerrahi tedavi yapıldığı, postoperatif dönemde ortaya çıkan tablonun görülebilen komplikasyonlardan olduğu, mevcut tıbbi belgelere göre, küçüğün yoğun bakım takiplerinin (tıbbi belgelerin tamamının mevcut olmaması nedeniyle) ortaya çıkan komplikasyonlara zamanında ve doğru müdahale yapılıp yapılmadığı konusunda görüş bildirilemeyeceği açıklanmıştır. Bu rapordan sonra temin edilen bir kısım belge dosya içine sunulduktan sonra düzenlenen Adli Tıp Kurumunun 8.1.2007 tarihli raporunda ise, anestezi uzmanı ... ile çocuk kardiologu ... ...’ın uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyat ekibinin şefi ... ile ameliyat ekibinde yer alan ...’nın da uygun tedaviyi yapmış olduğu, küçüğün takiplerin de de uygun tedavinin yapılmış olduğu ancak bu tip ameliyatlardan sonra beklenir komplikasyonlardan olan kalp ritminin yavaşlaması ve durmasının meydana geldiği, tıbbi kayıtların düzenli olarak tutulma zorunluluğu bulunduğu, dosyadaki takip belgelerinde eksiklik olduğu bildirilmiştir. Mahkemece, tıbbi kayıtların düzenli olarak tutulmaması nedeniyle davalıların gerekli dikkat ve özeni göstermedikleri ve kusurlu oldukları kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de hangi davalının hangi tıbbi kayıtları eksik tuttuğu belirlenmemiş, hangi davalının kusurlu olduğu hususu açığa kavuşturulmamıştır. O halde mahkemece, ... 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas, 2007/510 karar sayılı dava dosyası ve içindeki tüm tıbbi belgeler celbedilerek dosyanın tomar halinde üniversitelerden seçilecek konusunda uzman bilirkişilere teslimi ile küçüğün tedavisinde yer alan hangi 2008/4215-10749 doktorun ne sebeple kusurlu ya da kusursuz olduğu, tıbbi belgelerin eksik olduğunun anlaşılması halinde ise hangi doktor veya doktorların sorumluğunu yerine getirmediği açıklanarak taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor tanzim edilmesinin istenmesi, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu tüm doktorları sorumlu tutacak şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma avukatlık parısının davacılardan alınarak davalılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.9.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.