İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı-alacaklı .... Şti.'nin bor…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1334 KARAR NO:2026/191 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:09/06/2022 NUMARASI:2021/150 Esas - 2022/510 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:06/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı-alacaklı .... Şti.'nin borçlu .... Şti.’ye faturası ekte sunulan malları teslim ettiğini ancak alacağını alamadığını, davalının söz konusu faturadan dolayı borçlu olduğunu, davalının yapmış olduğu itirazında herhangi bir ödeme belgesi de sunmadığını, davalının ticari defterleri incelendiğinde de malların satış ve teslim tarihlerinin görüleceğini, davalıya gönderilen mallara ait irsaliyeli faturasından ve muavin defterde malın davalıya satılıp teslim edildiğinin anlaşılacağını, icra takibine konu müvekkil tarafından gönderilen faturaya davalı tarafça itiraz edilmediğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 23. maddesinin 2. fıkrası ; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlendiği, ayrıca bu hususun Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarıyla da sabit olduğu, davaya konu borç, tüm taleplere rağmen ödenmediğinden tarafımızca borçlu aleyhine İstanbul İcra Müdürlüklerinde başlatılan takip yetki itirazı ile yeni esas alarak Küçükçekmece 1.İcra Müdürlüğü ...sayılı dosyası olarak borçluya bildirildiği, ancak borçlu, herhangi bir somut veya hukuksal gerekçe göstermeden daha önce yaptığı itirazdan daha genel geçer bir itiraz ile borca itiraz ederek icra takibini kötü niyetli olarak durdurduğu, davalının yaptığı itirazında, işlemiş faiz ve feri'lerini de kabul etmediğini beyan ettiği İcra takibinin fatura bedeli üzerinden açılmış olduğu ve bu bedele herhangi bir faiz işletilmediği, kaldı ki söz konusu faturaların irsaliyeli fatura olduğunu, faizin başlama zamanı satılanın alıcıya fiilen veya hükmen teslimi tarihinde muaccel bulunduğuna göre, satış bedeline muacceliyet gününden başlayarak faiz yürütülebileceğini, söz konusu faturalara ait düzenleme ve sevk tarihlerinden sonra davalı tarafından irsaliyeli faturalara itiraz edilmediğini, bu durumda müvekkilinin edimini ifa etmiş sayıldığını ve alacağının muaccel hale gelmiş olduğunu, işbu nedenle talep edilen faizin hukuka uygun olduğunu, davalı borçlunun yaptığı itirazının, sadece borcu geç ödemek amaçlı yapıldığının açık olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile, davalı şirketin yapmış olduğu itirazların tümü haksız, mesnetsiz, hukuka aykırı ve kötüniyetli olduğundan dolayı davalı aleyhine ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesini karar verilmesi dava ve talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı alacaklı müvekkili şirkete fatura içeriği malı teslim ettiğini, bu nedenle müvekkil şirketin davacı alacaklı ile aralarında cari hesap alacağından ötürü borçlu olduğunu, oysa ki, davacı alacaklı .... Şti. ile aralarında ne bir ticari sözleşme ne de cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, davacı alacaklı söz konusu seri A sıra no: ... 25/08/2015 tarihli fatura ile teslim edildiği iddia olunan emtianın müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davacı alacaklı vekilinin takipte herhangi bir ödeme yaptığımıza dair belge sunmadığımızı beyan etmiş ise de ticari hayatın olağan akışında hiç bir tacirin teslim almadığı fatura içeriğine ödeme yapmak istemeyeceğini, davacı alacaklı, icra takibine esas olan fatura içeriğine itiraz etmediğimizden bahisle TTK madde 23/2 uyarınca faturanın kabul edildiğini iddia ettiğini, açıklanan koşullar gerçekleşmeden sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamayacağını, davalının alım satım ilişkisini kabul etmediğini, bu nedenle davacının fatura deliline dayanabilmesi için, faturada yazılı malı davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre kanıtlaması gerektiğini, çünkü tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğini