11. Ceza Dairesi 2024/2140 E. , 2025/1957 K. K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5587 Değişik iş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/5587 Değişik…
**11. Ceza Dairesi 2024/2140 E. , 2025/1957 K.** **"İçtihat Metni"** K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/5587 Değişik iş SUÇ : Resmi belgede sahtecilik İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/5587 Değişik İş sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 30.01.2024 tarihli ve 2023/9557 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/17557 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/17557 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve sahte özel belgeyi bilerek kullanma suçlarından şüpheli Elif Aydın hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 15/03/2017 tarihli ve 2016/36562 soruşturma, 2017/25651 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/05/2017 tarihli ve 2017/2755 değişik iş sayılı kararını müteakip, müşteki vekili tarafından yeni delil elde edilmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılarak kamu davası açılması talebi üzerine yapılan soruşturma evresi sonunda, müşteki vekilinin yeni delil iddialarının İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hakimliğince değerlendirmek üzere dosyanın sulh ceza hakimliğine gönderilmesine ve mükerrer nitelikteki şikayete dair İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/09/2021 tarihli ve 2021/165930 soruşturma, 2021/76587 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/09/2022 tarihli ve 2022/5587 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, müştekinin kendi imkanlarıyla Londra'da avukatlık bürosu ile yaptığı ortak çalışma neticesinde şüphelinin diplomalarının sahte olduğuna dair alınan cevabi yazılar göz önüne alınarak söz konusu diplomaların sahte olup olmadığının araştırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından, eksik soruşturmaya ve değerlendirmeye dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz hakkında belirtilen gerekçelerle soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 3. 5271 sayılı Kanun’un, 172 nci maddesinin ikinci fıkrasında; "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz." denilmektedir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli ... hakkında atılı suçtan yapılan soruşturma neticesinde, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2017 tarihli ve 2016/36562 Soruşturma, 2017/25651 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bahse konu karara yönelik itiraz üzerine, İstanbul Anadolu 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.05.2017 tarihli ve 2017/2755 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, şikâyetçi vekilinin 14.09.2021 havale tarihli dilekçesi ile yeni delil elde edildiği belirtilerek Cumhuriyet başsavcılığına hitaben dilekçe yazıldığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2021 tarihli ve 2021/165930 Soruşturma, 2021/76587 Karar sayılı kararı ile "...müştekinin şikayeti ile ilgili olarak Başsavcılığımızın 2016/36562 soruşturma, 2017/25651 karar numaralı kararında iddialar ile ilgili takipsizlik kararı verildiği, bu itibarla mevcut dosyadaki şikayetin mükerrer nitelikte olduğu, sulh ceza hakimliğinin yeni delil iddialarını CMK 172/2. maddesi gereğince değerlendirmesinin gerektiği..." gerekçesiyle yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın şikayetçi vekiline 04.10.2021 tarihinde tebliğini müteakip, şikayetçi vekilinin 06.06.2022 tarihli dilekçesi ile "...dosyanın arşive kaldırıldığını, oysa ki yeni delil talebini değerlendirmek üzere Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesinin gerektiği..." yönünde talepte bulunması üzerine, bu dilekçenin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz mahiyetinde olduğundan bahisle dosyanın Sulh Ceza Hakimliğine gönderildiği, İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/5587 Değişik İş sayılı kararı ile de kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, kararın 04.10.2021 tarihinde tebliğini müteakip, şikayetçi vekili tarafından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılan 06.06.2022 tarihli dilekçenin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz mahiyetinde bulunmadığı gözetilerek herhangi bir karar verilmemesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi belirtilen gerekçe ile kabul edilmiş, bununla birlikte; Dairemizin 07.10.2024 tarihli ve 2023/7151 Esas, 2024/11182 Karar sayılı ilamında yer alan ; "...şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil elde edildiğinden bahisle talepte bulunulması üzerine, öncelikle bu hususta Cumhuriyet savcısınca bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu iddiaların yeni delil mahiyetinde olduğunun kabulü halinde, soruşturmaya devam olunarak kamu davası açılması hususunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmesi durumunda bu hususta Sulh Ceza Hakimliğinden karar talebinde bulunulması, iddiaların yeni delil mahiyetinde olmadığının veya yeni delilin kovuşturma açılmasına yeter mahiyette bulunmadığının kabulü halinde ise, yeniden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu kararın da itiraza tabi olarak Sulh Ceza Hakimliğince denetlenmesi; yeni delilin varlığı nedeniyle doğrudan Sulh Ceza Hakimliğinden talepte bulunması halinde dahi, Sulh Ceza Hakimliğinin yeni delil olup olmadığının değerlendirilmesi için talebi soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığına iletmesi gerekecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, adli-idari nitelikte bir işlem olup, başka bir anlatımla karma nitelikte bir karardır. Bu nedenle, beraat kararında olduğu gibi kişi hakkında verildiği fiile ilişkin olarak kesin hüküm sonuçlarını doğurmamaktadır. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesin hüküm sonuçlarını doğurmaması, soruşturma makamının bu karardan her zaman keyfi biçimde dönebileceği ve kamu davası açabileceği anlamına da gelmemektedir. Kanun Koyucunun, 680 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası, 5271 sayılı Kanun'un 172/2. maddesi uyarınca getirdiği düzenlemeden de açıkça anlaşıldığı üzere, fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra aynı fiile ilişkin olarak kamu davası açılabilmesi için, "yeni delilin meydana çıkması" ile "bu hususta Sulh Ceza Hâkimliğince bir karar verilmesi" şartlarına bağlanmış ve bu hususlar kovuşturma şartı olarak belirlenmiştir. Bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısının, yeni elde edildiğinden bahisle soruşturma işlemlerine başlaması için, Sulh Ceza Hakimliğinden bu yönde bir izin almasına gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte, Cumhuriyet savcısı tarafından kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edildiği hususunda gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra talepte bulunulması halinde Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilecek karar, önceki kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddinden bağımsız yeni bir karar niteliğindedir...." şeklindeki açıklamalar ışığında, yeni delil bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise suç tarihi ve zamanaşımı hususları da değerlendirilerek gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.09.2022 tarihli ve 2022/5587 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.