Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde Diyarbakır 2. İş Mahkemesinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde Diyarbakır İş Mahkemesinde açtığı tazminat davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 23/8/2013 tarihinde Diyarbakır İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Birinci Bölümün 22/11/2013 tarihli ara kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 14/1/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, fabrika inşaatında işçi olarak çalıştığı sırada, 10/2/2002 tarihinde iç duvar sıvası yaparken iskeleden düşerek yaralanmıştır. Başvurucu, 21/10/2002 tarihinde güvenlik önlemlerini almadığı iddiasıyla işveren aleyhine Diyarbakır İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Diyarbakır İş Mahkemesinin kurulmasından sonra dava dosyası Diyarbakır İş Mahkemesine devredilerek, anılan Mahkemenin 2006/518 esas sayılı dava dosyasında yargılama yapılmıştır. Mahkemece, 11/12/2009 tarih ve E.2006/518, K.2009/750 sayılı kararla; başvurucunun sürekli iş göremezlik maluliyet oranının % 47 olduğu, maddi zararın Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerle karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Taraflarca temyiz üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 4/10/2011 tarih ve E.2010/4355, K.2011/7585 sayılı kararıyla; Mahkemece maddi tazminatın hesaplanmasında SGK tarafından belirlenen % 62 sürekli iş göremezlik oranı dikkate alınarak davanın reddine karar verildiği halde, manevi tazminatın tayininde bu oran yerine, Mahkemenin kendi tespiti olan %47 sürekli iş göremezlik oranının dikkate alınması doğru görülmemiş, hüküm bu nedenle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 19/4/2012 tarih ve E.2012/138, K.2012/259 sayılı kararla; başvurucunun sürekli iş göremezlik maluliyet oranının % 62 olduğu gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine, 000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Dairesinin 14/1/2013 tarih ve E.2012/20690, K.2013/28 sayılı kararıyla hüküm onanmıştır. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, 14/1/2013 tarihinde kesinleşmiştir. Karar, 24/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri uygulanır.” 30/1/1950 tarih ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur.” 5521 sayılı Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas hakkında hüküm verilir.” 5521 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”