göstermeyeceğini, bu sadece malın fiyat ve adedi yönünden içeriğini kabul anlamına geldiğini, her ne kadar davacı alacaklı, davaya konu borcu tüm taleplere rağmen ifa edilmediğindenbahsetmiş ise de müvekkilinden bu parayı aradan geçen altı yıllık zaman içerisinde hiç bir şekilde talep etmediğini, bunun nedeni de hiç bir zaman fatura içeriği emtianın müvekkili şirkete teslim edilmediğini, normal koşullarda hiçbir tacirin satışını yaptığı bir emtianın bedelini altı yıllık bir süre içerisinde ne bir ihtarname ne bir icra takibi yada alacağını talebinin havi herhangi bir girişimde bulunmadan beklemesini normal olmadığını, müvekkili şirketin ne kaçak ne borca batık ne de borcunu ödemekten aciz bir işletme olmadığı, buna rağmen davacı alacaklının basiretli tacir gibi davranıp varlığını iddia ettiği alacağına ilişkin neden bir ihtarname bir mektup veya bir mesajla alacağını talep etmediğini veya borçlunun temerrüdünü sağlamadığını, bu durumun davacı alacaklının fatura içeriği emtiayı teslim etmemiş olmasından ötürü olduğunu, davalı alacaklı söz konusu faturalara ait düzenlenen irsaliyeli faturalara itiraz edilmediği iddiası ile davacının edimini ifa etmiş olduğunu saydığını, ayrıca söz konusu davaya esas olan fatura incelendiğinde: Vergi Usul Yasasının 230. maddesine göre faturada en az aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekmekte olup, bunun da ötesinde emtianın nereye teslim edildiğine ve teslim adresinin geçerliliğine dair de ciddi kuşkular olduğunu, zira mezkur faturadaki yazılı adres müvekkili şirkete ait adres olmadığı gibi malın tesliminin yapılabileceği bir adres de olmadığını, müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi varsa vergi dairesi ve hesap numarası faturadaki adres incelendiğinde böyle bir ikamet veya işyeri, depo adresi olamayacağını, söz konusu irsaliyeli faturada her nasılsa satıcının adı ünvanı vs. herşey açık lakin kime teslim edildi kim aldı taşıyan taşımaya yardımcı araç plaka bilgileri herhangi bir açıklık olmadığını, tüm bunlar değerlendirildiğinde malın davalı müvekkiline teslim edilmediği aşikar olduğunu, davacı alacaklı cari hesap alacağından bahsetmişse de tarafalar arasında cari hesap anlaşması da mevcut olmadığını, buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’ nın cari hesaba dair hükümleri uygulanamayacağını, taraflar arasındaki olayın izahına gelince, müvekkili şirketin tek hissedarı ve temsilcisi İran vatandaşı olan ... olup, kendisi ağırlıklı olarak İran da yaşamakta olduğunu, Türkiye'ye geçici süre gidip geldiğini, bu nedenle de Türk ticari piyasasına örf ve adetlerine yasal mevzuata hakimiyetinin olmadığını, bu nedenledir ki davacı alacaklı ile fatura konusu emtianın alımı satımı konusunda taraflar arsında görüşmeler yapıldığını ve tarafların mutabık kaldığını, davacı taraf faturayı müvekkili şirkete göndermiş olmasına rağmen fatura konusu emtiayı göndermediğini, müvekkili şirket sahibi ... birkaç kez aramış olmasına rağmen bu gün yarın oyalandığını, vaatlerine rağmen fatura konusu emtiayı müvekkiline teslim etmediğini, taraflar arasındaki emtianın teslimi talebi ve teslim edilmeyip müvekkili şirketin oyalanmasına dair sürece ilişkin olarak tanıkların mevcut olduğunu, özellikle davacının müvekkili şirketin sahibinin yabancı olması Türk hukukuna ticari örf ve adetlerine yabancı olmasından faydalanmak sureti ile müvekkilinin safiyane temiz inancını kullandığını, davacı alacaklı tarafın gerek icra takibinde gerekse dava dosyasında emtiayı teslim ettiklerine dair herhangi bir belge ortaya koymadığını, sadece soyut olarak müvekkili şirketin imzasını dahi içermeyen yasal şartlara haiz olmayan cari hesap alacağına dayandığını ve yine ayrıca aradan geçen altı yıl boyunca varlığını neden talep etmediklerine dairde bir izahatta bulunmadığını, tamamen maddi vakıa olan fatura içeriği emtianın teslim edilmediğine ve emtianın müteadit defalar davacı taraftan talep edilmiş olmasına rağmen müvekkili şirketin sürekli oyalandığına ilişkin olarak tanık dinletmek istediğini, davacı tarafın alacağını talepte bu kadar süre beklemesinin sebebi, şirket o dönemdeki şirket sahibi olan ...'nin şirketteki bütün paylarını satması sonucu şirketin yeni ortağı ve temsilcisi olan ...'