T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1018 KARAR NO: 2026/572 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/12/2022 NUMARASI: 2020/756 Esas - 2022/1023 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1018 KARAR NO: 2026/572 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 29/12/2022 NUMARASI: 2020/756 Esas - 2022/1023 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/03/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; 06.05.2019 tarihinde ...A.Ş'ye ait ... plakalı servis otobüsünde yolcu olarak bulunan davacının meydana gelen trafik kazasında yaralandığını belirterek 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının ve 1.000,00 TL bakıcı giderinin, kaza tarihi olan 18.09.2016'dan itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 100.000,00 TL manevi tazminatın ise 18.09.2016 'dan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, yalnızca davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının davasının maddi tazminat yönünden konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü kısmen reddi ile 65.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar .... A.Ş.’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... ile davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının olduğunu, manevi tazminatın olayın acı, keder ve elemini ortadan bir nebze olsa amacıyla belirlenmesi gerektiğinden manevi tazminat bedelinin yüksek olduğunu ve indirilmesi gerektiğini belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;üvekkili şirketin meydana gelen kazada hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmamasına rağmen müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin araç üzerinde hiçbir fiil egemenliği bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının sebepsiz zenginleşme niteliğinde olacağını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş kaldığını ve manevi tazminatın ruhuna uygun olmadığını belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 06/05/2019 tarihinde saat 08.00 sıralarında davalı ...'un sevk ve idaresindeki davalı firmaya ait ... plakalı servis otobüsü ile TEM Otoyolu Kavacık istikametinde seyir halindeyken .......... ayrımına yaklaşık 200 metre kala plakasını bilinmayan bir aracın aniden önüne kırması üzerine fren yaptığı ve araca çarpmadığı, bu sırada arkasındaki sırada ve koridor tarafında yolcu koltuğunda oturan yolcu olan davacının kafasını şoför koltuğunun alt kısmında bulunan demire ve el freni kısmına çarpmasıyla yaralandığı ve bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği; İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporuna göre davalı sürücünün kazasının meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır.Davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilemediği, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-b maddesi düzenlemesine göre davacının yolcu olduğu araç bakımından emniyet kemeri zorunluluğunun bulunmadığı (Benzer yönde; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/3759 Esas -2021/4961 Karar sayılı kararı) anlaşıldığından, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılması na katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Davacının davalı ....... A.Ş. adına kesilen bilet ile kaza yapan servis otobüsünde yolcu olduğundan işleten sıfatıyla davacılara karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi, sürücünün kendi çalışanı olmaması da bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davalı ....... A.Ş. yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalıların istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalı ... ile davalı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... ile davalı .... A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.098,60 TL harçtan peşin alınan 1.105,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.993,25 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.098,60 TL harçtan peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,95TL harcın davalı .... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/03/2026