T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1837 Esas KARAR NO : 2025/1564 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/01/2022 NUMARASI : 2015/481 Esas, 2022/17 Karar BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/898 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: TAZMİNAT (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı H…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1837 Esas KARAR NO : 2025/1564 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 11/01/2022 NUMARASI : 2015/481 Esas, 2022/17 Karar BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2015/898 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA: TAZMİNAT (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 27/11/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DOSYA Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkiline ait işyerinin davalıdan alınan alarm sistemi ile korunduğunu, 26.04.2015 tarihinde işyerine gelen şahısların kepenk ve kapı kilitlerini kırarak işyerine girdiklerini ve içerisinde bulunan emtiayı çaldıklarını, şahısların binanın telefon ve internet kablolarını keserek ... sistemini devre dışı bıraktığını, davalı şirketin tanıtım broşürlerinde, siren kablosu kesilmesi ihtimalinde dahi siren içerisinde bulunan akü bitene kadar sirenin çalacağı ve bu aşamada alarm merkezine sinyal gideceği belirtilmesine rağmen, sirenin çalmadığını ve müvekkiline haber verilmediğini, hırsızlık nedeniyle uğranılan maddi zararın bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, yaşanan olay nedeniyle müvekkilinin büyük bir üzüntü ve ticari itibar kaybı yaşadığını ileri sürerek 500.000,00 TL manevi tazminat ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinde itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 09.03.2017 tarihli dilekçesi ile; sigortalı işyerinde malların giriş tutarı üzerinden ödenen sigorta tazminatını, malları aldığı şirkete ödenmesine muvaffakat ettiğini, hırsızlık nedeniyle kar marjının düştüğünü beyan etmiştir. Davalı vekili cevabında; talebin hırsızlık eylemini işleyen kişilere yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin işyerine sistem kurulumunu yaparak edimini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, hırsızların telefon ve internet kablosunu keserek sistemi etkisiz hale getirmesi nedeniyle müvekkili şirkete müdahale gerektiren bir sinyal ulaşmadığını, üçüncü kişilerin fahiş kusurlu müdahalesi nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince, dışardan müşteri veya sair üçüncü kişilerin herhangi bir müdahalesi ile hattın çalışılamaz hale getirilmesi nedeniyle davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi ve hizmet vermemesinden davalının sorumlu tutulamayacağını, sözleşmenin 4.2 maddesi gereğince, müşterinin sistemleri dışarıdan gelebilecek müdahalelere karşı koruması gerektiğini, sözleşmenin 5.3 maddesi gereği, alarm merkezinin sağladığı izleme hizmetine rağmen meydana gelebilecek hırsızlık olayından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, davacının da alması gerekli ve yeterli önlemleri alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte gerçek zararın ve stoklarda yer alan ürünlerin davacının zilyetliğinde bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, eşya zararında manevi tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYA Davacı vekili dava dilekçesi ile; sigortalı kullanımında olan işyerinin 26.08.2014 başlangıç tarihli İşyeri Sigorta Poliçesi ile müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, 26.04.2015 tarihinde işyerinin kilitlerini koparıp kepenklerini çıkaran ve giriş kapısını zorlayarak içeri giren hırsızların sigortalı işyerinde bulunan tekstil ürünlerini çaldığını, ekspertiz incelemesi sonucunda sigortalıya 22.06.2015 tarihinde 190.611,37 hasar tazminatı ödendiğini, sigortalı işyerinin davalı şirket tarafından sağlanan elektronik ... sistemi ile korunmasına rağmen, olay tarihinde sistemin çalışmadığını ve davalı şirketin ilgili mercilere ve sigortalıya gerekli bildirim yapmadığını, bu nedenle davalının hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 190.611,37 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; sigortalının da daha önce tazminat davası açtığını, halefiyet ilkesi gereği davacının sigortalıya yaptığı ödemeyi ispat ederek, sigortalının açtığı davaya devam etmesi gerektiğinden, eldeki davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sigortalının işyerine sistem kurulumunu yaparak edimini tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, hırsızların telefon ve internet kablosunu keserek sistemi etkisiz hale getirmesi nedeniyle müvekkili şirkete müdahale gerektiren bir sinyal ulaşmadığını, üçüncü kişilerin fahiş kusurlu müdahalesi nedeniyle müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, sigortalı ile yapılan sözleşmenin 5.4 maddesi gereğince, dışardan müşteri veya sair üçüncü kişilerin herhangi bir müdahalesi ile hattın çalışılamaz hale getirilmesi nedeniyle davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirememesi ve hizmet vermemesinden davalının sorumlu tutulamayacağını, sözleşmenin 4.2 maddesi gereğince, müşterinin sistemleri dışarıdan gelebilecek müdahalelere karşı koruması gerektiğini, sözleşmenin 5.3 maddesi gereği hırsızlık olayından müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını, sigortalının da alması gerekli ve yeterli önlemleri alıp almadığının araştırılması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte gerçek zararın ve stoklarda yer alan ürünlerin sigortalının zilyetliğinde bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davadan önce temerrüte düşürülmediklerinden ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; asıl