ın devralmasını ve bununda eski şirket sahibi ... zamanında yapılan ve akamete uğrayan alım satıma dair işlemdeki hata ve eksiklikleri bilmemesinden faydalanmak sureti ile davacının haksız kazanç sağlama niyet ve gayesinden kaynaklandığını, açılan davanın reddine karar verilmesini ve davacı tarafa %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,SMMM ... tarafından düzenlenen raporda, dosya mevcudu belge, bilgi, takip dosyası, davacı yana ait 2015- 2016 ve 2020 yılları ticari defter -belgeleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde, dava konusunun, davacının davalı ile olan ticari faturaya bağlı cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından sunulan 2015- 2016 ve 2020 yılları ticari defterlerin T.T.K. Ve V.U.K. hükümleri doğrultusunda sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, takibe ve davaya konu edilen cari hesap özetinde kayıtlı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle (25.12.2020) 132.366,15 alacaklı olduğu, davalı yan tarafından, ticari defter ve belgeler incelemeye sunulmadığı için sahibi lehine delil niteliği konusunda değerlendirme yapılamadığı, davalının gerek cevap dilekçesindeki beyanları, gerekse BA/BS bildirim formları nazara alındığında; davacının 2015 yılında düzenlemiş olduğu fatura ile davacının takip konusu alacağına konu faturanın davalının kabulünde olduğunun değerlendirildiği, davacının davasında haklı görülmesi ve takibin devamına takdir edilmesi halinde, davacının takip tarihi (25.12.2020) itibariyle davalıdan olan asıl alacağına faiz talep edebileceği, tarafların inkâr tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin mahkemenin takdiri içinde kaldığı, neticeten, incelenen ticari defterler, faturalar ve tüm dosya içeriği çerçevesinde takip tarihi itibari ile davacının davalı yandan 132.366.15 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Davalı şirket ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine kati delil teşkil ettiği, davacının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan132.366,15 TL alacaklı olduğu, icra takibi ve dava konusu edilen tutarın ise 132.366,15TL olduğu, buna göre davacının, davalıdan icra takibi ve dava konusu edilen miktar kadar alacaklı olduğu, davaya konu faturaların davalı tarafça BA formları ile bildirildiği, davalı taraf ticari defterlerini sunmayarak HMK'nın 222. Maddeye kapsamında davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerektiği böylelikle icra takibine konu alacağın varlığı davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları ile ispatlandığı, hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan rapor da dikkate alınarak açılan davanın kabulü ile; K.çekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20'sine tekabül eden 26.473,23-TL'nin icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı alacaklı tarafından müvekkili şirket aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi .... sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağına dayalı olarak icra takibatı başlatıldığını, müvekkili firmaya ödeme emrinin tebliğ olunduğunu, müvekkiline tebliğ olunan ödeme emrine de yasal süresi içerisinde ve borçlu olmadığıklarına dair taraflarınca itiraz olunmakla takibin durdurulduğunu, davanın itirazın iptalinden kaynaklandığını, davacı ...'in, müvekkili aleyhine başlatmış olduğu takibin dayanağının cari hesap alacağı olarak gösterdiğini, ancak, davacı tarafın müvekkili şirket ile aralarında akdettikleri cari hesap sözleşmesini mahkeme dosyasına sunmadığını, bu nedenle davacı tarafın iddiasını dayandırdığı, yazılı cari hesap sözleşmesini ispat edemediğini, davacı tarafın, takibe konu faturanın irsaliyeli