İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile tanışıklığı 2020 yılında aralarında gerçekleşen daire satışı ile başladığını, müvekkilinin enflasyon nedeniyle 2023 yılında ödemeler konusunda maddi sıkıntıya girdiğini, davalı ...'dan aralarındaki samimiyete güvenerek borç ist…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2026/34 KARAR NO: 2026/70 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2025 NUMARASI: 2025/921 E. - DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile tanışıklığı 2020 yılında aralarında gerçekleşen daire satışı ile başladığını, müvekkilinin enflasyon nedeniyle 2023 yılında ödemeler konusunda maddi sıkıntıya girdiğini, davalı ...'dan aralarındaki samimiyete güvenerek borç istediğini ve 2023 Mart ve 2023 Aralık aylarında davalıdan borç aldığını, davalı tarafından verilen bedellerin büyük bir kısmının elden verildiğini, bir kısmının ise banka aracılığıyla gönderildiğini, davalı tarafından banka üzerinden gönderilen paraların başka şahıslar üzerinden gönderilmesinin teklif edildiğini, müvekkiline verdiği borçlar karşılığında 2023 yılı temmuz ayında vadesi olmayan 1 milyon dolarlık senedin müvekkilden istediğini, bu senede müvekkilinin oğlunun ortak olduğu ... Döviz şirketinin de imzasını istediğini, bunun üzerine müvekkilinin korktuğunu gören şirket yetkilisi ..., kendisinin kefil olabileceğini söyleyip imza attığını, daha sonra zaman içerisinde davalı ... müvekkiline verdiği paraları faizi ile tahsil etmeye başladığını, müvekkilinin yaşanılan olaylar neticesinde tefecilik çetesinin eline düştüğünü sonradan fark ettiğini, 13.03.2024 tarihinde akşam saatlerinde müvekkilin evine davalı ... ve yanında silahlı adamları gözdağı vermek için geldiklerini, ödenilen borca rağmen 1 milyon dolarlık senedin müvekkiline iade edilmediğini, ilerleyen süreçte müvekkilinden cebren ve hile ile Metin İlhanlının müvekkiline hitaben "evet yeğenim bir halt işlemiş ama sen bize 500.000 usd vereceksin, bu işi kapatacağız." 350.000 usd ceza yazdığını, müvekkilinin ailesinin can güvenliğinden endişe ettiği için bu cezayı ödemeye razı olduğunu, 18.04.2024 de, 1 milyon USD senetle ilgili müvekkilin oğlunun ortak olduğu ... şirketine senetlerle ilgili ihtarnameler geldiğini, bunun üzerine müvekkilinin aracıları aradığını ve onlara "Kesilen cezayı kabul ettik, hani anlaşmıştık bu adamlar durmuyor ne yapmaya çalışıyorlar" diye sorduğunu, davalının ve dava dışı belirtilen kişiler, müvekkiline kesilen cezayı 500.000 usd olarak istediklerini söylediklerini, "...İSTANBUL" adresinde bulunan ... adlı şirkette müvekkilinden toplamda 350.0000 usd ve 10.000 Euro nakit; 50.000 usd den 3 senet toplamda 150.000 usd senet), 10.000 Euro 1 senet alındığını, karşı tarafın aşiret olması ve kalabalık bir nüfusa sahip olmasından ötürü müvekkilinin kendi ve ailesinin canından endişe ettiğini, bu sebeple karşı tarafın isteklerini kabul etmek zorunda kaldığını, tüm bu olanlar ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına 2024/67504 Soruşturma dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca taraflarınca zorunlu arabuluculuk şartı sebebiyle Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun 2024/3987 sayılı dosyasında başvuru yapıldığını fakat 19/07/2024 tarihli anlaşamama tutanağından da görüleceği üzere davalı tarafla herhangi bir anlaşma sağlanamadığını beyan ederek, anılan sebeplerle davanın kabulüne ve müvekkilinin davalı tarafa karşı herhangi bir borcu olmadığının tespitine, teminatsız bir şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenen teminat karşılığı müvekkilinin giderilmesi güç zararlarının ortaya çıkmaması amacıyla müvekkilinden zorla alınan ve savcılık şikayetine de esas olan senetlerle ilgili olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların müvekkilinden borç para aldıkları ve işbu borç karşılığında ise borçlu davacılar tarafından müvekkile bizzat imzaladıkları senetleri imzalayıp verdikleri ve buna rağmen kötü niyetli davacı-borçlular aldıkları borçlarını müvekkil-alacaklıya vermemek için kötü niyetle işbu davayı açtıklarını ve iftira atmak suretiyle Bakırköy C.Savcılığına 2024-67504 soruşturma ile suç isnadında bulunarak iftiraya maruz bıraktıklarını, davacılar tarafından açılan işbu davanın dilekçesindeki beyanlarında da müvekkilden borç para aldıklarını doğrudan ikrar ettiklerini ve aldıkları parayı ödemediklerinin açıkça anlaşıldığını, kötü niyetli davanın sadece müvekkili mağdur etmek için açtıklarını, müvekkil- davalı ... İstanbul C.Başsavcılığına bu kişiler hakkında dolandırıcılık suçundan şikayetçi olduğunu, ve 2024/127390 sayılı dosya üzerinden soruşturma devam ettiğini, tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine, %20 den aşağı olmamak üzere karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince 14/08/2024 tarihli ara kararı ile; "23/07/2024 tarihli tensip tutanağının 15 nolu maddesinin ; "İİK'nun 72/2 mad. İle 72/3. Mad. 1 cümle gereğince, dava tarihinden evvel dava konusu bonoların icra takibine konulmamış olması halinde, %15 teminat karşılığında (799.114,95-TL) ve sadece davanın taraflarıyla sınırlı olmak üzere icra takibinin durdurulmasına, dava konusu bonolar icra takibine konu edilmiş ise %15 teminat karşılığında (799.114,95-TL) icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi şeklinde İhtiyati Tedbir Konulmasına şeklinde DÜZELTİLMESİNE," karar verilmiş, davalı vekili tedbir kararına itiraz etmiştir.