9. Ceza Dairesi 2021/16411 E. , 2025/775 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında iki ayrı tarihte çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan ayrı ayrı ber
**9. Ceza Dairesi 2021/16411 E. , 2025/775 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Ceza Dairesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Suça sürüklenen çocuk hakkında iki ayrı tarihte çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan ayrı ayrı beraatine dair verilen hükümlerin istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Özetle, eksik inceleme ile karar verildiğine, hatalı değerlendirme yapıldığına, katılan mağdurenin beyanlarının uyumlu olduğuna, aralarında iftira atmayı gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmadığına, katılan mağdurenin şikayet sonrası intihara teşebbüs ettiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289. maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve temyiz dilekçesinde belirtilen nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, gerçekleştirilen yargılamaya, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında katılan mağdure vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesiyle sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Trabzon 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmünün onanmasına karar verilmiş ise de; 25/12/2019 tarihinde 6. sınıfa giden katılan mağdurun öğretmeni tanık ...'nün öğretmen masasında mağdur tarafından yazılmış "dertlerim ve ben" başlıklı, altında mağdurun imzası ve ismi bulunan bir kağıt bulduğu, öğretmenin durumu yetkililere bildirmesi üzerine soruşturmaya başlandığı, dosya içerisinde bulunan mağdur tarafından yazılmış yazıda mağdurun amcasının oğlu olan SSÇ'nin kendisine tecavüz ettiğinden bahsettiği, mağdur ile SSÇ'nin aynı apartmanda altlı üstlü oturdukları, olay ortaya çıkmadan önce ailece görüştükleri, aileler arasında husumet bulunmadığı anlaşılmaktadır. Katılan mağdurun aşamalardaki samimi ve istikrarlı ifadelerinde kuzeni ... ile aynı apartmanda oturduklarını, ikinci sınıfa giderken ...'un kendisini özel şeyler konuşacağını söyleyerek odasına çağırdığını, odasında ...'un kendisini yanına çağırmasıyla ...'un yatağına oturduğunu, ...'un yanına iyice yaklaşarak elini yanağına koyduğu ve yanağından öptüğü, "seni biz çok seviyoruz, sana destek çıkacağız, sen gelecekte istediğin mesleği yapacaksın" dediği, akabinde dudağından öptüğünü, elini dizine koyarak ellerini yukarı doğru çıkardığını, "yaptığım bu hareketleri yanlış anlama, zaten ben birazdan dışarı çıkacağım" dediği ve kıyafetlerinin üzerinde göğüslerini ve kalça bölgesini ellediğini, bu eylemlerin 10-15 dakika kadar sürdüğünü, odadan çıkarken de olanları kimseye söylememesi, söylerse ailesine kötü şeyler olacağını söylediğini, ...'un bu dokunmalarının iki ay boyunca sürdüğünü, iki ay boyunca 5-6 kez bu şekilde dokunmaları olduğunu, dokunmalarının genelde apartmanın kalorifer dairesinde olduğunu, kalorifer dairesine gittiklerinde ...'un kendisini yanağından ve dudağından öptüğünü, kıyafetlerinin üzerinden göğüs ve kalça bölgesine dokunduğunu ayrıca bu olaylardan 2 sene sonra yani 4. Sınıfa geldiğinde de ...'un yine kendisini kalorifer dairesine çağırdığı ve yine göğüs ve kalça bölgesine dokunmaya çalıştığı ancak ...'un boynuna elini dayayıp karnına da tekme atarak dokunmasını engellediğini, son olarak 2019 yılının ocak ayında da ...'un yine ders çalışırken yanına geldiğini ve " ben o hareketleri sana yaparken alkollüydüm, bilerek bilinçli şekilde yapmadım" dediğini ve o gün ...'un kendisine herhangi bir dokunması olmadığını, ...'un aile bireylerinin yanındayken kendisine abi gibi davrandığını ancak yalnızken farklı davrandığını beyan etmiştir. Mağdurun dinlendiği duruşmada hazır bulunan ...'nun 24.09.2019 tarihli raporuna göre mağdurun fiziksel ve bilişsel gelişiminin, içerisinde bulunduğu gelişme dönemi ile uygunluk gösterdiği, adli görüşmeye başlamadan önce gerçek – yalan ayrımını yapabilirliğini ölçmek amacıyla sorular sorulup ve alınan cevaplardan bu yeterliliğe sahip olduğunun görüldüğü, bilişsel olarak olay, olgu ve fenomenler arası ilişkiler bütünü oluşturabildiği, kendisine yönlendirilen sorulara amaca uygun cevaplar verebildiği, dosya içeriğindeki olayın yaşanması sonrasında çocuğun suisid (intihar) eyleminin bulunduğu, dönemsel olarak çocuğun .... Çocuk ve ... Ana Bilim Dalı'nda tedavi gördüğü belirtilmiştir. Mağdurun soruşturma aşamasında ...'de ifadesinin alındığı ... Hastanesi Çocuk Koruma ve İzlem Merkezi tarafından mağdur hakkında düzenlenen Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda, mağdurun verdiği bilgilerin birbiriyle uyumlu tutarlı olduğu, yaşıyla uyumlu bilişsel ve sözel yetiye sahip olduğu, kendisini rahat ifade edebildiği, spontan, açık ve detay içeren bir ifadesi olduğu belirtilmiştir. SSÇ aşamalarda atılı suçu kabul etmemiş ancak mağdurla aralarında bir husumet bulunmadığını, zaman zaman şaka amaçlı birbirlerine vurduklarını, ona kendini nasıl savunacağını öğrettiğini, bu amaçla yumruklaştıklarını, zaman zaman evlerinin kalorifer dairesine indiğinde mağdurun da oraya geldiğini ancak cinsel eylemde bulunmadığını, bir keresinde mağdurun abisini özlediği için kendisine sarıldığını onu teselli ettiğini beyan etmiştir. Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasıdır. Hukuk yargılamasından farklı olarak ceza yargılamasında vicdani delil sistemi geçerli olup maddi vakıa her türlü delille ispatlanabilir. Suç mağdurları aynı zamanda eylemin birinci dereceden tanığı konumunda olup beyanları maddi vakıanın ispatlanması açısından önemli bir delil kabul edilmektedir. Mağdur beyanından başka delil bulunmadığı durumlarda mağdur beyanı tek başına yeterli görülerek suçun ispatlanması mümkündür. Bunun için mağdur beyanının kendi içinde tutarlı olup olmadığı, mantık çelişkisi içerip içermediği, aşamalardaki beyanların birbiriyle tutarlı olup olmadığı, mağdur ile sanığın önceye dayalı husumeti bulunup bulunmadığı, mağdurun yaş küçüklüğü veya akıl zayıflığı nedeniyle olayları kavramada ve ifade etmede bir engelinin bulunup bulunmadığı gibi bir takım kriterlere göre değerlendirilerek şayet mağdurun anlatımları tutarlı, samimi ve inandırıcı ise sübuta esas alınarak fail hakkında mahkumiyete yeterli delil kabul edilmektedir. Yargıtay 14.Ceza Dairesi'nin 18/02/2020 tarih 2018/7128 Esas 2020/1285 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; " ..Ceza yargılamasının esas amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu bakımdan hakim davayı muhakeme kuralları gereğince huzurunda görecek, olayı ilk günkü haline götürecek bu konuda yüz yüzelik ilkeleri gereğince sanık ile mağduru dinleyecek ve gözlemleyecek, elde ettiği delillerle vicdani kanaati ile hüküm kuracaktır. Delil tüm davalarda hükme ulaştıracak kurucu unsurdur. Bu bakımdan en hassas suçlar cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarıdır. Bu suçlarda mağdur ile sanık arasında geçen eylem genellikle yapısı gereği tanık olmadan ve bariz delil bırakılmadan işlenen suçlardır. Bu açıdan davanın temelini oluşturan delillerden en önemlileri, Yargıtayca mağdur beyanı, doktor raporları, psikolojik inceleme evrakları, sanık ve mağdurun bulundukları çevre, aralarındaki yakınlık ve husumet incelemeleri olarak kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi gereğince kararlarına uyulması gereken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin inceleme kriterlerinde ise; mağdurenin beyanları çok önemli görülmüş, beyanlarını ana delil olarak kabul etmiş davayı gören mahkemeye ise bunu test etme yükümlülüğü yüklemiştir. (P.S/Almanya kararı 04.09.2011) Öte yandan tanıdık kişiler (akraba, komşu, öğretmen, iş arkadaşı, amir v.b) tarafından gerçekleştirilen cinsel istismar ve saldırı vakalarında, mağdurların bu kişilerle olan geçmiş ilişkileri, yakınlık düzeyleri olay öncesi ilişkilenme biçimleri ve daha sonra mağdur ile aynı çevrede kalmaya devam etmeleri, sebebiyle ivedi biçimde şikayette bulunmamaları mağdurun aleyhine yorumlanmamalıdır. Çünkü bu kişiler hakkında yasal müracaatta bulunma konusunda tereddüt yaşadıkları ve yabancı failler konusunda gösterdikleri kararlılıkları kimi zaman gösteremedikleri bilinen bir gerçeklik olarak kabul edilmiştir..." Somut olayda mağdurun baştan itibaren ayrıntılı, samimi ve tutarlı beyanlarda bulunduğu, olayların birden çok defa yaşanması ve üzerinden geçen zaman dikkate alındığında mağdurun bazı ayrıntıları unutması mümkün olduğundan beyanları arasında kısmi çelişkiler bulunmasının normal olduğu, duruşmada hazır bulunan adli görüşmeci ve ... ifadesinin alındığı ... Hastanesi Çocuk Koruma ve İzlem Merkezi tarafından düzenlenen Adli Görüşme Değerlendirme Raporunda mağdurun samimi ve tutarlı anlatımda bulunduğunu bildirdikleri, mağdur beyanının kısmen de olsa SSÇ tarafından doğrulandığı ve zaman zaman baş başa kalıp şaka amaçlı birbirlerine vurduklarını, kalorifer dairesine birlikte indiklerini, bir keresinde mağdura teselli amaçlı sarıldığını ikrar ettiği, mağdur ile kuzen olan SSÇ ve ailesi arasında bu denli ağır bir suç isnadını gerektirir husumet bulunmadığı nazara alındığında mağdurun iftira kastıyla hareket etmesinin söz konusu olmadığı, olayın intikal şeklinin doğal ve benzer olaylarda olduğu gibi ilk olarak öğretmene anlatım üzerine gerçekleştiği hususları hep birlikte dikkate alındığında SSÇ'nin atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek kurulan beraat hükmünün bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.