fatura olduğunu iddia ettiğini, ancak dosyadaki mezkur faturanın irsaliyeli olduğunu ispat edemediğini, davacı kötü niyete matuf olarak kendi lehine alacak ihdas ettiğini, açıklanan nedenlerle mahkemenin, 2022/510 karar sayılı kararının, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı, fatura konusu malların teslim edilip edilmediği noktalarındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası ile "11.12.2020 tarihli, 132.366,15 TL tutarlı cari hesap" nedeniyle 132.366,15 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 25.12.2020 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.Diğer tarafın 2. fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222/5. maddesi uyarınca taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticarî defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin ileri sürdüğü hususun ispatında münhasıran karşı tarafın defterlerine delil olarak dayandığı hâllerde uygulanacaktır. Ayrıca ticarî defterlerin ibraz edilmemesi durumunda ibrazı isteyen tarafın iddiasını ispatladığı kabul edilecek olup bu hususta hâkime takdir yetkisi tanınmamıştır.Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı )Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedeli ödenmediği iddia olunan dava konusu cari-açık hesabın dayanağı faturaya ilişkin mal satışı yapıldığını ileri sürülerek anılan hususların ispatı için diğer deliller yanında her iki tarafın ticarî defterlerine dayanıldığı, yargılama sırasında ticarî defterlerin ibrazı için mahkemece verilen süreler sonrasında ise davalı tarafça, herhangi bir mazeret ileri sürülmeksizin ticarî defterlerin dosyaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.Davacı tarafça ileri sürülen iddiaların ispatı için davalının ticarî defterleri yanında diğer delillere de dayanılmış olup davalının ticarî defterlerinin ibrazı ve bundan kaçınmanın sonuçlarına ilişkin olarak uygulama alanı bulacak olan düzenlemeler HMK’nın 219 ve 220. Maddeleridir. İleri sürülen hususların ispatında münhasıran davalı defterlerine dayanılmamış olması durumunda uygulanmayacak hüküm TTK’nın 83/2. maddesi olup somut olay bakımından HMK’nın 220. maddesi geçerliliğini korur(Yargıtay HGK'nın 17.02.2022 tarihi ve 2019/11-328 E. - 2022/154 K. sayılı kararı).Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 23.03.2017 tarihli, 2016/12244 E., 2017/2368 K. sayılı kararının da belirtildiği üzere davalının faturayı BA formuyla ilgili Vergi Dairesine bildirmesi faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine dair bir karine oluşturacak olup davacı yararına oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti ise davalıya aittir.Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacı tarafından düzenlenen takibe konu olan cari hesap ekstresine ait 25.08.2015 tarihli ... numaralı 122.561,00 TL+ KDV= 132.366,15 TL tutarlı faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının davalıdan takip tarihi1 132.366,15 TL alacaklı olduğu, davacının BS formlarında davalı adına KDV hariç 122.561,00 TL tutarlı 1 adet faturayı beyan ettiği, davalının BA formlarının incelenmesinde davacı şirkete ait KDV hariç 122.561,00 TL tutarlı 1 adet faturayı beyan ettiği tespit edilmiştir.Somut olayda, davacının 132.366,15 TL cari hesap alacağı nedeniyle davalıya takip yaptığı, davalının defter ve belgelerini sunmadığı, davacının defter ve kayıtla göre davalıdan 132.366,15 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olduğu, davalı, cari hesaba konu faturaları vergi dairesine BA formuyla bildirdiğinden artık fatura konusu malların teslim edilmediğini ispatlaması gerekmekte olup davalı tarafından buna dair herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı 132.366,15 TL olarak belirlenmiş olmakla, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.260,49 TL harcın, alınması gerekli olan 9.041,93 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.781,44 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/02/2026