İlk derece mahkemesince 28/08/2024 tarihli ara kararı ile; davalı itirazının reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 28/11/2024 tarihli 2024/1484 Esas-2024/1940 Karar sayılı kararıyla; " Bakırköy 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından Bakırköy 5.ATM 'nin 09/08/2024 tarihli 2024/264 karar sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden icra takibi başlatıldığı ve 14/08/2024 tarihinde esas takibe geçildiği, davacı tarafından icra takibine konu bononun tefecilik neticesinde alındığının ileri sürüldüğü, davacı tarafça davalı aleyhine senetlerin zorla alındığı yönünde C. Savcılığına şikayetinin bulunduğu soruşturmanın halen devam ettiği bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu, mahkemece verilen ihtiyati tedbir ve itiraz üzerine ihtiyati tedbirin reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu" gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 26/12/2024 tarihli, 2024/648 Esas-2024/1244 Karar sayılı kararıyla; mahkemenin görevsizliği nedeniyle, davanın HMK 114/1-c maddesi gereğince dava şartı noksanlığından reddine, dosyanın HMK 20. Madde gereğince süresinde gönderme talep edilmesi halinde Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş, mahkeme kararına karşı davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dairemizin 18/09/2025 tarihli 2025/779 Esas-2025/1126 Karar sayılı kararıyla; somut olayda, davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu, görevsizlik kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davacılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK 353/1-a-3-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.Davalı vekilinin 26/10/2025 tarihli dilekçesi ile, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesinin 20/11/2025 tarihli, 2025/921 Esas sayılı kararıyla; davalı vekilinin ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararının istinaf dairesince onandığını, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi gerekirken, mahkemece yetkisiz ve görevsiz mahkemece verilen tedbir kararının kaldırılması taleplerinin reddine karar verildiğini ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin istinaf dilekçesine cevabında; mahkemenin görevsizlik kararının, Dairemizin kararı ile kaldırıldığını, istinaf başvurusunun reddi gerektiğini beyan etmiştir. GEREKÇE; İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasında, mahkeme tarafından ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddi kararına karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, davalı istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, mahkemenin görevsizlik kararına yönelik davacılar vekilinin istinaf başvurusunun, Dairemizin kararı ile kaldırılmasına ve yargılamaya Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesince devam edilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin 26/10/2025 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin, mahkemece 20/11/2025 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği, davalı vekilinin bu kez 20/11/2025 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.HMK'da istinaf kanun yoluna başvurulabilecek ihtiyati tedbir kapsamında verilmiş olan kararlar açıkça düzenlenmiştir. Buna göre "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı HMK'nın 341/1/a maddesinde ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara; "İhtiyati tedbir kararı" başlıklı 391/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına; "İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz" başlıklı 394/5. maddesinde itiraz hakkında verilen karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir. Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir kapsamında verilen tüm kararlara karşı kanun yolu açık değildir. Kanun koyucu bu yöndeki iradesini hem kanun yoluna başvurulabilecek tedbir kararlarını açıkça belirterek, hem de bunların dışındaki kararlara karşı kanun yollarına başvurulmasını yasaklayarak düzenlemiştir. HMK'nın 391 inci maddesinde sadece ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği öngörülmüşken, 394 üncü maddesinde ise sadece ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulacağı düzenlenmiştir. Ancak ihtiyati tedbirin uygulanması kapsamında mahkemece verilecek kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması hususunda bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun koyucunun, ihtiyati tedbire ilişkin tüm kararlara karşı kanun yolunu açma gibi bir iradesinin olmadığı HMK’nın 395. ve 396. maddelerinin gerekçesinden de açıkça anlaşılmaktadır. Özellikle HMK’nın 396’ncı maddesine karşılık gelen Hükümet Tasarısının 400’üncü maddesinin gerekçesinde bu husus çok açık ve ayrıntılı şekilde ifade edilmiştir. Bu gerekçeye göre, “İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir. Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez. Kanun yolu incelemesinde bu husus da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânı kapalı değildir.”Madde gerekçesi çok açık olup, özellikle “ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir. Hâl ve şartlarda değişiklik bakımından o anda kanun yoluna başvurulamaması, daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun incelenmeyeceği anlamına da gelmez.” ifadesi karşısında, ihtiyati tedbir kapsamında verilen tüm kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği kabul edilemeyecektir. HMK'da sınırlı sayıda sayılmış olan kanun yoluna başvurulabilecek hallerin de bilindiği gibi kıyas yoluyla genişletilmesi veya bir uygulama tesis edilmesi de mümkün bulunmamaktadır.Somut olayda, istinaf başvurusuna konu edilen ve Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi istenilen karar niteliği itibariyle istinaf yoluna başvurulabilecek kararlardan olmadığı, 20/11/2025 tarihli kararın istinafa tabi olmayan bir ara karar niteliğinde olduğu, davalı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstinafa konu hüküm kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 341/2; 346/1; 352/1-b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, 3-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6100 Sayılı HMK'nun 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK' nun 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince iadesine,Dair, 6100 Sayılı HMK'nun 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026