dosyada; davacı ile davalı ... şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin 3.4 maddesinde; davalının elektronik ... sistemlerinden gelen sinyalleri 365 gün ve 24 saat boyunca izlemeyi, teknik problemlerde davacıya 7 gün 24 saat telefonla destek hizmeti vermeyi taahhüt ettiği, olay tarihinde faillerin apartman girişindeki ana kabloyu kestikleri, iki saat boyunca sinyal kesintisi olmasına rağmen, bu olağandışı durum ile ilgili davacıya veya davacının bildirdiği kişi ve kuruluşlara haber vermeyen davalının sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmeye aykırı davranan davalının sözleşmenin 5.4 maddesinde yer alan hırsızlıktan sorumlu tutulamayacağına dair sorumsuzluk kaydından yararlanamayacağı, alınan bilirkişi raporuna göre asıl dosyada davacının kar mahrumiyeti zararının 977,70 TL olarak hesaplandığı ve bu miktarın davalıdan tahsili gerektiği, davalının sözleşmeye aykırı eylemi, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceğinden, manevi tazminat talebinin reddi gerektiği; birleşen dosyada; sigortalının talimatı ile hasar tazminatının sigortalıya tekstil ürünleri veren firmaya ödendiği, alınan bilirkişi raporuna göre yapılan ödemenin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, bu nedenle birleşen dosyada davacı sigorta şirketinin ödediği 190.611,37 TL'nin davalıdan rücuen tahsili gerektiği, sigortalı ile davalı ... şirketi arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle alacağa olay tarihinden itibaren faiz yürütülemeyeceği, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürmediği, davacının tacir de olmadığı, bu nedenle asıl ve birleşen davada alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle asıl davada davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 977,70 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen davanın kabulü ile 190.611,37 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Asıl dosyada davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin kar marjı yüksek olan eski sezon mallarını mağazasına doldurduğunu, henüz 4 aydır açık olan mağazada daha fazla kar elde edebilecek iken hırsızlık nedeniyle kardan mahrum kaldığını, sadece birkaç aylık vergi kaydına bakarak maddi tazminatın düşük belirlendiğini, davalının kusurlu hizmeti nedeniyle yaşanan hırsızlık olayında müvekkilinin kişilik haklarının zedelendiğini, bu nedenle manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesini talep ve istinaf etmiştir.Birleşen dosyada davacı vekili istinaf nedenleri olarak; rücuen tazminat alacağına ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanması istenmişse de, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini, sigortalıya ödenen hasar tazminatının hasar sorumlusundan rücuen tahsilini ödeme tarihinden işleyecek faizi ile birlikte talep edebileceklerini, ayrıca sigortalı ile davalı ... şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğunu ve ticari işte alacağa avans faizi uygulanması gerektiğini belirterek birleşen davada kararın kaldırılmasını ve faiz taleplerinin de kabul edilmesini talep ve istinaf etmiştir.Asıl ve birleşen dosyada davalı vekili istinaf nedenleri olarak; asıl davada davacının kar mahrumiyeti talebi olmadığını, çalındığı iddia edilen malların davacıya değil, üçüncü kişiye ait olduğunu, müvekkili şirketin hırsızlıkta kusuru bulunmadığını, bu nedenle asıl davanın tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini; birleşen dosya davacısı sigorta şirketinin sigortalıya değil, üçüncü kişiye ödeme yaptığını, malların üçüncü kişiye ait olması nedeniyle sigortalının zararının bulunmadığını, üçüncü kişiye yapılan ödemenin hatır ödemesi olduğunu, halefiyet şartının gerçekleşmediğini belirterek kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Asıl dava, davacıya ait işyerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle davalı ... şirketinden sözleşmeye aykırılık iddiasıyla maddi ve manevi zararın tazmini istemi, birleşen dava, aynı hırsızlık nedeniyle çalınan tekstil ürünleri için ödenen sigorta tazminatının davalı ... şirketinden rücuen tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece; elektronik ... sistemlerinden gelen sinyalleri 365 gün ve 24 saat boyunca izlemeyi taahhüt eden davalı ... şirketinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle hırsızlık sonucu oluşan zarardan tamamen sorumlu olduğu, davalının sözleşmeye aykırı eyleminin asıl dosyada davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği gerekçesiyle asıl davada davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 977,70 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin ve davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen dosyada davanın kabulü ile 190.611,37 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, asıl ve birleşen dosya davacıları ile, asıl ve birleşen dosyada davalı ... şirketi hükmü istinaf etmiştir. 1-Asıl Dosya a-Davalı şirketin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Mahkemece davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 977,70 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin ve davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir. Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yeniden değerleme sonucunda karar tarihi 2022 yılı için kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur. HMK'nun 352. maddesinde; "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir.Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre, somut olayda davanın kabulüne karar verilen miktar 977,70 TL olup, karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının (8.000,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davalının istinaf hakkının olmadığı anlaşıldığından, davalının asıl dosyada istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.b-Davacının istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Davacı maddi tazminat zararlarının eksik belirlendiğini ve manevi tazminat talebinin de kabul edilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.