Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve mahkeme kararının uygulanmaması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yargılamanın uzun sürmesi ve mahkeme kararının uygulanmaması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 16/12/2013 tarihinde Tekirdağ İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 22/4/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 16/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir. Bakanlığın 8/7/2014 tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş, başvurucular 5/8/2014 tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını sunmuşlardır. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucuların murisi 29/2/2000 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat etmiştir. Başvurucular 5/1/2001 tarihinde H.A., S.Ö., H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yuvaş A.Ş. ve Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü (Yurtkur) aleyhine Tekirdağ İş Mahkemesinde açtıkları davada, murislerinin davalılara ait işyerinde çalıştığı sırada verilen talimat üzerine sağlık ocağının kalorifer kazanının bulunduğu yere gittiğini, bu kısmın su ile dolması ve ortamda elektrik kaçağı bulunması nedeniyle elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini ileri sürerek maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmişlerdir. a. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca H.A. ve H.Ş. hakkında yapılan soruşturma sonucunda 20/12/2000 tarihinde, şüpheliler hakkında soruşturma izni verilmemesi nedeniyle takipsizlik kararı verilmiştir.b. Anılan karara yapılan itiraz, Kırklareli Ağır Ceza Mahkemesinin 12/1/2001 tarihli ve 2000/23 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. a. Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğünün (SSK), kazanın iş kazası olmadığı gerekçesiyle başvuruculara maaş bağlamaması üzerine başvurucu Meleke Kurcak, 10/9/2001 tarihinde SSK, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş. aleyhine Tekirdağ İş Mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açmıştır.b. Mahkemece 26/9/2003 tarihli ve E.2001/135, K.2003/112 sayılı kararla davanın kabulüne ve kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.c. Karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/3/2004 tarihli ve E.2004/265, K.2004/3023 sayılı ilamıyla onanmıştır. a. Başvurucu Meleke Kurcak 12/9/2005 tarihinde SSK aleyhine Tekirdağ İş Mahkemesinde açtığı davada, iş kazasına dayalı aylıkların geç ödenmesi nedeniyle bundan doğan zararın tazminini talep etmiştir.b. Mahkemece 15/5/2007 tarihli ve E.2005/298, K.2007/156 sayılı kararla davanın kabulüne karar verilmiştir.c. Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/12/2008 tarihli ve E.2007/17913, K.2008/16510 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Başvurucuların açtığı tazminat davası neticesinde Tekirdağ İş Mahkemesinin 10/6/2009 tarihli ve E.2001/3, K.2009/146 sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne; başvurucular Meleke Kurcak, Samet Kurcak ve Emre Kurcak için 567,95 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın; başvurucular Nazire Kurcak ve Hilmi Kurcak için toplam 000 TL manevi tazminatın davalılar H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş.den tahsiline karar verilmiştir. Başvurucular, anılan karara dayalı olarak Tekirdağ İcra Müdürlüğünün E.2009/9781 sayılı dosyasında davalılar aleyhine icra takibi başlatmışlardır. Tarafların kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/2/2011 tarihli ve E.2009/15241, K.2011/1563 sayılı ilamıyla tarafların manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının reddine ve maddi tazminatın hesaplanmasında hata yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda 14/12/2012 tarihli ve E.2011/83, K.2012/300 sayılı kararla başvurucular Meleke Kurcak, Samet Kurcak ve Emre Kurcak için 589,18 TL maddi, 000 TL manevi tazminatın; başvurucular Nazire Kurcak ve Hilmi Kurcak için toplam 000 TL manevi tazminatın davalılar H.Ş., Sağlık Bakanlığı, Yurtkur ve Yuvaş A.Ş.den tahsiline karar verilmiştir. Davalıların temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2013 tarihli ve E.2013/6442, K.2013/18966 sayılı ilamıyla hüküm onanmıştır. Karar 21/11/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular 16/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Tekirdağ İcra Müdürlüğünün 26/10/2015 tarihli yazısından icra dosyasında, toplam borç miktarının 129,60 TL olduğu, bu miktarın 160,91 TL’sinin Yurtkur tarafından, 968,69 TL’sinin Sağlık Bakanlığı tarafından ödendiği ve 13/10/2015 tarihinde dosyanın infaz edilerek işlemden kaldırıldığı anlaşılmıştır. B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” 6098 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.” 6098 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu'nun maddesi şöyledir:“(Değişik fıkra: 20/06/1987 - 3395/2 md.) İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve işgüvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya veya haksahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22nci maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı ... Kurumca işverene ödettirilir. (Ek cümle: 29/07/2003 - 4958 S.K./ md.) İşçi ve işveren sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.İş kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü birkişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.(Ek fıkra: 24/10/1983 - 2934/3 md.) Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kasdı veya kusuru bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez.” 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir.” 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Temyiz dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız çıktığı takdirde mahkümun bihi eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkümunbih olan nutuk ve eşyayı bir mevkii resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlakı haczedilmiş olmak şartiyle Mahkemei Temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir.Müstedi Devlet ise veya müzahareti adliyeye nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bila teminat icranın tehirine karar verilebilir.Nafaka hükümleri müstesnadır.Gayrimenkule ve buna mütaallik aynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz. (Ek:12/6/1979-2248/9 md.) Hükmün kesinleştiği; ilamın altına veya arkasına yazılıp tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir.” 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun maddesi şöyledir:“İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir. Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur.…” 2004 sayılı Kanun’un maddesinin fıkrası şöyledir: “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,…”