İlk derece mahkemesinde alınan 22.11.2017 tarihli kök rapor ile 15.08.2018 tarihli ek raporda, davacının hırsızlık nedeniyle uğradığı kar mahrumiyeti zararı 977,70 TL olarak hesaplanmıştır.Anılan raporlar davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itirazda bulunmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır."Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)Somut olayda anılan bilirkişi raporları davacıya tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle raporlarda belirlenen alacak miktarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinde, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer taraftan sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesinin davacının kişilik haklarına saldırı da teşkil etmediği gözetildiğinde, Mahkemece davacının manevi tazminat talebinin reddedilmesi de yerindedir. Bu nedenle asıl dosyada davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.2-Birleşen Dosyaa-Davalı şirketin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Birleşen dosyada davacı sigorta şirketinin ödediği 190.611,37 TL sigorta tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmiş, davalı ... şirketi, çalınan malların sigortalıya ait olmayıp, sigortalının zararının bulunmadığı, yapılan ödemenin teminat dışı ödeme olduğunu belirterek hükmü istinaf etmiştir.Sigortalının kullanımında olan işyerinin 26.08.2014 başlangıç tarihli İşyeri Sigorta Poliçesi ile davacı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, 26.04.2015 tarihinde işyerinde yaşanan hırsızlık olayında işyerinde bulunan tekstil ürünlerinin çalındığı, davacı sigorta şirketinin ekspertiz incelemesi sonucu sigortalının muvaffakati ile dava dışı şirkete 190.611,37 hasar tazminatı ödediği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında sunulan belgelere göre, sigortalının dava dışı ... Spor firmasından irsaliye ile aldığı malları işyerinde satışa sunduğu, ürünler satıldıktan sonra kar aldığı anlaşılmaktadır. Davacı sigorta ile sigortalısı arasında yapılan poliçede işyerinde bulunan emtia için hırsızlık teminatı verilmiş, hasar tazminatı da sigortalının muvaffakati ile dava dışı şirkete ödenmiştir. Bu durumda Mahkemenin, sigortalının muvaffakati ile üçüncü kişiye yapılan ödemeyi teminat kapsamında olduğunu kabul etmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.b-Davacı sigorta şirketinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Davacı hükmedilen alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmü istinaf etmiştir.Sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan rücu alacaklısı davacı sigorta şirketinin, üçüncü kişi konumunda olan sigortalısına ödeme yaptığı tarih itibariyle, rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup ayrıca temerrüde düşürülmüş olmasına gerek olmadığından, faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece birleşen dosyada hükmedilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanması doğru olmamıştır. Ayrıca davacı sigortacının haklarına halef olduğu sigortalı ile davalı ... şirketi arasında ... sözleşmesi bulunduğu, alacağın sözleşmeye aykırılık iddiasına dayandığı ve sözkonusu sözleşmenin de ticari iş niteliğinde gözetildiğinde Mahkemece alacağın avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi de doğru değildir. Sonuç olarak asıl dosya yönünden davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine, davacının istinaf başvurusunun, asıl dosyada verilen hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine; birleşen dosya yönünden davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince birleşen dosyada ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-ASIL DOSYA 1-Davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davacının istinaf başvurusunun, asıl dosyada verilen hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı Börçin Mustafa ... tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın adı geçen davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı ... ... Hizmetleri A.Ş tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,B-BİRLEŞEN DOSYA1-Davalı ... şirketinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı ... Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/481 Esas, 2022/17 Karar ve 11/01/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince birleşen dosya yönünden KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,a)Birleşen davanın KABULÜ ile, 190.611,37 TL maddi tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 13.020,67 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 3.255,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.765,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan toplam 6.047,27 TL yargılama gideri ve harç masrafının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı ... Sigorta A.Ş tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davalı ... ... Hizmetleri Anonim Şirketinden tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... ... Hizmetleri A.Ş tarafından yatırılan 3.256,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.640,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde adı geçen davalıya İADESİNE,5-Davacı ... Sigorta A.Ş tarafından karşılanan 301,40 TL istinaf harçları ile yapılan 217,50 TL istinaf yargılama giderleri olmak üzere toplam 322,90 TL'nin davalı ... ... Hizmetleri Anonim Şirketinden alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27/11/2025